‘Çözüm sürecini bitiren Ceylanpınar cinayetleri’yle ilgili kim, ne demişti?

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015 tarihinde iki polisin şüpheli bir biçimde öldürüldüğü ve “müzakereleri sona erdiren olay” olarak anılan

KRONOS 03 Mart 2018 GÜNDEM

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015 tarihinde iki polisin şüpheli bir biçimde öldürüldüğü ve “müzakereleri sona erdiren olay” olarak anılan cinayetlerin davasında yargılanan tüm sanıklar, 1 Mart 2018’de “cinayet” suçlamasından beraat etti. Bianet, faili meçhul kalan cinayetleri dönemin siyasileri tarafından nasıl yorumlandığını derledi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sitesinden yazılı açıklama yapmış, “Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde terör örgütü PKK tarafından iki polisimizin öldürülmesini şiddetle lanetliyorum” demişti:

“PKK ve DAEŞ de dahil olmak üzere terörün her türüne karşı olan devletimiz, Suruç’ta 32 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine yol açan terör saldırısının faillerini ve Ceylanpınar’da iki polisimizi şehit edenleri ortaya çıkarmak için tüm imkanları seferber etmiş durumdadır.

“Bazı kesimlerin, iki polisimizin şehit edilmesini üstlenen PKK’nın alçakça cinayetlerini görmezden gelmeleri, söz konusu terör örgütünü neredeyse şirin göstermeye yeltenmeleri, niyetlerinin ne olduğunu açıkça göstermektedir.

“Sırtını terör örgütüne dayadığını alenen ifade eden çevrelerin PKK’nın vahşi terör eylemleri karşısında sessiz kalması, yaptığı saldırıları kınayacak cesareti bile gösterememesi, utanç verici bir durumdur. Ülkemizin huzur ve istikrarına, milletimizin birlik ve beraberliğine kastedenlere ne adına olursa olsun asla izin verilmeyecektir.”

DÖNEMİN BAŞBAKANI DAVUTOĞLU 

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Ceylanpınar’da öldürülen polislerin görev yaptığı Ceylanpınar Karakolunu ziyaret etti ve ardından belediye binasından halka seslendi.

Saldırılara sessiz kalınamayacağını söyleyen Davutoğlu’nun Kürt siyasetçileri de suçladığı konuşması şöyleydi:

“HDP Şimdi ‘Çatışmasızlığa dönelim’ diyor, evet dönelim. Biz hiçbir zaman çatışmayı, şiddeti savunmadık. Ama çatışmasızlıktan kasıtları, yine başka bir gece, başka polislerimizi katledeceklerse biz buna sessiz kalmayacağız, biz buna izin vermeyiz. Burada kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen herkes kahrolsun, haince saldıran herkes kahrolsun.”

Davutoğlu, dönemin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Brüksel’e gitmesiyle ilgili de şu yorumu yapmıştı:

“Brüksel’e, Avrupa Birliğinden ya da diğer ülkelerden yardım istemeye gidiyorlar. Oralarda konuşuyorlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü Ceylanpınar’ın yüzüne bakmaya onlarda yüz yok.

“Biz çözüm süreci derken eski acılar unutulsun, bu yavrularımız Doğu-Batı diye ayrılmasın, annelerin yüreğine ateş düşmesin dedik. Ama onlar diyorlar ki şehit polislerin annelerinin yüreğine ateş düşsün, onlar diyorlar ki askerlerin yüreğine ateş düşsün, kendilerine itaat etmeyen Kürtlerin yüreğine ateş düşsün.

“Allah şahit olsun ki biz bu kardeşliği bu topraklarda hep yaşatacağız. Onların bozmak istediği kardeşliği yaşattığımız gibi, bu ülkede özgürlükleri hep yaşatacağız. Herkes kendi anadiliyle konuşacak, herkes kendi kültürü, örfü ile gurur duyacak. Kimse kimseye zulüm etmeyecek. Ne erkeğin zulmü olacak, ne 90’ların faili meçhulleri, ne de şimdilerin PKK terörü olacak. Hiç birine izin vermeyeceğiz. Hep beraber bu topraklar barış içinde kardeşlik içinde güzel günlere yürüyeceğiz. Bu toprakların hiçbir evladı bir başkasına düşman, hasım, rakip gözüyle bakmayacak.”

DÖNEMİN HDP EŞ BAŞKANI DEMİRTAŞ

HDP’nin o dönemki eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ise “Kan, kanla yıkanmaz” demişti:

“Ceylanpınar’da katledilen polisler, ezilen halkın, emekçilerin çocuklarıdır… Keşke 32 genç, asker, polis ölmeseydi de biz koltuklarımızdan vazgeçseydik.

“Biz artık ülkemizde kan ve gözyaşı görmek istemiyoruz. 32 canımız kaybettik. Fakat şunu da biliyoruz. Kan kanla temizlenmez. Kan kanla yıkanmaz.

“Çok öldük, çok fazla ağladık fakat bunu gidermenin yolu savaş değildir, barıştır. Biz adalet, demokrasi ve barış ilkelerimizden vazgeçmeyeceğiz. Bu gençlerin canı, milyonlarca oyumuzdan daha kıymetlidir. Biz canımızdan vazgeçmeye hazırız. Barış için siyaset yapıyoruz.”

CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da cinayetin ardından sağduyu çağrısı yapmıştı:

“Ülkece çok hassas bir süreçten geçiyor, acı üstüne acı yaşıyoruz. Şanlıurfa’da şehit edilen iki polisimize Allah’tan rahmet diliyorum. Her zamankinden çok sağduyulu ve birlik içinde olmalıyız. Unutmayalım ki ayrışırsak, birbirimize düşman olursak kan dökenlere güç katarız.”

MHP LİDERİ BAHÇELİ 

Cinayetin ardından en sert mesaj ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’den gelmişti:

“Eminim vicdanına susturucu takmamış, ahlakına maske geçirmemiş hiçbir vatan evladı bugünkü ülke manzarasından huzur ve mutluluk duymuyordur. Her gün bir fecaat, her gün bir felaket ve fenalık önümüzü kesiyor, şiddet ve ölüm etrafımızda sanki saltanat kurmuş, dokunulmazlık kazanmış!

“Açılım diyorlardı çözüm diye mangalda kül bırakmıyorlardı; açıla açıla, çöze çöze Türkiye’nin tüm emniyet ve güvenlik kapılarını indirdiler! Analar ağlamayacaktı, iddiaları buydu. Bayrağa sarılı tabutlar gelmeyecekti, beyanatları böyleydi. Ama Türkiye tabuta girdi, haberleri yok.

“Ceylanpınar’da kar maskesiyle girdikleri evde iki polisimizi uyurken ensesinden vuran kahpelere bu cüreti kimler vermişti?”

‘Süreci bitiren’ Ceylanpınar Davası: Tüm sanıklar ‘cinayet’ten beraat etti, dava düştü, olay faili meçhul kaldı

NE OLMUŞTU?

Urfa’da, 20 Temmuz 2015 tarihindeki Suruç Katliamı’ndan sonra 22 Temmuz tarihinde polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar evlerinde ölü bulunmuştu.

Yumuşak ve Acar’ın kafalarına sıkılan kurşunla öldürüldüğü tespit edilmişti. Cinayetin susturucu silahla gerçekleştirildiği belirlenmişti. Bu olaydan sonra siyasi iktidar çözüm sürecini bitirmiş, ardından Kürt illerinde kapsamlı operasyonlar başlatılmıştı.

Kürt illerinde başlatılan sokağa çıkma yasakları ve operasyonlarla gündemden düşen cinayetler gizemini korurken, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından cinayetler bu kez Gülen Cemaati ilişkisi ile gündeme gelmişti.

Darbe girişimi sonrası ise sanıklar hakkında tutuklama kararı veren Hâkim Nurettin Bulut, darbe soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. Ayrıca cinayetleri araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi Meclis’te kabul edilmemiş, HDP’nin önerisi, AKP ve MHP tarafından reddedilmişti.

Son olarak cinayetlerle ilgili olarak evde bulunan şüpheli parmak izleri sanıklarınkiyle eşleşmemişti. Polislerin öldürüldüğü evdeki kime ait olduğu bilinmeyen 10 parmak izinden dördünün ise polis memuru B.K.’ye ait olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak B.K., verdiği ifadede “evde hiç bulunmadığını” ileri sürmüştü.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram