Cezaevinde kansere yakalanan KHK mağduru polis hayatını kaybetti

Tekirdağ Kapalı Cezaevi'nde kansere yakalanan ve durumu ağırlaşana kadar tahliye edilmeyen eski polis memuru Abdulvahit Tuncay hayatını kaybetti. Doktora götürülmek için 30 dilekçe yazan Tuncay, 4-5 ay boyunca sabahlara kadar sandalye üzerinde sabahlamak zorunda bırakıldı.

KRONOS 03 Mayıs 2021 GÜNDEM

Cezaevinde kansere yakalanan, son safhaya kadar tahliye edilmeyen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağduru polis memuru Abdulvahit Tuncay, 1 Mayıs’ta  saat 21.15’te hayatını kaybetti. 2020 yılı ekim ayında tutuklanan ve Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Tuncay, Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Bold Medya’dan Sevinç Özarslan’ın haberine göre; hayatını kaybeden Abdulvahit Tuncay’ın eşi Songül Tuncay, “Eşimi ölüme terk ettiler. Revire bile çıkartmadılar. 25-30 dilekçe vermiş. Yerde yatırmışlar. Hastane heyeti işi yokuşa sürdü. Kanser, bütün her yerine yayıldığı halde 24 Nisan’a kadar tahliye etmediler. 70 kilodan 50 kiloya inmişti. 4’üncü evre pankreas kanseri, siroz ve ciğerlerine su topladığı halde tahliye etmediler. Bir ay boyunca uğraştık.” dedi.

25-30 DİLEKÇE YAZDI

15 Temmuz 2016’dan iki ay sonra tutuklanan Abdulvahit Tuncay iki yıl Ankara Sincan ve Kırıkkale Keskin cezaevlerinde kaldı. Daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 2020 yılı ekim ayında Tekirdağ’da tekrar tutuklanan Tuncay, cezaevinde pankreas kanserine yakalandı. Ancak 4’üncü evre olana kadar tahliye edilmedi. Tuncay aynı zamanda sirozdu. Ciğerleri su toplamıştı.

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMEDİ

4-5 ay sabahlara kadar koğuşta sandalye üzerinde sabahladı. Doktora çıkmak için 25-30 dilekçe yazdı, hiçbirine cevap verilmedi. 24 Mart’ta eşi Songül Tuncay’ı aradığında “Avukatla beraber gelin, beni kurtarın, ben ölüyorum, hastayım.” dedikten sonra ailesinin durumdan haberi oldu.

“4-5 AY SABAHLARA KADAR SANDALYE ÜZERİNDE OTURDUM”

Bir ay boyunca eşini tahliye ettirmek için uğraştıklarını söyleyen Songül Tuncay, “Eşim beni ilk aradığında 24 ya da 26 Mart’tı. Dedi ki ‘Avukatla beraber gelin, beni kurtarın, ben ölüyorum, hastayım.’ Biz hemen başvurularımızı yaptık, fakat çok uğraştık. Hastane yönetimindeki başhekim bile ‘Siz buradan sağ çıkacağınızı mı zannediyorsunuz’ dedi. Tahliye için sadece bir imza atacaklar, bütün evraklarımızı hazırladık, o imzayı 3 güne yayıyorlar. Bugün değil yarın diyerek bizi hep oyaladılar. Orada eziyet edildi.” ifadelerini kullandı.


 

“ÜÇ GÜN BOYUNCA YALVARDI, ‘ALLAH’IM CANIMI AL’ DİYE”

Songül Tuncay şöyle devam etti: “Tutuklu odasında ben de kaldım. Üç gün boyunca eşim yalvardı. ‘Allah’ım canımı al, dayanamıyorum’ diye. Hastanede de hem bana hem eşime aynı tutuklu gibi eziyet edildi. Cezaevindeyken de çok çekmiş. ‘4-5 ay sadece bir sandalyenin üzerinde sabahlara kadar oturdum. Hiç yatmadım, uyuyamadım, kaç kere dilekçe verdiysem de beni ne revire götürdüler, ne doktora götürdüler. Hastalığımın ilerlemesine sebep oldular.’ dedi. Bunları bana tahliyesinden sonra hastanede hastanede anlattı.”

3 kız babası Abdulvahit Tuncay’ın cenazesi 2 Mayıs’ta Ankara’nın Beypazarı ilçesindeki köyünde defnedildi.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram