Erdoğan sonrası lider Soylu mu?

Sene oldu 2021… Cumhur ittifakının durumu parlak görünmüyor… İktidar erken seçime gitmekle seçimi zamanında yapmak arasında sıkışmış durumda. Olası bir Erdoğan sonrası içinse AKP’de şimdilik bir kişinin adı ön plana çıkıyor. O ismi de kime sorsanız size söyler.

FİKRİ DOĞAN 21 Şubat 2021 PORTRE MANŞET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Soylu.

Bu yazıda perdeyi isterseniz biraz geçmişe giderek açalım. Yıl 2009 Haziran’ı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın ‘Demokratikleşme’ başlıklı Abant toplantılarındayız. Yer: Abant Palace Otel. Kimler yok ki toplantıda. Dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış, Avrupa Parlamentosu üyesi Emine Bozkurt, AK Parti Milletvekili Reha Çamuroğlu, BBP Başkanı Yaşar Topçu, DP eski Başkanı Süleyman Soylu, Wisconsin Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kemal Karpat ve adını sayamayacağımız ‘kalburüstü’ birçok isim orada. Bu arada toplantının moderatörlüğünü de şimdiki Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un yaptığını da ilave edelim. Gazeteci kimliğiyle gelenler ise daha ilginç; Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı, Hilal Kaplan, Elif Çakır… herkes orada.

“BUNLARLA AYNI YOLDA YÜRÜMEM”

Toplantılar yapılıyor, gece geç saat olunca herkes odasına çekiliyor. Küçük bir gazeteci grubu şimdinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile başbaşa kalıyor. O zaman DP Genel Başkanı olan Soylu, sorulara hızlı hızlı cevap yetiştiriyor. En son gazeteciler de yavaş yavaş odalarına çekilince Soylu, iki gazeteciyle baş başa kalıyor. Gazetecilerden biri, ‘Süleyman bey. Bu kadar aktif ve iddialısınız, birikiminiz de var. AK Parti’den size teklif gelmedi mi?’’ diye soruyor. Soruya hafif de bozulan Soylu, ‘Ben bir partinin genel başkanıyım. Adalet Partisi geleneğinden geliyorum. Bunlarla (AK Parti’yi kastediyor) aynı yolda yürümem mümkün müdür? Gelse bile elimin tersiyle iterim’ cevabı veriyor.

BİR NUMARA OLMAK!

Aradan biraz zaman geçiyor. 2010 Anayasa oylamasında ‘Evet’ için çalıştığı için Soylu’nun arası DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’la bozuluyor. Soylu da basıyor istifayı bir süre sonra da daveti kıramayıp ‘Bunların’ safına katılıyor. Bu anekdotu niye paylaştım? Soylu da söylediklerinin tam tersini yaptı, ‘’AKP’ye gitmem’’ dedi de gitti diye mi? Tabii ki hayır! Asıl varmak istediğim nokta, Soylu’nun planlı ve sistematik ‘1 Numara’ olma isteğine getirmek.

ÇİLLER’İN GÖZDE GENÇLERİNDEN BİRİYDİ

1969 doğumlu Süleyman Soylu, Allah’ı var öyle ahım şahım okullar okumasa da iyi yetiştirdi kendini. Lisede de üniversitede de hep ön plandaydı. Çok okuyordu, merak ediyordu, hitabeti iyiydi ve aktifti. 1987’de Doğru Yol Partisi’nden siyasete girip kısa sürede gençlik kollarına yükselen başarı grafiği, 1999’da İstanbul İl Başkanlığı’na taşıyacaktı onu. Dönemin DYP lideri Tansu Çiller’in gözdesiydi Soylu. Partinin ‘geleceği’ olarak gösterilen gençlerinden biri.

GENÇLİĞİNDE DE ÖNGÖRÜSÜ YÜKSEK BİRİYDİ

O dönemden tanıyanlar, ‘öngörüsü’ yüksek biri olarak anlatıyor. ‘’3 adım sonrasını hesaplayıp ona göre pozisyon alırdı’’ diyorlar. Bir de ‘Gözü hep birinci adam olmakta’ demeyi de ihmal etmiyorlar. Soylu’nun siyasi hayatı da arkadaşlarının dediği gibi oldu hep. Meşhur çizgi romanda Tarzan’ın sarmaşıklardan sarmaşıklara atlayıp yol aldığı gibi Soylu da güçlü olana tutunarak yol aldı hep. Tutunduğu dal zayıfladığı yerde onu bırakıp yenisini yakaladı. Hakkını vermek lazım hep doğru dalı tutmayı başardı.

”BOYAN DÖKÜLDÜ TAYYİP ERDOĞAN” GÜNLERİ

2007’ye kadar Doğru Yol Partisi’nde sırasını bekledi. ANAP-DYP birleşme projesi olmayınca istifa eden Mehmet Ağar’ın yerine kurulan DP’nin genel başkanı seçildi. Artık 1 numaraydı ama DP genel başkanlığı onu kesecek bir yer değildi. 2008’de yapılan olağanüstü genel kurulda bir kez daha genel başkan seçilerek yerini sağlamlaştırdı. Seçildikten sonra normal olarak hükümete en sert eleştirileri yönelten genel başkan portresi çizdi. Neler demiyordu ki mitinglerde. ‘Senden hesap sormazsam namerdim’ diyordu Başbakan Erdoğan’a. ‘At üstünde durmayı beceremeyen Erdoğan, ülke yönetmeyi de beceremedi’ diyordu. ‘Boyan döküldü Tayyip Erdoğan’ diye bağırıyordu meydanlarda. En ilginci de Erdoğan’ı ‘Padişah olmak istiyor’ diye eleştiriyordu.

DP İLE BÜYÜK OYNAYAMAYACAĞINI ANLADI

2009 yerel seçimlerinden önce ‘2007 seçimlerinde alınan 5.4’ün üzerinde oy almazsam istifa ederim’ açıklaması yaptı. Ama anketlerde zaten çakılmış durumdaydı. DP seçimde yüzde 4’te kalınca da sözünü tutup DP Genel başkanlığından istifa etti. Soylu DP’de büyük oynayamayacağını keşfetmişti. Yeni bir plan vardı kafasında. Hedeflerine ulaşmanın yolu AKP’den geçiyordu. Saha, zemin ve hava şartları ‘büyük oynamak’ için son derece elverişliydi AKP’de. Üstelik önlerinde 2010 referandumu gibi elverişli bir durum vardı. Hükümet statükoya karşı halk oyuna başvurmuştu. Tam da Soylu’nun istediği şartlardı.

Genç Siviller ve eski Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu Yassıada’da. 2010.

2010 REFERANDUMUNDA GÖNÜLLERİ KAZANDI

Kendini sahaya atan Soylu, şehir şehir dolaşıp referandumda neden ‘evet’ denilmesi gerektiğini anlatan konferanslar verdi, toplantılar düzenledi. En Ak Parti’liden daha Ak Parti’li çalışmıştı Soylu. Bunların sonucunda da Hüsamettin Cindoruk’un genel başkan olduğu DP’den ihraç edildi. Plan tıkır tıkır işliyordu yani. Tayyip Erdoğan, Soylu’nun jestini karşılıksız bırakmadı. Süleyman Soylu AK Parti’ye davet edildi. 2012’de de törenle yeni partisine katıldı.

2015’TE ÖNCE VEKİL SONRA BAKAN

AKP’de çeşitli görevler ‘tevdi’ edilen Soylu, 2015’te Trabzon milletvekili olarak Meclis’e girdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapan Soylu’nun yıldızı giderek parladı. Müthiş zekası ve öngörüsüyle AKP’de yükselmenin ‘Reis’e ölümüne biattan’ geçtiğini gören Soylu, partinin şahin kanadının başını çekiyordu. Her platformda ölümüne Erdoğan’ı savunan Soylu, Reis’in gözüne çoktan girmişti.  Soylu gazetelerinden çıkmadığı, ekranlarından inmediği Gülen Cemaatine karşı sürdürülen operasyonda da en öndeydi. O dönemki yakıştırmayla ‘Paralel Yapı’ başı ezilmesi gereken bir düşmandı, Soylu da en ön saftaydı.

HER KESİM GAZABINA UĞRADI

Günler haftaları haftalar ayları kovaladı, Türkiye o kara geceyi yaşadı. 15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanı Efgan Ala istifa edince Reis, görevi beklendiği üzere Soylu’ya verdi. Süleyman Soylu, ne kadar sert olursa Erdoğan’ın kendisine o kadar güveneceğini biliyordu. O da bir İçişleri Bakanı ne kadar sert olur dosta düşmana gösterecekti. 15 Temmuz’dan sonra Soylu’nun gazabına cemaat mensubundan, solcusuna, HDP seçmeninden marjinaline herkes uğradı. Soylu biliyordu ki, o ‘hükümet düşmanlarına’ vurdukça, yukarıya o kadar yaranıyordu. Çünkü Soylu’nun bütün hesapları ‘Tayyip Erdoğan’’ sonrası üzerineydi.

DAMAT BERAT’LA İKTİDAR SAVAŞI

Hedefi ile arasında sadece ise bir kişi kalmıştı: Damat Berat Albayrak. Damat’la Soylu arasındaki soğuk savaş uzun süre devam etti. Medya damadın abisinin kontrolündeydi ama Soylu da teşkilatçıydı. Atamalardan, operasyonlara kadar her alanda kendini gösteren Soylu-Albayrak savaşı, kameraların önünde birbirlerine omuz atacak kadar açığa çıkınca Erdoğan duruma müdahale etti. İkisi ile de ayrı ayrı görüşen Erdoğan, savaşı gizli kapılar ardına çekmeye başarmıştı.

MHP’DEN SOYLU’YA TAM DESTEK

Soylu oyunu doğru oynuyordu. Damat ise bu soğuk savaşı sürdürecek ne tercübeye ne de gözü karalığa sahipti. Soylu’nun 8 sene önce söylediği, ‘Yeni Türkiye’de MHP’ye yer yok’ sözleri çoktan unutulmuştu. MHP olanca gücüyle Süleyman Soylu’nun arkasında duruyordu. Damattan ise kayınpederi bile rahatsızdı. Ve Soylu bu durumun farkındaydı.

PLANLI GÜÇ DENEMESİ: İSTİFA SÜRECİ

Soylu, Nisan 2020’de bir güç denemesi yaptı. Geç açıklanan bir pandemide sokağa çıkma yasağı tepki alınca, ‘’Hiçbir zaman zarar vermek istemediğim Aziz Milletimiz, hayatımın sonuna kadar da sadık olacağım Sayın Cumhurbaşkanım beni bağışlasın..:’ diyerek istifa etti. Damadın ağabeyinin hükmettiği gazeteler, ‘Soylu istifa etti, geri dönüş yok’ altyazıları geçerken, Soylu ‘kıs kıs’ gülüyordu. Nihayetinde Cumhurbaşkanı istifayı kabul etmedi ve Soylu görevinde kaldı. Süleyman Soylu istifasının kabul edilmeyeceğini adı gibi biliyordu. O sadece ‘vazgeçilmez’ olduğunu dosta düşmana göstermek istemişti. Planı her zamanki gibi tıkır tıkır işledi. Bir süre sonra ekonomik kriz sebebiyle Damat Berat istifa edince, Soylu’nun yolu tamamen açılmış oldu. Şimdi bir Erdoğan bir kendisi kalmıştı. Soylu’nun muradına ermesine bir adım kalmıştı…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eşi Hamdiye Soylu çocukları ile birlikte.

Sene oldu 2021… Cumhur ittifakının durumu parlak görünmüyor… İktidar erken seçime gitmekle seçimi zamanında yapmak arasında sıkışmış durumda. Olası bir Erdoğan sonrası içinse AKP’de şimdilik bir kişinin adı ön plana çıkıyor. O ismi de kime sorsanız size söyler.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram