“Erdoğan, Yunanistan’la savaşmak için iyi bir zaman olduğuna karar verebilir”

ABD'nin önde gelen Türkiye ve Ortadoğu uzmanlarından Prof. Barkey, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Atina'ya meydan okumak için iyi bir zaman olduğuna karar verebileceğini ve askeri müdahelesini Yunanistan'a doğru genişletebileceğini iddia etti.

KRONOS 30 Haziran 2020 DÜNYA

Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu dün Türkiye kıyılarına yakın Eşek Adası'nı ziyaret etti.

Ortadoğu uzmanı Prof. Henry Barkey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Libya’da büyük bir kumar oynadığını ve şimdiye kadar büyük kazanç elde ettiğini ve askeri müdahelesini Yunanistan’a doğru genişletebileceğini öne sürdü.

Barkey, Yunanistan’ın Kathmerini gazetesinde yayınlanan yazısında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de baskın oyuncu olma kararlılığının yanında askeri gücünü ve becerilerini de göstermeyi başardığını belirterek,  Ankara’nın kazandıkça bölgede daha derin bir çatışma ve krizi tetikleyebileceğini, askeri müdahelesini Yunanistan’a doğru genişletebileceğini iddia etti.

Henry Barkey, bu durumdan halen Fransa’nın rahatsız olduğunu ancak Washington’un gelişmelere uzak kalmaya devam etmesi halinde önlenmesi güç bölgesel anlaşmazlıklar ortaya çıkabileceğini kaydetti.

HAFTARİ YENMEK, MISIR, BEA VE RUSYA’YI YENMEK DEMEK

“Erdoğan, General Hafter’i aşağılayıcı bir yenilgiye uğrattı ve aynı zamanda Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah El-Sisi’nin ateşkes çağrısının Ulusal Mutabakat Hükûmeti (UMH) tarafından reddedilmesine sebep oldu. Dolaylı olarak bu, Hafter’i destekleyen Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya gibi ülkeler için de bir yenilgiydi.” ifadelerini kullanan Barkey, Libya harekatının Türkiye için ne anlama geldiği konusunda şunları yazdı:

“Birincisi, UMH, Ankara ile Münhasır Ekonomik Bölgeleri’ni (EEZ) Akdeniz’i iki kısma ayıracak şekilde belirleyen bir anlaşma yaptı. Türkiye’nin amacı Mısır, Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan’ın Avrupa’ya doğal gaz ihraç etme çabalarını engellemek. Türkiye, bu ülkelerin sondaj çabalarına agresif bir şekilde müdahale etti. Ankara, Kuzey Kıbrıs çevresindeki suların çoğunun aslında sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yani Türkiye’ye ait olduğunu iddia ediyor.

İkincisi, Hafter’e karşı uygulanan baskıyı stratejisi. Erdoğan, 2003’de iktidara geldiği andan itibaren, Türkiye’nin uluslararası rolününün küresel olmasa da bölgesel olması konusunda çok çalıştı. Başlangıçta stratejisi, Türkiye’nin yumuşak gücünü vurgulayan “komşularla sıfır sorun” politikasıydı. Ancak temel itici güç, Türkiye’nin Orta Doğu üzerinde hegemonik bir konum kazanma arzusuydu. Bu politika aslında kuruldu fakat Arap Baharı sebebi ile yarıda kaldı.”

TÜRKİYE İÇİN MÜTTEFİKLER DE TEHDİT

“Müttefik ülkeleri bile zaman zaman tehdit olarak görme eğilimine sahip. Bunun en net örneği Erdoğan ve Esad arasında yaşandı. Sonuç olarak, Türk birlikleri, Suriyeli İslamcı müttefikleri ile nihai olarak Kürtsüz bir tampon bölge inşa etmek amacıyla Kuzey Suriye’de iki Kürt bölgesini işgal ettiler. Bu projenin tam olarak hayata geçmemesinin tek nedeni küçük de olsa bir Amerikan gücünün hâlâ Kürt önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile çalışıyor olması. Tüm bu gelişemlere ve danışmanlarının tavsiyesine rağmen, Başkan Trump hiçbir zaman Erdoğan’ın Suriye’deki hareketlerine karşı çıkmadı.”

YUNANİSTAN İLE SAVAŞ BAŞLAYABİLİR

Erdoğan’ın ulusalcı generaller tarafından geliştirilen ve Ege, Akdeniz ve Karadeniz hakimiyet alanlarının genişlemesini öngören “Mavi Vatan” doktrinini benimsediğini kaydeden Barkey, gelecek için iki “tehlike” olduğunu iddia ederek bunları şöyle sıraladı:

“Türkiye gibi, 1952’den beri NATO’nun üyesi olan Yunanistan ile olası bir çatışma. Mavi Vatan doktrini, Türkiye’nin I. Dünya Savaşı sonrası Ege üzerindeki düzenlemeleri tanımadığını açıkça ortaya koyuyor ve Türkiye birçok Yunan adasında hak iddia ediyor. Girit adası yakınlarında gaz sondajı tüm duyanları geriyor. Suriye ve Libya’daki zaferlerinden sonra güvenle dolan Erdoğan, özellikle Yunanistan’a meydan okumak için iyi bir zaman olduğuna karar verebilir.

İkinci tehlike ise Libya’da yatıyor. Türkiye, Libya topraklarında deniz ve hava üssü kurmak istiyor ve bunu saklamıyor. Bu üsler, UMH kontrollünü Sirte’ye doğru genişletme girişimi ile birlikte, muhtemelen Cezayir, Mısır ve hatta Rusya’nın tepkisini tetikleyebilir.”