‘Bir Garibe ölmüş diyeler’: Ölümlerle dolu bir ailenin hikayesi…

5 yıl boyunca bir cezaevinden diğerine sürgün edilen, tek kişilik hücreye direndiği için tecavüze ve işkencelere maruz kalan kalan Garibe Gezer toprağa verildi. Garibesini, sokak ortasında öldürülen oğlunun yanına bırakan anne Gezer: "O sadece benim Garibe'm değildi. O Kürdistan'ın Garibe'siydi.

NERMİN KAYA 11 Aralık 2021 PORTRE

Garibe Gezer… Dünyaya geldiği Dargeçit’te, 2016 tarihinde gözaltına alındı ve tutuklandı. O gün başlayan ve 5 yıl süren cezaevi sürecinde tam 8 kez sürgün edildi. 2021’de cezaevinde cinsel işkenceye, gardiyanların tecavüzüne uğradığını duyurdu. Aylar sonra şüpheli bir şekilde öldü. Ölümüne her zamanki gibi ‘intihar’ dendi.  Kimdi Garibe Gezer? Kobani Olayları‘nda ölüler veren ailesinin hikâyesi neydi, nasıl bir aileydi?

Garibe Gezer, 3 Mart 2016 tarihinde, Kürt kentlerinde sokağa çıkma yasakları devam ederken tutuklanarak Midyat Cezaevi’ne gönderildi. Buradan Kütahya Cezaevi’ne, oradan Mardin Cezaevi’ne, Mardin’den yeniden Midyat Cezaevi’ne, ardından İzmir Şakran Cezaevi’ne, Şakran’dan Tarsus Cezaevi’ne, bu kez Kayseri Bünyan Cezaevi’ne ve son olarak da Kandıra Cezaevi’ne sürgün edildi.

6 yıllık tutukluluk sürecinde 8 kez sürgün edildi. Ağırlaştırılmış müebbet aldı. Dosyası iki yıla yakındır Yargıtay’da bekletiliyordu.


 

Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde kaldığı sırada son hücre cezası 15 Mart’ta verildi ve ardından Kandıra 1 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edildi. Burada 22 günlük hücre cezasının bitmesinin ardından üç kişilik hücreye geçmeyi talep etti.

Ancak Garibe’nin talebi kabul edilmedi ve tekrar hücreye götürülmek istendi. Bunun üzerine ‘kapı dövme’ eylemi yaparak, “Beni başkalarının yanına götürün, burada kalmak istemiyorum” dedi.

‘KAPI DÖVDÜ’ DİYE GÖTÜRÜLDÜĞÜ ODADA TECAVÜZ ETTİLER

‘Kapı dövme’ eylemini sonlandırmadığı için gardiyanlar tarafından 24 Mayıs 2021 tarihinde “süngerli oda” diye tabir edilen bir odaya götürüldü. Burada cinsel işkenceye uğradı. Yaşadıklarını avukatlarına ve ablasına anlatmak istedi. Fakat mektupları gönderilmedi ve sansürlendi. Nihayet telefon görüşmesi yapabilince uğradığı cinsel işkenceyi ablası Asya Gezer’e anlattı. Bu yüzden de 5 gün hücre cezasına tabi tutuldu ve hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

O gün yaşadıklarını, daha sonra görüştüğü avukatı Jiyan Tosun şöyle anlattı:

YARI ÇIPLAK HALDE ERKEK GARDİYANLARIN ÖNÜNDE SÜRÜKLENDİ

“Büyük bir gardiyan ekibi geliyor ve Garibe’yi yerlerde sürükleyerek hücreye götürüyorlar. Üzerinde şalvar olduğunu söylüyor ve o üzerinden çıkıyor, erkek gardiyanların olduğu koridorlarda yarı çıplak bir şekilde sürüklenerek ‘süngerli oda’ya atıldığını söylüyor. Garibe burada dört saat tutuluyor, daha sonra buradan çıkarılıp tekrar odasına götürülüyor fakat bu götürülme sırasında üst araması yapılırken kadın gardiyanlar tarafından cinsel saldırıya uğruyor.”

Garibe, bir süre sonra cinsel işkenceye dayanamayarak hayatına son vermek isterken düşmeden kaynaklı beyin kanaması geçirdi ve kafasındaki kanamaya rağmen doktor tarafından uzun süre tedavi edilmedi.


 

“ÖLÜMÜMDEN BEN SORUMLUYUM” DİLEKÇESİ İMZALATTILAR

Kendisiyle görüşen cezaevi psikologu tarafından da ayrımcılığa uğrayan Garibe’ye, “Ölümümden ben sorumluyum” şeklinde bir dilekçe imzalatıldı.

7 Haziran’da tek başına tutulduğu hücreyi yaktığı iddia edildi. Tekrar süngerli odaya atıldı. Burada 24 saat tutuldu ve havalandırmadan soğuk hava verilerek işkence edildi. 24 saat kameralar ile görüntülenen tek kişilik ‘süngerli oda’ya geri götürüldü. Bu odada tuvalet ihtiyacını dahi kameraların önünde gidermek zorunda kaldı.

Avukatları, kaldığı o hücreyi şöyle anlattı:

24 SAAT DIŞKI DOLU ODADA TUTULDU

“Garibe bize hücreyi anlatırken şöyle diyor; ‘İnsan dışkılarının olduğu bir yer, tamamen sidik ve dışkı kokusundan geçilmeyen bir yer, burası kamerayla gözetleniyor.’ Garibe 24 saat boyunca burada tutuluyor. Tuvalet ihtiyacını başka bir yerde giderebilme imkanı yok ve ‘kameraların önünde tuvalet ihtiyacımı gidermek zorunda kaldım’ diyor.”

Bütün bunların üzerine, Garibe’ye bir de “süngerli oda”daki küçük bir sünger parçasını koparması nedeniyle 11 günlük hücre cezası verildi. Bütün mektuplarına el konuldu. Garibe, cezalar verildikten sonra Kandıra İnfaz Hakimliği’ne verdiği ifadelerde uğradığı işkenceyi, cinsel işkenceyi anlattı ancak savcılık soruşturma başlatmadı.


 

Avukatlar Eren Keskin, Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya avukatlığını üstlenerek 20 Eylül tarihinde soruşturma kapsamında savcılığa suç duyurusunda bulundu.  “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ve İşkence Ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele Veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” ile belirlenen yükümlülüklerin dikkate alınarak etkin bir soruşturma yürütülmesi talebinde bulunuldu.

22 KADIN VEKİL, BAKAN GÜL’E ÖNERGE VERDİ

Garibe’nin yaşadıkları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri tarafından Meclis gündemine de taşındı. HDP’li 22 kadın, yanıtlaması talebiyle Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e tek soru önergesi verdi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise 26 Ekim 2021 tarihindeki Meclis Grup Toplantısı konuşmasında, Gezer’in durumunu aktararak şunları söyledi:

“Erkek gardiyanlar, postalları ile Gezer’in boynuna basmış, saçlarından tutarak yerlerde sürüklemiş, üzerindeki şalvarı çıkartarak yarı çıplak bir biçimde erkek tutukluların bulunduğu bölümden geçirmiştir. Baygın bir biçimde saatlerce hücrede tutulan Gezer, intihar girişiminde bulunmuş, yere düşerek başından yaralanmış ve tıbbi müdahale yapılmamıştır. Bu insanlık dışı işkenceyi yapanları, onlara göz yumanları buradan en yüksek sesle lanetliyorum.”

SON SÖZÜ: BİZİ YILDIRAMAYACAKLARINI GÖRDÜLER

Garibe Gezer, en son 5 Kasım’da JinNews’ten Marta Sömek’e yolladığı mektupta, “Benim şahsımda yaşadıklarım basına da yansıyınca, cezaevi yönetimi üzerimizdeki bu baskıların bizi yıldırmayacağını gördü” dedi ve cezaevi yönetiminin değiştiğini duyurdu:

“Savcılıkta da dile getirdim süngerli odadaki kamera kayıtlarının hepsi ortaya çıkartılsın diye, ki zaten kayıtlar ortaya çıkartılsa yaptıkları pislikler ortaya çıkar ama her nedense kamera kayıtlarını çıkartmıyorlar. İlk söylediklerim kayda geçirilmemiş, ifademi alan savcı mahkemede hakim olarak karşıma çıktı, normalde bana gelen evraklarda hakim ile savcının isimleri farklıydı. İfademi alan savcı ve mahkemeye çıkarıldığımdaki hakim aynı kişiydi ve her söylediğim şeyde, ‘tamam tamam bunları anlattın biliyoruz zaten’ tavrını gösteriyorlardı.”

GARİBE’NİN AİLESİ, KÜRT HALKINA YAŞATILANLARIN ÖZETİ GİBİ…

Sürgünlere, cezalara, tek kişilik hücreye direndiği için tecavüze, baskıya, işkencelere uğrayan ve sesini duyurmak isteyen Garibe’nin aile hikâyesi de farklı değildi. Annesi Halime Gezer, devletin baskısını geçmişten beri yaşadıklarını söylüyordu. JinNews’e verdiği demeçte şöyle dedi:

“Garibemi aldılar ve tutukladılar. Kızımın hiçbir suçu yoktu. Burada dünyaya geldi ve burada büyüdü. Farklı bir yere gitmedi. Garibe’nin başka bir kardeşini öldürdüler. Benim oğlum Batman’da bir işte çalışıyordu. Bayram için buraya geldi, arkadaşlarını ziyaret etmek için evden çıktı. Sonra onun sokak ortasında vurulduğunu duyduk. Kimin öldürdüğünü öğrenemedik. Oğlum katledildikten sonra diğer oğlumun psikolojisi iyi olmadı. Ben onun dışarıya gitmesini istemiyordum. Sonra bir gün onu da tutukladılar. Farklı cezaevlerine sürgün edildi.”

BİR ABİSİ KOBANİ OLAYLARI’NDA ÖLDÜRÜLDÜ, DİĞERİ FELÇ BIRAKILDI

Anne Halime Gezer’in “sokak ortasında vurulduğunu duyduk” dediği oğlu, yani Garibe’nin bir abisi Bilal Gezer, 2014 yılında 6-8 Ekim Kobani Olayları sırasında öldürüldü, diğer abisi Mehmet Emin Gezer ise öldürülen kardeşinin akıbetini öğrenmek isterken polis kurşunuyla vurularak felç oldu.

Annenin, “Oğlum katledildikten sonra diğer oğlumun psikolojisi iyi olmadı” dediği abi ise bir müddet sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

OTOPSİSİ AVUKATLARDAN KAÇIRILDI, “ÖLÜNÜZÜ ALIN GÖTÜRÜN” DENDİ

Ömrüne devlet baskısı, sokağa çıkma yasakları, cezaevleri sığdıran, bir abisi polisler tarafından öldürülen, bir abisi polisler tarafından vurularak felç bırakılan, bir diğer abisi ise cezaevine gönderilen Garibe Gezer, 5 yıllık tutukluğunda 8 kez cezaevi sürgünü yaşadıktan, türlü işkenceler gördükten, tecavüze uğradıktan sonra 9 Aralık 2021 tarihinde hücresinde şüpheli bir şekilde ölü bulundu.


 

Avukatlarının ön otopsiye girmesine izin verilmedi, avukatlara ve kadınlara cezaevinden cenazesi çıkarılırken, “Alın götürün ölünüzü bir an önce” denildi.

KAYYIM BELEYENİN CENAZE ARACINI VERMEDİ

Garibe Gezer’in cenazesi yapılan işlemlerin ardından memleketi Mardin’e getirildi. Cenazenin kayyım yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne ait cenaze arabası ile götürülmesi beklenirken, havaalanına gelen araç polisler tarafından durduruldu.

Cenaze aracını durduran polisler, “Kendi imkanlarınız ile götürün” diyerek, engelledi. Cenaze yüzlerce partili, STK ve kadın eşliğinde defnedilmek üzere kendi imkanlarıyla Dargeçit’teki Seyit Hasan Camisine getirildi.

Polis kurşunu ile vurulduktan sonra felç kalan abisi Mehmet Emin Gezer, tabutun başında, “Ağlamayacağız. Dik duracağız. Kimse sanmasın cenazemiz yerde kalacak. Cenazemiz yerde kalmayacak” diye bağırdı.

KADINLARIN OMZUNDA, ÖLDÜRÜLEN ABİSİNİN YANINA DEFNEDİLDİ

Garibe’nin cenazesi kadınların kadınların omzunda, “Buka Kurdistane” şarkısı eşliğinde mezarlığa getirildi ve 6-8 Ekim Kobane Olayları’nda öldürülen abisi Bilal Gezer’in yanına defnedildi.

Onca işkenceden geçmiş kızını, sokak ortasında öldürülen oğlunun yanına bırakan annesi ise, “O sadece benim Garibe’m değil. O Kürdistan’ın Garibe’si. Kızımı katlettiler. Toprağın altına gömdüler. Ben daha ne diyeyim. Devlet kızımı öldürdü ve otopsisine avukatları bile alınmadı” diye seslendi. 

GARİBE’NİN CEZAEVİ ARKADAŞLARI: BU İNTİHAR DEĞİL, CİNAYET

 

Garibe’nin cezaevi arkadaşları, yolladıkları mektupta, “Bu bir intihar değil kadın cinayetidir. Bir kadına ölüm dışında hiçbir yol bırakmayan erkek egemen sistemin el birliğiyle işlediği bir kadın cinayetidir. F tipi cezaevleri başta kadınlar olmak üzere hiç kimse için güvenli bir yer değildir. Katı bir tecrit mekanıdır. Bu tecrit yanı başında bir kadın, tecavüze uğradığında yada yaşamını yitirdiğinde dahi haberin olmayacak kadar koyu-katı bir tecrittir” diyerek, şunları yazdı:

“ERKEK DEVLET ŞİDDETİNİN EL BİRLİĞİYLE İŞLEDİĞİ CİNAYET”

“Aynı cezaevinde kaldığımız, ama kendisini görmediğimiz ve destek olmak imkanımız olmayan sevgili Garibe Gezer’in yaşamını yitirdiğini, basından öğrendik. Derin bir keder avı ve öfke içindeyiz. Erkek devlet şiddeti bir kadını daha arımızdan aldı. Kaldığı hücrede kendi yaşamına son verdiği iddia edilerek sorumluluktan kurtulmaya hakikati gizlemeye çalışacaklar buna izin vermeyeceğiz. Bu bir intihar değil, kadın cinayetidir. Bir kadına ölüm dışında hiçbir yol bırakmayan erkek egemen sistemin el birliğiyle işlediği bir kadın cinayetidir.”

“ÇIĞLIĞI DUYULMADI, SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

“Garibe yaklaşık 6-7 ay önce bu cezaevine getirildi ve bu sürecin tamamında tecrit altında tutuldu. Kendisine şiddet uygulandığını, taciz ve tecavüze uğradığını söylemesine rağmen, etkin bir soruşturma yürütülmedi. Garibe’nin çığlığı duyulmadı. Bizler Kocaeli 1 Nolu F tipi cezaevinde bulunan kadın mahpuslar olarak bütün bu yaşananları protesto ediyor, bu cinayetin karşısında sessiz kalmayacağımızı ifade ediyoruz.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram