‘Bir Başkadır’ Netflix Türkiye’nin zirvesinde: Dizi neden bu kadar çok tutuldu?

‘Bir Başkadır’ dizisi, iki gündür Netflix’te en çok izlenen yerli dizi oldu. Netflix Türkiye’nin yayınladığı dizi ve filmler bugüne kadar genellikle ‘vasat’, ‘bizi temsil etmiyor’ gibi gerekçelerle eleştirilirken ‘Bir Başkadır’ neden bu kadar çok sevildi? Dizinin öne çıkan ‘dertleri’ neler?

YAVUZ GENÇ 14 Kasım 2020 KÜLTÜR

Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ve 12 Kasım’da Netflix’te seyirciyle buluşan ‘Bir Başkadır’, dijital platformlara yapılan ve bir türlü içe sinmeyen yapımlar arasından sıyrılarak Türkiye’de bu alanda yapılmış en dikkat çekici işlerden biri olarak şimdiden sinema ve dizi tarihindeki yerini aldı. Dizi yayınlandığı ilk günde Türkiye’de en çok izlenen yapımlar arasında ilk sırada yer aldı.

Sosyal medya platformlarında neredeyse herkes diziye dair bir fikir beyan ediyor, Instagram ‘story’leri diziden kesitlerle dolup taşıyor, bir yandan da dizinin politik, sosyolojik göndermelerine dair yorumlar yapılıyor. Diziye dair olumlu görüş ve eleştirilerin yanı sıra olumsuz eleştiriler de var. Dizinin ‘derdini’ ‘Türkiye’de 2010’dan sonrası sanki hiç yaşanmamış gibi’ eleştiren de var, ‘fazla yerli ve milli’ bulan da… İşte ‘Bir Başkadır’a dair her şey…

BİR BAŞKADIR DİZİSİ NEDEN ÇOK TUTULDU?

Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryiğit, Alican Yücesoy, Tülin Özen, Defne Kayalar, Bige Önal, Derya Karadaş, Nesrin Cavadzade ve Settar Tanrıöğen gibi isimlerin rol aldığı dizi, çizdiği “gerçekçi” Türkiye portresiyle beklenmedik bir beğeniyle karşılandı.

Dizinin çok tutulmasının ve bu kadar büyük ilgi görmesinin birden çok sebebi var. Öykü Karayel’in göz dolduran oyunculuğu, anlatının güncel Türkiye sorunlarına değinmesi, dizide Çukur, Esra Erol’un programı gibi ‘tanıdık’ referansların yer alması, başörtülü gündelikçi bir kadının seküler yaşam tarzına sahip insanlarla karşılaşması ve sembolik Kürt sorunu gibi değinileri, dizinin beğenilmesinin sebepleri arasında sayılabilir.

BİR BAŞKADIR DİZİSİNİN ‘DERDİ’ NE?

Türkiye’deki farklı sınıfsal karşılaşmaları odağına alan dizide, önyargıları vurgulamak adına işlenen detaylar da ‘kültürel karşılaşmalar’ adına seyircide empati yaratan etkenlerden. ‘Aramıza ördüğümüz duvarlar’ teması, seyircinin karakterlerle bütünleşmesini sağlayarak diziyi ‘kişisel’ alana çekerek empati çıtasını hayli yükseğe çıkarıyor. Farklı sınıflar arasındaki ‘konuşamama’, ‘konuşup empati kuramama’ halleri, dizinin en belirgin dertleri olarak sayılabilir.

Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, kadınların günlük hayatta karşılaştıkları zorluklar, alt sınıftan karakterlerin verdiği yaşam savaşı, empati yoksunluğu, önyargılar ve kadın-erkek ilişkileri, dizinin belirgin göndermelerini oluşturuyor. Ancak dizideki bu kalabalık ‘dertler yumağı’ aynı zamanda handikap olarak da görülüyor. ‘Her şeyden biraz anlatayım’ derken inandırıcılık sorunu yaşadığı, diziye yönelik eleştirilerden biri.

ELEŞTİRMENLER ‘BİR BAŞKADIR’ DİZİSİ İÇİN NE DİYOR?

Eleştirmenlerden ‘Bir Başkadır’ dizisine yönelik farklı tonda eleştiriler geliyor. Şenay Aydemir, Evrensel Gazetesi’ndeki yazısında 8 bölümlük diziyi fazlasıyla “yerli ve milli” bulduğunu belirterek, dizinin “bütün gücünü ve zaafını bu özelliklerinden aldığını” düşünüyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

d ‘Bir başkadır’ o gidememe hali…

d 24 numaralı hat yok ama 500T var

 

‘Bir Başkadır’ın, “Türkiye sınırları dahilinde üretilmiş en iyi Netflix işi” olduğunu kaydeden Aydemir, dizinin bütünlüklü bir hikaye anlatamadığını savunuyor. Bu noktada, “Misal, İspanya’daki bir Netflix izleyicisi hangi olay örgüsünü takip/merak ettiği için izlesin ‘Bir Başkadır’ı?” sorusunu soran Şenay Aydemir, dizinin bu yönüyle ‘yerli milli’ olduğunu, uluslararasılaşamadığını vurguluyor. Berkun Oya’nın bazı “ezberlerden” kaçamadığını da savunan Aydemir’e göre dizideki Kürt karakter üzerinden “AKP ile anlaşan” imajının da yine Kürtlerin başına patladığını kaydediyor.

TÜRBANLI KARAKTER ON YIL ÖNCE ETKİLEYİCİYDİ, ŞİMDİ İSE…

‘Ekranella’ yazarı Yiğit Karaahmet ise diziye gelen övgülerin aksine oldukça sert bir eleştiri yazısıyla ‘Bir Başkadır’ı inceledi. Karahmet’e göre dizideki ‘boşluklar’ can sıkacak boyutta. Berkun Oya’nın yıllar önce yayımlanmış denemelerinden oluşan kitabı olan ‘Esneyen Boşluk’a atıfla, dizideki boşlukların ‘esnediğini’ ve süreyi doldurmak için gereksiz yere ‘uzadığını’ kaydediyor.

Dizinin ‘Türk standartlarının üstünde olduğu’ yorumlarına karşı çıkan Yiğit Karaahmet, “Size kötü bir haberim var ama artık çağımızda Türk standartı diye bir şey yok maalesef. Yapılan ve Netflix’e satılmayı başarmış bir şey zaten otomatik olarak Türk standartının üstünde oluyor.” diyor.

Öykü Karayel’in canlandırdığı Meryem karakterinin türbanlı olması nedeniyle dizinin ‘cesur’ olarak addedildiğini kaydeden Karaahmet, “Bundan yaklaşık on sene önce… O zaman boşluklarımız bu kadar esnemiyordu, hayatımızda Radikal Gazetesi, Eyüp Can gibi isimler vardı, hepimiz yetmez ama evetçiydik, Kürt illerinin üstüne bombalar bu kadar gözümüzün önünde yağmıyordu, HDP Türkiye’nin en güçlü üçüncü partisi değildi, Gezi olmamıştı, muhafazakârlık çılgınlığı bu raddeye gelmemişti gibi bu satırları on sene öncenin dinamikleriyle doldurduğumuzda Meryem karakteri etkileyiciydi evet.” eleştirisinde bulunuyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

d The Crown dizisinin Prenses Diana’lı sezonu yayına girdi

d Netflix ve Amazon Prime Video RTÜK’ten lisans aldı

d Netflix Kaşıkçı cinayeti belgeselini kaldırdı, Suudi Arabistan cinsel içerikli yayınlara izin verdi

 

“İKTİDAR İLİŞKİLERİNİN ÜZERİNİ EMPATİ, SEVGİ, KARŞILIKLI ANLAYIŞ VE BAĞIŞLAYICILIK GİBİ TEMALARLA ÖRTÜYOR” ELEŞTİRİSİ

Araştırmacı tarihçi-yazar Foti Benlisoy da diziye dair görüşlerini sosyal medya hesabından paylaştı. Benlisoy’a göre, “Bir Başkadır” “sahip olmayanlarla olanlar arasındaki yarılmaya ve memleket ahvaline dair bir şeyler söyleyecekmiş gibi başlayıp, iktidar ilişkilerinin üzerini empati, sevgi, karşılıklı anlayış ve bağışlayıcılık gibi temalarla örterek (kışkırtarak değil, yatıştırarak) son buluyor.”

Dizideki “uzlaşmaya” da dikkat çeken Foti Benlisoy, “Dizide asimetrik güç ilişkilerinin (yani maddi ezme-ezilme ilişkilerinin) sonucu olan kişisel ihtilaf ve çekişmeler, ‘tarafların’ (yani o güç ilişkilerinden istifade edenler ve onların mağduru olanların) birbirleriyle uzlaşmasıyla, karşılıklı anlayış göstermesiyle ‘çözülüveriyor’” diyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram