Bylock, Bank Asya olmasa da tutuklanacaktık

İspanya'dan SMS ile talimat alıp, kumpas kurma iddiasıyla tutuklanmıştım. SMS'in içeriği de numaranın kime ait olduğu da belli değildi. Numaranın bir reklam şirketine ait olduğu ve Türkiye'de 4,5 milyon kişiye SMS gönderdiği ortaya çıktı. İşte fişlenenler bu SMS nedeniyle tutuklandı.

SONER KOÇ 14 Temmuz 2021 GÖRÜŞ

2016 Nisan ayında, şike operasyonu nedeniyle tutuklanmamın en büyük delili; İspanya ülkesine kayıtlı +3463989xxxx numaralı telefondan 2010 yılında telefonuma gelen bir adet SMS’ti. İddiaya göre cemaat, şike operasyonu için bu SMS ile bize talimat vermişti.

Gelen SMS’te ne yazdığı, yani içeriği belli değildi. Ayrıca HTS kayıtlarına göre SMS’e cevap vermediğim görülüyordu. Numarayı kimin kullandığı veya bu numaranın kimin adına kayıtlı olduğu da belli değildi. Ancak buna rağmen İspanya numarasından SMS ile talimat alıp, kumpas kurma iddiasıyla tutuklanmıştım.

Şike operasyonunun kumpas olduğu iddiası üzerine açılan soruşturma 2014 yılında başlamıştı. Ancak soruşturmada görev alan polisler 2016 yılında gözaltına alındı. Yani savcılık ve polis yaklaşık olarak iki yıllık bir soruşturma yürütmüştü. Fakat nedense bu iki yıllık delil toplama döneminde polis veya savcı, kumpasın en önemli delili olarak ileri sürdükleri İspanya numarasının, kime ait olduğunu araştırma gereği hissetmemişti!

Düşünün ki; cemaat bu İspanya numarası üzerinden polislere talimat vermiş deyip, şike soruşturmasında görev alan tüm polisleri tutukluyorsun, ancak bu numaranın kime ait olduğu veya kim tarafından kullanıldığı konusunda en ufak bir araştırma yapmıyorsun. Neden? Çünkü bu iddiayı ortaya atan savcı ve polis şunu biliyor ki; eğer İspanya numarasının kim tarafından kullanıldığı ortaya çıkarsa, ileri sürdükleri kumpas iddiası tamamıyla çökecek.

Savcı ve polis İspanya numarasının kime ait olduğunu araştırmasa da, tutuklu kaldığım süre zarfında aylarca, İspanya’ya yazı yazılarak bu numaranın kim tarafından kullanıldığının sorulmasını talep ettim. Ama mahkeme bu talebimi hiçbir zaman kabul etmedi. Oysa numaranın kime ait olduğunu öğrenmek Emniyet Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’nin sadece beş dakikasını alırdı. İspanya’daki emniyet ataşesine bir telefon açılacak ve numaranın kime ait olduğu sorulacak, bir faksla cevap alınacaktı. Ama bu işlem senelerce yapılmadı.

Şike operasyonunda kumpas kurmakla itham edilmeme rağmen, emniyet ifademde sorulan soruların yüzde 70’i sadece bu SMS ile ilgili sorulardan oluşuyordu. Bu numaradan SMS alan başka yüzlerce kişinin adı soruldu. Hiçbirisini tanımadığımı söyledim. Tanıdığıma dair bir delil varsa gösterin dedim. Ama yoktu.

Sonra aynı numaradan, Organize Şube’de çalışan diğer bazı rütbeli polislere de mesaj gittiği ve cemaatin biz polislere talimatı böyle verdiği söylendi. Hatta bana SMS geldiği saatlerde, Organize Şube’deki diğer bazı amirlere de SMS geldiği belirtilip, aynı saatlerde SMS gelmesi şüpheli bir durum olarak soruldu. Bilgim olmadığını, numaranın kime ait olduğunu öğrenirlerse, belki açıklama getirebileceğimi söyledim.

Tekrar tekrar ve ısrarla aynı soruları defalarca sordular. Sonunda İspanya numarası üzerinden cemaatten talimat alarak kumpas kurma iddiasıyla tutuklandım.

15 Temmuz öncesinde her duruşmada, cemaatin polislerle İspanya numarası üzerinden özel bir iletişim ağı kurduğu ve polislere bu numaradan talimat verdiği iddia edildi. İspanya numarası gerekçesiyle aylarca tutuklu kaldım.

Aylar sonra bir polis arkadaşımızın avukatı İspanya numarasının kime ait olduğunu bulmuştu. Cemaatin polislere talimat vermek için kullandığı söylenen İspanya numarası; meğer o yıllarda daha yeni ortaya çıkan ve şuan Türkiye’nin en büyük internet satış sitelerinden birisinin reklam mesaj hattıydı. Türkiye’deki internet sitesi, İspanya’daki reklam şirketi ile anlaşmış ve Türkiye’deki telefon numaralarına SMS ile reklam mesajları gönderiliyordu.

İspanya numarası sanki sadece bize SMS göndermiş gibi sorular sorulmasına rağmen, meğer aynı numaradan Türkiye’de 4,5 milyon kişiye SMS gönderildiği ortaya çıkmıştı. Ancak polis bu 4,5 milyon kişi içinden bizim isimlerimizi bir kenara ayırıp, bu numaradan talimat aldığımızı ve özel gizli bir haberleşme ağı kurduğumuzu iddia ediyordu.

Avukatımız İspanya numarasının cemaat hattı değil, reklam hattı olduğunu bulmuştu ama artık iş işten geçmişti. Çünkü 15 Temmuz olmuş ve bu sefer de Bylock denen şey ortaya çıkmıştı. 15 Temmuz öncesi şike operasyonu için talimatı İspanya numarasından aldınız deyip bizi tutuklayan hakimler, 15 Temmuz sonrasında bu sefer de talimatı Bylock’tan aldınız deyip bizi tutukluyordu. Hakime “E hani İspanya numarasından talimat alıyorduk? Bylock’tan mı talimat almışız yoksa İspanya numarasından mı? Bi karar verin” dediğimde, “Sen geç onu, Bylock’u anlat” diyordu. Hem Bylock’un 2014 yılında kullanılmaya başlandığı, hem de 2011 yılındaki şike operasyonunun talimatının Bylock’tan verildiği iddiasındaki saçmalığı zaten açıklamaya gerek yok.

Dava dosyasında İspanya numarasıyla ilgili yazışmalara baktığımda; İstanbul Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz öncesinde İspanya numarasıyla ilgili ayrı bir soruşturma açıldığını gördüm. Yani savcılık İspanya numarası üzerinden yüzlerce kişiyle ilgili inceleme yapmaya başlamış görünüyordu. Ancak 15 Temmuz sonrasında bu soruşturma da kapatılmış. Çünkü gerek kalmamış.

Sonuç olarak, Bylock iddiasıyla yüz binlerce insan tutuklandı veya işinden edildi. Ama yaşadığım bu süreç bana gösterdi ki; eğer Bylock olmasa veya Ankesör ve BankAsya’ya para yatırma iddiaları olmasa bile, İspanya numarasından SMS alan 4,5 milyon kişiden, fişlenmiş olan herkes terörist denilerek yine tutuklanacaktı.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram