Die Welt: Boko Haram’a destek Ankara’nın Afrika politikasının bir parçası

Alman Die Welt gazetesi: Türkiye, Suriye’ye müdahale politikasını Libya'ya ihraç etti. 15 bin kadar Suriyeli paralı asker Trablus için savaşıyor. Afrika'da Bako Haram'a destek de sürpriz değil. Türkiye'nin Afrika politikasının merkezi bir parçası muhtemelen.

KRONOS 30 Temmuz 2020 GÜNDEM

Libya’da Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti güçleriyle, General Halife Hafterin Libya Ulusal Ordusu arasındaki çatışmalar sürüyor.

Alman Die Welt gazetesi, Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Kızıldeniz’e uzanan askerî operasyonlarını ele aldı. Alfred Hackensberger imzalı analizde, “Recep Tayyip Erdoğa askerî olarak gelişiyor” yazıldı. Erdoğan’ın, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki sınırları hedeflediği belirtilen yazıda, pek çok bölgede çıkar çatışması yaşadığı Rusya ima edilerek “Fakat Ankara, başka bir dünya gücüyle çatışıyor”  denildi.

Die Welt gazetesinde yayınlanan yazının tam metni şöyle:

Türkiye’de yeni bir dönem başladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın camiye dönüşmesi vesilesiyle “Yeni bir dönemin başlangıcı” dedi. Erdoğan, Türkiye’yi Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki “büyüklüğe” döndürmek istiyor; ülke, sonunda tekrar bir dünya gücü haline gelmeli… İster Orta Doğu’da, ister Afrika’da, ister Akdeniz’de olsun, Türkiye nüfuz alanlarını ısrarla genişletiyor.

Die Welt gazetesinde yayınlanan makalede bu grafiğe yer verildi.

SURİYE VE LİBYA

Her iki ülke de Türkiye’nin dış politikasının temel direği; biri Ortadoğu’da, diğeri Kuzey Afrika’da… Ankara, Esad rejimine karşı isyanı sömürmek için Suriye’deki ABD ve Avrupa’nın kararsızlığını kullandı. Türkiye şu anda Suriye’de üç alanı işgal etmiş durumda,  bir diğerini ise askerî olarak kontrol altında tutuyor.

Ankara, ayrıca kendisi için savaşacak İslamcı milislerden paralı bir kuvvet kurdu. Erdoğan Suriye’de kalıcılaşıyor: İşgal altındaki bölgelerdeki okullarda Türkçe eğitim veriliyor, Türk İslam’ı öğretiliyor ve Türk lirası ödeme aracı olarak kullanılıyor.

Ankara’nın elindeki kart, Erdoğan’ın çıkarlarını savunmak için AB’ye karşı şantaj olarak kullandığı 3.6 milyon Suriyeli mülteci. Son olarak bu yılın başında on binlerce Suriyeli’yi Yunanistan sınırına taşıtarak yeni bir bir mülteci krizini kışkırtmıştı.

Türkiye  için Suriye’ye müdahale politikası, Libya’ya ihraç ettiği başarılı bir model. 15 bin kadar Suriyeli paralı asker, Trablus’taki uluslararası kabul gören Başbakan Fais el-Sarrac hükûmeti için savaşıyor. Türkiye de oraya büyük miktarda araçlarını, silahlarını ve hava savunma sistemlerini gönderiyor. (Türkiye orada) askerî danışmanlar ve özel kuvvetlerden oluşan bir personel de görevlendirdi. Böylece “dönek” General Halife Hafter’in Trablus’a saldırısı geri püskürtüldü ve birlikleri liman şehri Sirte’ye itildi.

Libya, Türkiye için merkezi stratejik önemde; ülke Afrika’daki en büyük petrol rezervine sahip ve aynı zamanda dünyanın her yerinden gelen göçmenlerin Avrupa yolu üzerinde yer alan kilit bir ülke. Ankara ve Trablus, iki ülke arasındaki deniz sınırlarını yeniden tanımlayan tartışmalı bir anlaşma imzaladı. Türkiye, Akdeniz’de bulunduğu düşünülen zengin doğal gaz rezervlerinden faydalanmak istiyor.

Kimse ne Libya’da ne de Suriye’de Ankara’yı geçemiyor. Rusya da bunu öğrenmek zorunda kaldı. Kremlin, Suriye’de Esad rejimini ve Libya General Hafter’i destekliyor. Ancak Türkiye, her iki ülkedeki Rus himayesinde olanların zaferini engelledi.

IRAK

En son Türk askerî operasyonu, Kuzey Irak’taki özerk Kürt bölgesinde gerçekleşti. Türk özel kuvvetleri, Irak topraklarına 40 kilometre derinliğe kadar nüfuz etti ve 30’dan fazla “geçici üs” inşa etti. Açıklanan amaç, yasaklı Kürt İşçi Partisi (PKK) ile mücadele etmek. Ankara şimdiye kadar bölgedeki milislere havadan saldırdı.

Şimdi ordu müdahale ederek öngörülebilir bir geleceğe hazırlanıyor. En iyi bilinen siyaset: tampon bölgenin Kürt teröristlere koruma kalkanı oluşturulduğu… Eleştirmenler (tampon bölgnin) hem Suriye’nin hem de Irak’ın ilhakının ilk adımı olduğu uyarısını yapıyor.

KATAR VE BASRA KÖRFEZİ

Küçük Emirlik, Basra Körfezi üzerinde jeostratejik olarak önemli bir yer ve Türkiye’nin en önemli müttefiklerinden biri. Katar, partnerinin savaş harcamalarına cömert bir katkıda bulunuyor. Her iki ülke de İslamcı gruplara, özellikle Müslüman Kardeşlere, sempati duyuyor. 2017 yılında Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri Katar’a abluka uygulamıştı.

Ülke hâlâ tecrit edilmiş durumda; fakat Ankara tarafına sadık. Türkiye, 2016’da Katar’da askerî bir üs kurdu. Bugün bu üsde en az 3 bin Türk askerin bulunduğu söyleniyor. Türkiye ayrıca Katar’a insansız hava araçları, zırhlı araçlar ve  silahlar ihraç ediyor.

SUDAN VE KIZILDENİZ

Türkiye, 2018’de, Sudan’ın Sevakin Adası’nı 99 yıllığına kiraladı. Osmanlı döneminden kalma tarihi limanın turizm için geliştirileceği söyleniyor. Bununla birlikte inşa planında, Türk medyasının bildirdiği üzere, sivil ve askerî amaçlı rıhtımlar da var. (Adanın) Aden Körfezi’ne giden deniz ticaret yolundaki konumu, stratejik olarak önemli. Cumhurbaşkanı Ömer Başir’i ziyaret eden Erdoğan, 2017 yılında iki ülke arasındaki ilişkileri yoğunlaştırdı; bunu silah endüstrisi işbirliği izledi. Bir yıl içinde ticaret 500 milyon dolardan 10 milyar dolara çıktı. Ancak, ziyaretin zamanlaması tesadüf değildi: Katar’ın ablukası altı ay önce başlamıştı ve Türk Cumhurbaşkanı bölgede yeni müttefikler arıyordu.

AFRİKA BOYNUZU

Türkiye, 2017’den beri Afrika Boynuzu’ndaki Somali’de askerî bir üsse sahip. İnşası 50 milyon doları bulan üs, 400 hektarla Ankara’nın yurtdışındaki en büyük askerî tesisi. Türkiye aynı zamanda Somali’de okullar, hastaneler ve yollar inşa ediyor ve Türk üniversitelerine hibe veriyor. Uluslararası eğitim programını  Maarif Vakfı yürütüyor. Vakıf, altı kıtada toplam 43 ülkede faaliyet gösteriyor ve Türk kültürü ile dilinini yaygınlaştırıyor.  Okulları da İslami kabul ediliyor.

BATI AFRİKA

Türkiye, İslam Devleti’nin (IŞID) terörist milislerinin bir kolu olan Bako Haram’a silah teslimatı yapmakla suçlanıyor. İddia, ele geçen Türk menşeli silahlara ve Türk yetkililerin  ses kayıtlarına dayanıyor. Bako Haram’a destek de sürpriz olarak karşılanmıyor. 

Nijerya’ya silah teslimatı, Türkiye’nin Afrika politikasının merkezi bir parçası muhtemelen. En azından Erdoğan’ın eski askerî danışmanı General Adnan Tanrıverdi’nin önerileri buydu. 2014 yılında Türkiye’nin Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Nijerya’daki “İslami grupları”, “devlet terörizminden” korumak için ciddi önlemler alması gerektiğini yazmıştı. Bako Haram, Batı Afrika’da son yıllarda faaliyetlerini şaşırtıcı bir şekilde arttıran birkaç radikal gruptan sadece bir tanesi. Tanrıverdi, Türk dış politikasının genişletilmiş kolu olan güvenlik şirketi Sadat’ın sahibi. Şirket, Ankara adına yurtdışındaki İslamcı milisleri eğitiyor.

Türkiye geçen haftadan beri Nijer’de resmen hazır bulunuyor. Niamey’e yaptığı ziyarette Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Issoufou Mahamadou terörle mücadelede askeri bir anlaşma ve işbirliği imzaladı. Nijer, Libya’ya komşu ülke olarak Türkiye için önemli bir ortak.

KAFKASLAR

Türkiye, Temmuz ayında Ermenistan ile yaşanan silahlı çatışmaların ardından derhal Azerbaycan’a insansız hava aracı, mühimmat ve füze göndermeyi önerdi. Türkiye’nin  Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, “Dünyaya kardeşler olarak birlik içinde olduğumuzu göstermek zorundayız” dedi.

Azerbaycan, otuz yıldır (Türkiye’nin) Kafkasya’da sadık bir müttefiki. Türkiye, ‘kardeşinin’ ordusunu yılda birkaç yüz milyon dolarla  destekliyor. Ermenistan ile Azerbaycan sınırındaki çatışma son dört yıldır arttı.  Düzinelerce insanın öldüğü söyleniyor.

Libya ve Suriye’de olduğu gibi, Türkiye ile Rusya’nın çıkarları Kafkasya’da da çatışıyor. Rus hava kuvvetlerinin, Ermenistan’da birkaç üssü var. Burada çıkacak bir gerilim de gözardı edilemez. Nitekim Erdoğan, Türkiye’ye ucuz gaz sağlayan “Azerbaycan’a yapılacak her türlü saldırıya misilleme” sözü verdi. (KRONOS DÜNYA)