Berlin: Küçük mutluluklar, büyük umutlar

Berlinli çocukların “Şeker Bombacısı” adını verdiği Halvorsen’in hikâyesi, en zor dönemlerde bile küçük mutlulukların, büyük umutlar doğurabileceğinin en güzel göstergesidir.

BAHADIR POLAT 06 Haziran 2021 YAŞAM

Geriye doğru baktığımızda son bir ayın hem Berlin hem de özgür Almanya için anlamı çok büyük. 8 Mayıs 1945’te, Kızıl Ordu Berlin’e girdi, Reichstag’a Sovyet bayrağı çekti. İkinci Dünya Savaşı sona erdi. Hem Almanya hem de bütün Avrupa Nazi kâbusundan kurtuldu. Bundan tam dört yıl sonra 12 Mayıs 1949’da ise Batı Berlin üzerindeki Sovyet ablukası sona erdi. Batı Berlin ve Batı Almanya’nın komünist SSCB’nin değil, demokratik Avrupa’nın parçası olduğu tescillendi.

1945 Mayıs’ında Berlin’e ilk giren, Kızıl Ordu’nun 58. Muhafız taburuydu. Müttefik devlet uçaklarının (ABD-İngiltere-Fransa) son üç yıldır üzerine bomba yağdırdığı Berlin tam bir harabeydi. Almanların Nobel ödüllü yazarı Thomas Mann’ın “insanlık tarihinin en büyük cürmü” dediği Hitlerizm sadece Almanların değil, birçok Avrupa ulusunun yıkımıyla sonuçlanmıştı. Sovyet askerleri Berlin’de en büyük hedeflerine ulaşamadı. Adolf Hitler’i (ölü veya diri) ele geçiremedi. Führer, Kızıl Ordu şehre girmeden önce intihar etmiş ve adamlarına cesedinin yakılmasını emretmişti. Sovyetler “ayı ininde” sadece birkaç teknik görevli bulabildi. Ancak bu korkunç savaşta Hitler’in işgalinde 30 milyon yurttaşını kaybeden Ruslar çok öfkeliydi ve bu öfke sivil halka yöneldi. Ayakta kalan bütün evler yağmalandı. Rus askerleri buldukları her Alman kadınına tecavüz etti. Tarihi kaynaklara göre Mayıs 1945’te Berlin’de tecavüze uğrayan Alman kadın sayısı 600 bini buldu. Bununla da yetinmeyen Kızıl Ordu SS subaylarının cesetlerini meydanlara yığarak üzerlerinden tank paletleriyle geçti ve hepsini tanınmaz hale getirdi. Kızıl Ordu ile Nazi ordusunun Mayıs 1945’teki Berlin Muharebesi’nde en az 150 bin sivil hayatını kaybetti. Savaş sona erdiğinde 20-21 yaş grubundaki Alman erkeklerinin yarısı ölmüş, yarısı da yaralı ele geçirilerek Sibirya’daki esir kamplarına götürülmüştü. Savaş, en az 200 milyon Alman’ı evsiz bırakmıştı. Hitler’in propaganda bakanı, Ruslar gelmeden önce ailesiyle birlikte ayı ininde intihar eden Gobbels’in “tek halk, tek devlet, tek lider” sloganına, 1945’in Berlin’inde hayatta kalabilen Alman vatandaşları, duvarlara yazdıkları şu sloganla karşılık verdi: “Tek halk, tek devlet, tek enkaz yığını.”

Savaş sona ermişti ancak şimdi de Berlin’i kim yönetecek kavgası başlamıştı. Mücadele, Batı yanlısı muhalifler ile Sovyet destekli Sosyalist Birlik Partisi arasındaydı. Batı yanlılarının lideri, Türkiye için tanıdık bir isimdir; Nazi zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan Ernst Reuter. Onun bütün Berlin’in belediye başkanı seçilmesi Stalin’i öfkelendirir ve başkanlığı Sovyetler tarafından veto edilir.

İkinci Dünya Savaşı’nın müttefik ülkeleri Batı ile SSCB’nin arasında sinirler gerilir. Stalin, Berlin’in tamamını komünist yönetimle Moskova’ya bağlamak için harekete geçer. Bu amaçla Batı Berlin ile Batı Almanya’yı birbirine bağlayan karayolu, demiryolu ve kanalları ablukaya alır. Batı Almanya’dan Batı Berlin’e her gün yapılan 12 bin tonluk gıda ve kömür nakliyatını durdurur. Batı Berlin’de yaşayanları hayatta tutacak olan şey bu sevkiyattır. Artık 2,5 milyonluk Batı Berlinliyi açlık tehlikesi beklemektedir.

Batılı müttefikler bu sorunu Sovyetlerle sıcak çatışmaya girmeden çözmek için harekete geçer. 24 Haziran 1948’de Berlin’in batısı ile Avrupa arasında hava köprüsü kurma kararı alınır. Amerikalıların “Vittles” dediği hava köprüsü ile ihtiyaç olan gıda ve kömür, havadan poşetlerle indirilecektir. Uçaklar havalanır ve malzemeler atılmaya başlar. Ancak bu malzemelerin 2,5 milyon insana dağıtımı en büyük problemdir. Bu noktada devreye Alman halkının klasik çalışkanlığı ve disiplini girer. Berlinliler gruplar halinde örgütlenir ve her gün atılan binlerce ton malzeme, hiç aksaklık yaşanmadan bütün şehre dağıtılır. Açlık sınırındaki insanlar düzeni hiç bozmaz. Thomas Mann’ın da dediği gibi “Almanlar ebediyen öğrencidir ve bütün halklar içinde en çalışkanıdır.”

Vittles, üç-dört ay planlanmıştır ancak süre bir yıla uzar. Ne Alman halkı ne de müttefikler Stalin’e teslim olmaz. Kimse bu kadarını beklemiyordur. Batı Berlin, tavizsiz ablukaya rağmen hava köprüsü ile ayakta kalır. Ve Stalin 12 Mayıs 1949’da pes eder. Ruslar ablukayı kaldırır, yine bir mayısta, Berlin’de…

ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika hava kuvvetlerine ait C-47 ve C-54 nakliye uçakları bir yılda Berlin’e 2 milyon tonun üzerinde malzeme taşıdı. 280 bin uçuş gerçekleştirildi. 17 Amerikan, 8 İngiliz uçağı düştü. Toplam 101 asker hayatını kaybetti. 2,5 milyon Berlinliyi hayatta tutmanın bedeliydi bu.

BERLİN’İN ŞEKER BOMBACISI

Hava köprüsünde görevli pilotlardan Gail Seymour Halvorsen, bu inanılmaz direniş öyküsünün en dikkat çekici kahramanı olur. Halvorsen’in Batı Berlin’de bulunduğu sırada yanına birkaç çocuk yaklaşır. “Sen pilot musun?” diye sorarlar. Pilot olduğunu öğrenince “Sizin sayenizde hayattayız, sen ve arkadaşların vazgeçmeyin yoksa kışı geçiremeyiz,” der çocuklar. Halvorsen bundan çok etkilenir ve onlara bir dahaki uçuşunda şeker, çikolata ve çiklet atacağına söz verir. Sözünü de tutar. Onun bu davranışıyla Berlinli çocukların şeker, çikolata ve çiklete kavuşması halkın moralini yükseltir. Çocukların sevinci büyüklerin umudu olmuştur. Bunun üzerine Halvorsen pilot üstlerinden takdir görür ve bu sevkiyata devam etmesi istenir. Şeker, çikolata ve çiklet sevkiyatına da “Little Vittles Harekâtı” adı verilir.

Dünya basını Halvorsen’in hikâyesini yazar. Berlinli çocuklar ona “Şeker Bombacısı” adını verir. Halvorsen’in hikâyesi, en zor dönemlerde bile küçük mutlulukların, büyük umutlar doğurabileceğinin en güzel göstergesi olur.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram