‘Bağımsız halk mahkemesi Turkey Tribunal’ yarının bir fragmanını sunacak!

Belçika'da Başbakan Yardımcılığı da yapmış saygın hukukçu Johan Vande Lanotte'nun kurduğu, bağımsız ve tarafsız halk mahkemesi “Turkey Tribunal” 20-24 Eylül Cenevre’deki duruşmalardan sonra kararlarını açıklayacak. Tribunal yargılamasının takip edilmesini şiddetle tavsiye ediyoruz.

SELAMİ ER 17 Eylül 2021 GÖRÜŞ

Türkiye’de iktidarın otoriterleşmesine ve güç temerküzüne paralel olarak yaşanan insan hakları ihlalleri tür, sayı ve yoğunluk itibarı ile artmış ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun tespiti ile insanlığa karşı suç boyutuna varmış durumda. Ülke içinde bağımsız ve/veya tarafsız yargı kalmadığı için bunların yakın zamanda hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanması mümkün görünmemektedir. Bununla birlikte,ülkenin insan hakları karnesinden yargı mensupları ilk elden sorumlu olduğunu ifade etmek gerekir. Aynı zamanda iktidar yanlısı olmayan ve/veya olayları kendi mahallesi dışındaki hadiselere de duyarlı bağımsız bir basın olmadığından hakları ihlal edilenlerin çoğunlukla seslerini duyurması bile mümkün olmamakta veya çok cılız kalmaktadır.

TÜRKİYE’DE HAK İHLALLERİ İNSANLIĞA KARŞI SUÇ BOYUTUNA VARDI 

Uluslararası kuruluşlara yapılan başvurular ise iç hukuk yollarının tüketilmesi zorunluluğu nedeni ile hem zaman hem emek isteyen süreçlerdir. Aynı zamanda bu başvuru mekanizmaları bireysel olduğu için yaşanan hak ihlalleri başvurucu ile sınırlı olarak tespit edilmektedir. Türkiye’de yaşanan süreçte bireysel insan hakları sorunları azımsanmayacak boyutta olmakla birlikte, son yıllardaki kötü gidişatın ayırt edici yönü insan hakları ihlallerinin sistematik ve yaygın olarak cemaat mensupları ve Kürtler gibi gruplara yönelmesiyle insanlığa karşı suç boyutuna varmış olmasıdır. İnsanlığa karşı suçların uluslararası mahkemelerce yargılanması ise gerek yetki açısından gerekse uluslararası siyasi mülahazalara bağlı olmasından dolayı oldukça güçtür. Yaşanan bunca temel hak ihlalinin toplu bir tasviri  bugüne kadar ancak raporlar üzerinden yapılabiliyordu. Bugüne kadar diyorum, çünkü hak ihlallerinin yargılama metodu ile topluca resmedileceği bir mekanizma artık var. Kurucularının uluslararası, bağımsız ve tarafsız bir halk mahkemesi olarak tanımladığı “Turkey Tribunal” önümüzdeki günlerde (20-24 Eylül) Cenevre’de yapacağı duruşmalardan sonra kararlarını açıklayacak.

TURKEY TRIBUNAL İŞKENCE VE ZORLA KAYBETMELER RAPORU HAZIRLADI

Turkey Tribunal’in fikir babası ve kurucusu insan hakları ve anayasa profesörü olan Johan Vande Lanotte üç dönem Belçika federal hükümetinde başbakan yardımcılığı yapmış saygın bir hukukçu. Diğer yönetim kurulu üyeleri de yüksek mahkeme yargıçlığı, rektör, Avrupa’daki hukuk fakültelerinde profesör olarak görev yapmış saygın ve alanında tanınan hukukçulardan oluşuyor. Uzun yıllar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türk davalarına bakan dairede yargıçlık yapmış olan ünlü hukukçu Françoise Tulkens’in varlığı da Tribunal’e ayrı bir derinlik katıyor. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağına ilişkin olan meşhur Leyla Şahin davasında, başvurucu lehine oy veren ve çoğunluk kararına muhalif kalan tek hakim olduğunu hatırlamakta fayda görüyorum.

Tribunal, alanında uzman, tarafsız ve saygın hukukçu (birçoğu Avrupa üniversitelerinde) olan akademisyenlerden Raportörler görevlendirerek Türkiye’de son dönemlerde yaşanan işkence, zorla kaybetmeler, cezasızlık, adalete erişim ve ifade ve basın özgürlüğü ile roma statüsü kapsamında insanlığa karşı suçlar alanlarında oldukça detaylı raporlar yayınladı.

CENEVRE’DEKİ YARGILAMALARDA TANIKLAR DA DİNLENECEK

Cenevre’de gerçekleşecek yargılamalarda bu raporlar değerlendirilecek ve daha sonra her ihlal başlığında üç tanık dinlenerek yargılamanın sonucu açıklanacak. Tanıklar arasında hakkında sürdürülen soruşturma ve davalar nedeni ile yurt dışında yaşayan medyatik modacı (kendi tabiriyle terzi yamağı) Barbaros Şansal,  Diyarbakır’da nevruz kutlamaları sırasında polis kurşunu ile öldürülen Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut, gözaltında kötü muamele sonucu ölen ve son anları sosyal medyada geniş yer bulan KHK’lı öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi Tülay Açıkkollu, sürgünde olduğundan milletvekilliği düşürülen Faysal Sarıyıldız, Eren Keskin ve ihraç eski hakimler ile sürgündeki gazeteciler de bulunuyor. Dinlenecek tanık ve incelenen olaylar göz önünde bulundurulduğunda tüm mağdur kesimlerin kapsandığı, Türkiye’deki gibi mağduriyetler arasında bir ayrımcılık yapılmadığını söylemek gerekir.

Mahkeme heyeti ise AİHM eski yargıçları, BM İnsan Hakları Komisyonu Sekreteri, Anayasa Mahkemesi üyesi gibi tanınmış ve saygın altı insan hakları hukukçusundan oluşuyor. Bu yargılama faaliyeti ayrıca davet edilen saygın insan hakları hukukçularının nezaretinde gerçekleştirilecek ve Youtube üzerinden de canlı yayınlanacak.

TRIBUNAL, ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ’NE BAŞVURMAYI PLANLIYOR 

Tribunal bu çalışmalarının tamamını Türk büyükelçiliği (DT olabilir eğer Cenevre ise) üzerinden Türk hükümetine de bildirmekte ve savunma için imkan vermektedir. Ancak bu talebe hükümetin bir cevab-ı sevap vermeyeceğini tahmin etmek elbette zor değil.

Tribunal vereceği karara bağlı olarak devam eden aylarda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurmayı da planlamaktadır.

Türkiye Tribunali ayrıca medya ortağı olan Uluslararası İnsan Hakları Gözlemevi (International Observatory of Human Rights-IOHR) işbirliğiyle her bir raporu konu alan webinarlar ve sosyal medyada farkındalık kampanyaları düzenlenmektedir. Kararların açıklanmasından sonra da uluslararası kamuoyunda farkındalık oluşturulması amacı ile konferanslar ve toplantılar yapılacağı ifade ediliyor. Yapıla tüm çalışmalar https://turkeytribunal.com/tr/ adresinde yer alan internet sitesinden Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanıyor.

Yukarıda sayılan faaliyetlerde yer alan kişilerin bunu bir karşılık almadan, gönüllü olarak gerçekleştirdikleri ayrıca internet sayfasında deklere ediliyor.

AMAÇ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE YÖNELİK FARKINDALIĞI ARTIRMAK 

Elbette burada yapılacak yargılama uluslararası sözleşmeler ile yetkisi tanınmış bir yargılama değil. Verilecek karar sonucunda doğrudan uygulanabilecek yaptırımlar da söz konusu olmayacak. Ancak bahse konu kuruluşun amaçları arasında belirttiği gibi Türkiye’de giderek artan insan hakları ihlalleri konusunda uluslararası kamuoyunun farkındalığını arttırmak hedefleniyor. Bu oluşumda görev alanlar insan hakları alanında bütün dünyanın tanıdığı ve güvendiği isimler olduğundan ve bir yargılama usulü takip edildiğinden, verecekleri kararın itibarı ve manevi ağırlığı konusunda şüphe yoktur ve varacakları sonuçların görmezden gelinmesi mümkün olmayacaktır. Aynı zamanda varılan sonuca göre Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yapılacak başvuru  sembolik olmanın da ötesine geçecektir.

Bunun yanında gerek AİHM ve gerekse BM Komite ve diğer organlarına yapılacak başvurularda Türkiye Tribunal’in kararları ve raporlarının kullanılması mağdurların lehine bir durum olacak ve başvurulan kurumların değerlendirmek/dikkate almak zorunda kalacakları bir dayanak olacaktır.

YARGILAMALAR YARIN BAŞLARINA GELECEKLERİN FRAGMANI OLACAK

Özellikle cezasızlık, yani Türkiye’de işlenen işkence ve adam kaçırma benzeri suçları işleyenlerin ceza almaması, devlet tarafından korunması ve adil yargılama imkanının kalmaması konularında alınacak kararlar ve raporların özellikle AİHM’in iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği yönündeki içtihadı üzerinde baskı oluşturmasını temenni ediyoruz.

Bu tür organizasyonların bir diğer faydası ise hak ihlallerini gerçekleştirenlere yaptıklarının yanlarına kar olarak kalmadığının ve kalmayacağının gösterilmesi ve gelecekte başlarına gelecek durumun bir fragman olarak sunulmasıdır.

Online olarak da yayınlanacak Tribunal yargılamasının takip edilmesini şiddetle tavsiye ediyoruz.

 

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram