Ermenistan’da son durum ne?

Yapılacak seçim ve getireceği sonuç, Ermenistan’daki siyasi türbülansı bitirebilir mi? Söylem olarak Türkiye konusunda daha ılımlı olan Paşinyan yeniden seçilebilir mi? İşte Karabağ Savaşı sonrası Ermenistan'daki son durum...

ALİN OZİNİAN 07 Nisan 2021 YAZARLAR

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, 20 Nisan ve 5 Mayıs tarihleri arasında istifa edeceği bildirildi. Ermenistan parlamentosunun feshedilmesi ve erken seçimlerin yapılması amacıyla bu istifanın gerçekleşmesi gerekli, kısaca prosedür gereği bir istifa bu.

Çevre Bakanı Romanos Petrosyan ve Başbakan Başdanışmanı Arayik Arutyunyan’ın koordine edeceği açıklanan seçim kararı artık nihai. Paşinyan, parlamento içindeki ve dışındaki siyasi güçler ile görüşerek, “ülke çıkarlarından kaynaklan” bir karar verdi, 20 Haziran’da parlamento erken seçimleri yapılacak.

Peki bu seçim ve getireceği sonuç, Ermenistan’daki siyasi türbülansı bitirebilecek mi hala kocaman bir soru işaret olarak karşımızda duruyor.

Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı “Karabağlı” Koçaryan, bir blok oluşturarak yeni seçime gireceğini ilan etti. Rusya’nın birinci kanalında, ünlü Vladimir Pozner’in programında konuşan Koçaryan “Ülkeyi 10 yıl yönettim, fakat bir partiye bağlı değilim” dedi. Koçaryan, blokta kimler olacağından bahsetmese de, kulislerde şu anda parlamento dışı ve oy oranı oldukça düşük olan Taşnaktsutyun partisi ile blok oluşturacağı konuşuluyor.

Paşinyan’ın “tahtından” ettiği Serj Sarkisyan ise sessiz, o seçime girecek mi henüz belli değil lakin yine sayıca çok az olan seçmenini Koçaryan’a kaptırmak istemeyeceği kesin.

Paşinyan’a muhalefet eden sayıca az ama “sesi çok çıkan” iki güç var. Biri anlaşıldığı gibi Koçaryan diğeri ise Sarkisyan’ın eski Vatikan büyükelçisi ve hala “muhalif” medyanın tüm iplerini elinde tutan damadı, Mikayel Minassian.

Ailesi Sovyet Ermenistan’ın entelektüellerinden olan Minassian “Karabağlı” kayınpederinin gözünde önemli ve sözü dinlenir bir figür. “Aklı başında, eğitimli, dünya görmüş, genç” bir üye olan damat Minassian hakkında devam eden hukuksuz gelirleri ve mal varlığı ile ilgili farklı davalar var, hakkında yakalama kararı çıkan Minassian’ın Rusya’da saklandığı düşünülüyor.

Paşinyan’ın parlamento içerisinde ise iki temel rakibi var. İlki, iş adamı oligark Tsarukyan ve ikincisi Paşiyan’ın eski arkadaşı Aydınlık partisi başkanı Marukyan. İkisinin teorik her an Koçaryan’a birleşme olasılığı olsa da, bu şans oldukça düşük, pek olası değil.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan.

Son yapılan anketlerde Paşinyan’ın oyu yüzde 33, Koçaryan’ınki ise yüzde 2. Koçaryan’a olası birleşecek olan Taşnaktsutyun’un ise oy oranı yüzde 1.

Cumhuriyetçilerin yani eski cumhurbaşkanı Serj Sakisyan’ın oy oranı yüzde 1, parlamentodaki Tsarukyanın oyu yüzde 3, Parlak Ermenistan’ınki ise yüzde 1’in altında.

Kısaca, Koçaryan ve tüm “diğerlerinin” şu andaki toplam olası oyu yüzde 10 etmiyor. Paşinyan karşısında birbirleri ile yan yana gelemeyecekler bile yan yana gelse oylar yüzde 10’u bulamıyor.

Fakat, unutmamak lazım, aynı ankete göre yüzde 12 kararsız, yüzde 40 ise “kimseye oy vermeyeceğim” diyor. Kısaca, bu yüzde 52 seçimin gidişatına yön verecek.

Bu yüzde 52’ye muhalifler “vaadlerde” bulunabilirler, oylarını satın almak isteyebilirler, ve daha bir çok kirli yola baş vurabilirler. Geçmiş seçimlerde ve seçim öncesi bugünlerde yaptıkları gibi.

Seçime yön verecek önemli konulardan biri ise “Türk” konusu. Türk konusu ne demek biraz bunu açmak gerekli.

Öncelikle tabanı da dahil Karabağ savaşının sonucundan Ermenistan’da hemen hemen kimse doğal olarak memnun değil. Toprak kaybı bir yana, bu kadar can kaybının, hala geri alınmayan esirlerin acısı insanların yüreğindeyken, geçmiş hükümetlerin sorumsuzluklarının, bu işi masada çözecek bir siyaset geliştirememiş ya da olası bir savaşa hazırlık yapmamış olmamalarının yanı sıra, resmi muhatap Paşinyan.

Koçaryan taraftarı muhalefet sayıca az olsa da, sesleri sayılarına göre gür çıkabilen bir grup. Ve bu muhalefetin son günlerdeki en büyük “kozu” Paşinyan’ı “Türkiye sevdalısı” hatta “Türk” olarak suçlamak.

Koçaryan, Dağlık Karabağ’daki savaşı ‘tamamen farklı bir senaryo’ ile durdurmanın mümkün olduğunu, ancak Paşinyan’ın bu sorumluluğu almadığını belirtirken, yandaşları her an sosyal medya başta olmak üzere Paşinyan’ı “hainlikle” suçluyor.

Seçim öncesi Paşinyan karşıtlarının en temel argümanı, Paşinyan’ın yakında Türkiye ile sınır açacağı ve ilişkilere başlayacağı ve dolayısı ile kendilerinin ülkenin direksiyonunu acilen almaları ve bu “musibetten” ülkeyi kurtarmak gerektiği.

Bu argüman hem teknik hem siyasi olarak tutarlı değil. Türkiye-Ermenistan sınırını tek taraflı olarak kapatan Türkiye, bugün o sınırı açma kararı verirse Paşinyan ne yapabilir? Bu sefer de ben mi kapıyorum diyecek?

Koçaryan bunu derken kendi varisi Sarkisyan’ın Türkiye ile önkoşulsuz protokoller imzaladığının, 30 yıllık bağımsızlık tarihinde Türkiye-Ermenistan normalleşmesine en yaklaşılan dönemin o dönem olduğunu, hatta o dönem sadece bu yüzden Cumhuriyetçiler ve koalisyon ortağı Taşnaktsutyun’un arasının açıldığını hatta Taşnaktsutyun’un koalisyonu terkettiğini unutmuşa benziyor.

Söylem olarak bakacak olursak ise Paşinyan Türkiye konusunda daha ılımlı, evet. Pozitif değil ılımlı çünkü diğerlerinin dili düşmanca.

Örneğin, geçen hafta Paşinyan’ın iktidardaki Benim Adımım İttifakı’nın Başkanı Lilit Makunts, Türkiye’nin Ermenistan’a karşı düşmanca ve agresif politikalarından vazgeçmesi durumunda, Ankara ile diplomatik ilişkileri kurmaya hazır olduklarını belirtti.

“Türkiye küçük adımlarla da olsa tutumunu gözden geçirmeye başlarsa bu, Ermenistan’a ilişkileri kurma konusunu değerlendirmek için bir temel oluşturur” dedi.

Erdoğan rejiminin 24 Nisan öncesi köşeye sıkıştığı ve Ermenistan’dan olumlu sinyal beklediğini geçen yazıda anlatmıştım. Tüm bu olup bitenlerin yanı sıra, savaşın yıkımının taze, ölenlerin yasının hala çok canlı olduğu bu günlerde Makunts’un benzer söylemleri Ermenistan ve Ermeni halkının iyiliği açısından doğru mu yanlış mı, gerekli mi, bu başka bir tartışma konusu tabi ki.

Seçimlerdeki ikinci önemli faktör güvenlik. Buna Ermenistan ordusunun güçlendirilmesi ve Rusya ile ilişkiler konuları eşlik ediyor.

Paşinyan, “askeri müdahale belgesi” olarak görülen yazılı açıklamayı yayımlayan Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden alıp, geçen haftalarda yerine yeni Genelkurmay Başkanı’nın Artak Davtyan’ı atadı. Gasparyan’ın ve bir çok üst düzey askerin imzaladığı belge, bana göre Koçaryan destekli muhalefetin askerler ile yaptığı “Rusya’ya göz kırpalım, belki destek gelir” denemesinden fazlası değildi.

Paşinyan’ın karşısındaki muhalefetin en büyük umudu Rusya. Daha doğrusu Rusya’nın Paşinyan’ı devirmesi. Gelin görün ki bugüne kadar Rusya’yı okumayı bilenler, Rusya’nın Paşinyan’ı devirmek için herhangi bir planı ya da arzusu olmadığını gördüler.

Paşinyan’ın iflah olmaz bir “Batı aşığı” olduğundan dolayı Rusya’nın onu devireceği tezi 2 senedir en çok Türkiye’nin ve Ermenistan muhalefetinin gündeminde ama Rusya’dan “tık” yok.
Son savaş, Batı’nın Karabağ konusunda en uzakta kaldığı gelişme oldu. Madem Batı ve Paşinyan bu kadar samimiydi, neredeydi Batı?

Savaşının ilk gününden beri tekrar ettiğimi bir daha edeyim. “Ermenistan’ı kimin yönettiği Rusya’nın umrunda bile değil”, çünkü Ermenistan’ın temel politikaları ilk günden bu yana güvenlik zafiyeti ile şekillenmiş durumda.

Yeni gelecek bir hükümetin, bu politikaları değiştirmeye “hakkı” yok. Paşinyan’ın da yoktu ve özetle Paşinyan eski rejimlere düşman olsa da Ermenistan’ın dış politikasında hiçbir şey değiştirmedi.

7 Nisan’da Paşinyan, Moskova’ya resmi bir ziyaret çerçevesinde gidip Putin ile iki ülke arasındaki güvenlik, ticaret ve enerji anlaşmalarını görüştü. Karabağ ateşkesi ile ilgili anlaşmanın gelecek adımlarının üzerinden geçildi. Kısaca, Rusya’yı “üzecek” herhangi bir yaramazlık yok.

Rusya ile Ermenistan arasındaki bu değişmez siyasete benzer bir ilişki, Türkiye ve Ermenistan arasında da var. Türkiye, 30 yıl önce de Azerbaycan yanlısı politikası sebebi ile sınırı kapatmış bulunuyor. Sınırı açacak olan Türkiye, burada Ermenistan’daki hükümetlerin yapabileceği pek bir şey yok…

Ermenistan hükümetlerinin Türkiye’ye bakışları değil sorunu “püf noktası”, Türkiye’nin göstereceği siyasi irade.

Bakın, Sarkisyan 2008’de önkoşulsuz ilişkilere hazırız dediği halde, Türkiye bu adımı atamadı. Önkoşulsuzluk neydi? Soykırım konusunu gündeme getirmemek? Geçmişi bugüne bağlamak. Bundan iyi Türkiye’ye bakış bulunmazdı bence.

Ermenistan’ın sınırın açılması için Türkiye’ye vereceği, teklif edeceği bir şeyi yok. Ama nedense bunu ne bugünkü Ermenistan muhalefeti, ne de Türkiye devleti anlayabiliyor.

Bugün Ermenistan’ı yönetecek siyasi bir gücün seçim öncesi halka sunması gerekli en önemli şey, Ermenistan’ın ekonomik ve sosyal inşa planı. Ancak bu plan ile seçmenin oyuna talip olunabilir. Fakat, ne yazık ki seçimlere girecek hiçbir güç bu konudaki planlarından bahsetmiyor.