Cumartesi Anneleri: Kaç yıl geçerse geçsin!..

Cumartesi Anneleri 801’nci hafta, kayıpları için adalet taleplerini tekrarladı: "Kararlıyız... Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açığa çıkartılana kadar, yargısal süreçler adaletle sonuçlanıncaya kadar mücadelemiz sürecek.

KRONOS 01 Ağustos 2020 GÜNDEM

800’ncü hafta açıklamalarında gözaltına alınan ve Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri bu duruma son verilmesini istedi:

“Anayasal olarak tanınmış haklar, hükümet faaliyetlerinin sınırlarını belirler ve bireyi devletin gücüne karşı korur. Ancak Türkiye’de devleti salt baskı aracı olarak gören bir siyasi iktidar var. Elindeki gücü kötüye kullanan, yurttaşın anayasal haklarını ihlal eden bir siyasi iktidar var. O yüzden anayasal haklarımızı kullanmamız polis şiddetiyle bastırılacak bir suç muamelesi görüyor. Ama biz kararlıyız; gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açığa çıkartılana kadar, yargısal süreçler adaletle sonuçlanıncaya kadar mücadelemiz sürecek.”

SÜLEYMAN CİHAN İÇİN ADALET 

Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde 31 yaşındaki 2 çocuk babası Süleyman Cihan için adalet istedi. İstanbul’da öğretmenlik yapan Cihan 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında arama kararı çıkartıldı. 29 Temmuz 1981 tarihinde Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü İstanbul’a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından durduruldu. Otobüsten indirilerek gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Cumartesi Anneleri Cihan’ın kayıp hikayesini şöyle anlattı:

AĞIR İŞKENCE GÖRMÜŞ BEDENİ ‘MEÇHUL KİŞİ’ OLARAK DEFNEDİLDİ 

“Durumdan haberdar olan ailesi ve avukatları hemen, İstanbul Emniyeti ve Askeri Savcılık nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Gözaltı kararını veren İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı ve gözaltı işlemini gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 23 kişinin ‘Emniyette işkencede gördüm’ diye tanıklık ettiği Süleyman Cihan’ın gözaltına alındığını reddetti. Ailesi, 85 gün süren ısrarlı arayışının sonunda O’nun ağır işkence görmüş bedenine “meçhul kişi” olarak defnedildiği Zindanarkası Mezarlığı’nda ulaştı. Bu sefer de gözaltını aylarca inkar eden İstanbul Emniyeti Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan gerçek dışı bir belge düzenledi.

APARTMANIN 6’INCI KATINDAN ATILMADAN ÖNCE 

Belgede, Süleyman Cihan’ın 30 Temmuz 1981 tarihinde yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. katından atlayarak intihar ettiği yazıldı. Gerçekte ise çok sayıda tanık beyanına göre Süleyman Cihan, gözaltında aylarca işkence gördü. Ayrıca cansız bedenini kapısı kırılarak girilen ve uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atılarak intihar görüntüsü yaratılmak istendi. Olaydan 21 yıl sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, dosyadaki otopsi bulguları ve tıbbi verilerden hareketle bir rapor hazırladı. Raporda Cihan’ın ağır işkenceye maruz bırakıldığı ve apartmanın altıncı katından atılmadan önce öldürülmüş olduğu kayıt altına alındı.

DAVA ‘ZAMANAŞIMINA UĞRADI’ DENİLEREK KAPATILDI 

2012 yılında Cihan Ailesi bu raporla birlikte dosyayı canlandırmak için Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda, Süleyman Cihan’ın kaybedilmesinde sorumluluğu olan kişilerin isimlerini vererek haklarında şüpheli sıfatıyla kamu davası açılmasını talep edildi. Sürüncemede bırakılan dosya güvenilir kanıtlar ve tanıklar olduğu halde zamanaşımı devreye sokularak kapatıldı. Gözaltında kaybedilişinin 39. Yılında Süleyman Cihan dosyasında etkin bir soruşturma ve kovuşturma talebimizi tekrarlıyoruz. Süleyman Cihan’ın kaybedilmesi insanlığa karşı işlenmiş suçtur ve zaman aşımıza tabi tutulamaz. Kaç yıl geçerse geçsin Süleyman Cihan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 102 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”