ÇHD Genel Başkanı Kozağaçlı ve Timtik’e tahliye yok: Mahkeme Başkanı ‘kısa tut’ dedi

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve dernek üyesi avukat Barkın Timtik’in yargılandıkları dava duruşmasında tahliye kararı çıkmadı.Mahkeme heyeti, mütalaa hazırlanması için dosyayı savcılığa gönderdi. Gündem Haberi ÇHD Genel Başkanı Kozağaçlı ve Barkın Timtik'e tahliye çıkmadı

KRONOS 15 Eylül 2021 GÜNDEM

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve dernek üyesi avukat Barkın Timtik’in yargılandıkları davanın duruşmasında yine tahliye kararı çıkmadı.Mahkeme heyeti, mütalaa hazırlanması için dosyayı savcılığa gönderdi.

Yargıtay’ın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları dosyaya dair verdiği bozma kararının ardından tutuklu ÇHD)Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, avukat Barkın Timtik ve hükümlü Özgür Yılmaz’ın “örgüt yöneticiliği” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 3’üncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Gazete Fersude’nin aktardığına göre, duruşmaya, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Turan Aydoğan ile Diyarbakır, İstanbul, Batman, Van, İzmir, Mardin, Ankara ve Bursa Baro Başkanları katıldı. Fransa, İsviçre, Hollanda, Belçika, Almanya, İspanya ve İtalya’dan gelen avukatlar da duruşmaya cüppeleriyle iştirak etti.

Duruşma 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yer olmadığı için 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi salona taşındı. Buna rağmen çok sayıda kişi yer olmadığı için salona giremedi.

ALKIŞ VE SLOGANLARA ‘SALONU BOŞALTIRIM’ TEHDİDİ

Avukatlar salona getirilişleri sırasında meslektaşları ve izleyiciler tarafından alkışlarla karşıladı. O anlarda “Ebru Timtik ölümsüzdür” sloganı atıldı. Avukat ve izleyicilerin alkış çalmasına müdahale eden mahkeme başkanı, “Duruşmanın düzenini bozarsınız, salonu boşaltırım” tehdidinde bulundu.

SAVCI DÜN ATANDI!

Duruşmada söz alan avukat Münip Ermiş, tutuklu yargılanan Kozağaçlı ve Timtik hakkında savcının tutuklu hallerinin devamına karar verilme isteğine tepki gösterdi. Savcının daha “dün” dosyaya atandığını ifade eden Ermiş, “Dosya aşamalarının tamamlandığından bahisle mütalaa için dosyayı istemesi kabul edilemez. Hem soruşturmanın genişletilmesi talebi var hem de esas hakkında mütalaa hazırlamak için süre isteniyor. Bu nasıl iş? 5 yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde 2 meslektaşımızı tutuyorsunuz. Bu saatten sonra artık tutamazsınız” dedi.

KOZAĞAÇLI’NIN SAVUNMASI: ONURLA YATARIM

Duruşmaya verilen aranın ardından tutuklu yargılanan Selçuk Kozağaçlı söz aldı.

“Baro başkanlarının ve diğer meslektaşlarımın bu düzeyde desteği, aklanmamız demektir. Tutukluluğumu devam ettirecekseniz, ben bu onurla yatarım” diyerek sözlerine başlayan Kozağaçlı, bir önceki duruşmada geçmişte hakkında üç defa yakalama kararı çıktığını ve her karar çıktığında kendisinin ifade vermeye geldiğini belirttiğini, ancak buna rağmen tutukluluğunun devamına yönelik kararın ‘kaçma ve saklanma şüphesi’ ile verildiğini söyledi.

Kozağaçlı, mahkeme başkanına şöyle seslendi: “Önceki celsede kaçma ve saklanma şüphesi demeyin, zoruma gidiyor dedim. Duruşmadan sonra heyet üyeleri o ifadeyi kullanmadı. 28 gün çok mutlu yattım. Sonra siz geldiniz ve kaçma ve saklanma şüphesi dediniz, mutluluğum sona erdi.”

‘DELİL YOK, POLİS UYDURDU’

Dosyada dijital delillerden söz edildiğini ancak böyle bir delilin somut olarak olmadığını, polislerin uydurması olduğunu dile getiren Kozağaçlı, “Delil yok, ama biz güveniyoruz polise, sana ceza vereceğiz diyorsanız, bu mahkemeyi neden kurdunuz? Meslek hayatım boyunca asla böyle bir durumda olmak istemem. Dijitalleri tartışamıyorsanız yargılamayı neden yapıyorsunuz? Dijitalleri getirirseniz imajı değiştirilmiş derim. Değiştirilmediğini bağımsız bilirkişi ile tespit edin bir şey demeyeceğim. İçeriği yalan, takdir sizin derim” dedi.

İTİRAFÇI BEYANLARIYLA TUTUKLAMA

Dosyada kendisi hakkında ifade veren bir itirafçıyla ilgili konuşan Kozağaçlı, o itirafçının ifadesi nedeniyle tutuklandığını söyledi.

Tanığın ağır psikolojik sorunlarının olduğunu, buna rağmen hakkında söylediklerinin dikkate alındığını belirten Kozağaçlı, “Annemi ve kız kardeşlerimi öldürmeye çalıştım ben diyor bu tanık. El yazılı bu mektubun tarihi 2011. Bizim dosyadaki ifadelerin tarihi ise 2012 tarihli. Sonra hastane sürecini, aldığı ilaçları anlatıyor. Ve uyuşturucuları. Kim kullanırsa bunları, bu ilaçları, bu uyuşturucuları her şeyi söyleyebilir. Fil kullansa bunları ‘ben örgüt üyesiyim der’ zaten” diye konuştu. Tanığın daha önce akıl hastanesinde yattığını ve şizofreni tanısı konulduğunu ifade eden Kozağaçlı, şöyle devam etti: “Peki bu adam, bu tanık hiç yokken İstanbul 37. ACM dosyasına nasıl girdi biliyor musunuz? Akın Gürlek, başka bir dosyasında yargılıyordu bunu, ‘Sen DHKP-C’liymişsin gel bakalım şu avukatların dosyada da konuş’ dedi ve hukuka aykırı şekilde delil ikame etti. Gıyabında bir meslektaşınız hakkında konuşuyoruz diye rahatsız olmayın. Biz Akın Gürlek’e söylediğimiz her şeyi yüzüne de söyledik. HSK’ya, Bakanlığa, Cumhuriyet Savcılığına, akla gelebilecek her yere de şikayet ettik.”

Kozağaçlı’nın savunması ardından söz alan Barkın Timtik, tahliye talebinde bulunmayacağını, mahkemenin zaten kendisini tahliye etmek zorunda olduğunu kaydetti.

SORGUSU ALINMADAN 13 YIL CEZA

Timtik’in ardından söz alan avukat Özgür Yılmaz, daha önce 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sorgusunun alınmadan kendisine 13 yıl ceza verildiğini ve bu cezasının kesinleştiğini anımsattı. Mahkeme başkanın Yılmaz’a, “kısa tut” demesi üzerine Yılmaz, “Aynı deliller ile bir dosyadan 13 yıl ceza verdiler. Bu dosyadan da 6,5 yıl ceza isteniyor. Nasıl konuşmayalım” diyerek tepki gösterdi.

Yılmaz’ın savunması ardından duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, aranın ardından Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine hükmeden heyet, bir sonraki duruşmayı 17 Kasım’a erteledi.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram