Erdoğan: Ülkelerin Karabağ’da ateşkes arayışı kabul edilemez

Yeni yasama dönemi için özel oturumla toplanan Meclis'e koronavirüs tedbirleri kapsamında kimse davet edilmezken Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim'in Genel Kurul'u izlemesi dikkat çekti. Azerbaycan'a desteğin süreceğini söylen Erdoğan "Minsk-3'lüsü denilen ülkelerin ateşkes arayışları kabul edilebilir değil" dedi.    

KRONOS 01 Ekim 2020 GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Minsk-3'lüsü denilen ülkelerin ateşkes arayışları kabul edilebilir değil" şeklinde konuştu    

TBMM Başkanı Mustafa Şentop yaptığı konuşmada Doğu Akdeniz ve Karabağ’da yaşanan gelişmelere vurgu yaparken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da Azerbaycan’a desteğin ve Suriye’deki operasyonların süreceğini söyledi. Büyükelçilere ayrılan diplomatik locada ise tek davetli olan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim’in olması dikkat çekti.

“Kıbrıs ve Azerbaycan Türklerinden Balkanlar ve Kuzey Afrika’ya kadar destek veren Meclisimiz tüm dostlarımızın umut kaynağı olduğunu göstermiştir” diyen Erdoğan’ın Meclis’in yeni yasama yılı açılış törenindeki  konuşmasından başlıklar şöyle:

KARABAĞ: ‘ATEŞKES ARAYIŞI İÇİNDE OLMALARI KABUL EDİLEMEZ’ 

“Kafkasya yeni çatışma potansiyeline sahip kriz vasfını sürdürüyor. Dağlık Karabağ’ı işgal eden Ermenilerle başlayan çatışmalar bunun en somut örneğidir. Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanlarında olduğunu belirtmek istiyorum. Minsk-3’lüsü denilen ülkelerin 30 yıla yakın zamandır bu sorunu ihmal ettikleri için bu olumsuz gelişmeler karşısında ateşkes arayışı içinde olmaları kabul edilebilir değil.

ilgilihaber url=”https://kronos34.news/tr/macrondan-ankaraya-karabagdaki-savascil-politika-tehlikeli/”]

d Times: Karabağ’da gerilim Erdoğan tarafından körükleniyor

Bir şey mi istedin, işgalcilerin bu topraklardan çıkmaları gerekir ki bir çözüm olsun. Azeri kardeşlerimiz topraklarına döneceği günü bekliyor. Önce bunu masaya yatırın. Bunları Sayın Putin, Sayın Macron ile görüştük. Oturdular, konuştular netice yok. Şimdi netice zamanı. Azeri kardeşlerimiz de kendi göbeklerini kesmenin adımını attılar. Rabbim, Azerbaycanlı kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun.”

‘HER TÜRLÜ OPERASYONU SÜRDÜRECEĞİZ’ 

Türkiye’nin sınır güvenliğini korumak için her türlü operasyonu sürdüreceğini söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:  “Suriye krizi en trajik, en kanlı meseledir. Bu meselenin her boyutu bizi çok yakından ilgilendiriyor. Sınırın her iki yanında yaşayan halklar binlerce yıllık geçmişi taşıyor. Türkiye’nin 40 yıllık terörle mücadelesinde de Suriye kritik konumda yer almıştır.

Son 10 yılda DEAŞ ve PKK/YPG olmuş, bunu hala dirayetle sürdürmeye gayret ediyorlar. Suriye’deki zulümden kaçan 4 milyona yakın insanı biz misafir ediyoruz. Türkiye sınır güvenliğini korumak için her türlü operasyonu sürdürecektir. Son teröristi imha edene kadar operasyonları sürdüreceğiz. Mazlumlara sahip çıkmayı biz sürdüreceğiz. Suriye’deki krize çözüm bulunması için uluslararası platformların en etkin destekçisi Türkiye’dir. Hem sınırlarımızı korumayı, hem mazlumlara sahip çıkmayı sürdüreceğiz.”

DOĞU AKDENİZ GERİLİMİ…

Erdoğan, Doğu Akdeniz gerilime ilişkin ise şöyle konuştu:  Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Türkiye’nin denizlerde verdiği en önemli mücadeledir. 482’inci yıldönümünde Preveze Deniz zaferinde bölgeye barış hakim olmuştu. Çanakkale Harbi’nde de denizde büyük zaferler kazanmıştık. Barış mirasına sahip çıkmak bu ülkenin her evladının boynunun borcudur. Türkiye olarak Akdeniz’de çatışma, haksızlık, hukuksuzluk peşinde değiliz. Ülkemizin haklarına, hukukuna saygı gösterilmesidir. Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum Kesiminin 2003 yılından beri ortaya koydukları tavır bunun uzağındadır.

‘AB, DOĞU AKDENİZ’DE DİYALOĞU KABUL ETMEK ZORUNDA KALDI’ 

Doğu Akdeniz’de ‘diyalogu kabul etmek zorunda kaldılar’ diyen Erdoğan, “AB ise, Yunanistan’ın esiri olarak, etkisiz ufuksuz ve sığ yapıya dönmüştür.Birliğin müdahil olduğu her kriz yeni boyutlar kazanarak büyümüştür. Türkiye’nin önünde kendi polikalarını hayata geçirme dışında bir seçenek kalmamıştır. Bizi sahillere hapsedecek haritalarla karşımıza çıkanlar önce tehdit ve şantaj dilini denediler.

Türkiye’nin kahraman ordusunun desteklediği kararlı duruşuyla diyaloğu kabul etmek zorunda kaldılar. Çatışma çıkarmak da kendilerinin tercihidir. Çatışmaların yaşandığı dünyada Türkiye kadar fedakarlık yapan kaç ülke vardır… BM’den İİT’ye kadar her platformda gücümüzü ve inisiyafitimizi arabuluculuktan yana kullanmamız bunun ispatı değil midir?” şeklinde konuştu.

 

Takip Et Google Haberler