Ayasofya tamam, ya özgürlükler?

Basın özgürlüğünü değil Ayasofya'yı konuşmaktan İstanbul Sözleşmesi'ni karalamaya, CHP'nin son tutumlarından devletin hukuku gözetmesi ve küresel demokrasi kaygısına...

KRONOS 24 Temmuz 2020 PODCAST

Celal Başlangıç, Artı Gerçek: Belli ki Saray; halkın haber alma, bilgi edinme, gerçekleri öğrenme hakkını tümüyle ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sadece bu da değil. Aynı zamanda bu yasa değişikliğiyle sosyal medyadaki kirli geçmişini de “sıfırlama” fırsatı yaratmaya çalışıyor Saray.

Mehmet Ocaktan, Karar: İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddete karşı önlemlerin alınmasını taahhüt eden bir sözleşme. Hal böyleyken, meseleyi başka alanlara çekerek sözleşmeden vazgeçilmesini istemek vicdani olmadığı gibi şiddeti meşrulaştırmaktan başka bir işe de yaramayacaktır.

Vahap Coşkun, Serbestiyet: Artık muhalefet, Erdoğan’ın ileri sürdüğü toplara hemen atılmıyor, bilip bilmeden kafasını uzatmıyor. Eskisine nazaran çok daha dikkatli davranıyor. Muhalefetin tuşlarına bastığında duymak istediği sesler çıkmadığında ise iktidarı sıkıntı basıyor.

İbrahim Yersiz, Ocak Medya: Bir devlet ölüme kayıtsız kalamaz, eğer kayıtsız kalıyorsa bu ortada kendisinin de neticenin ölüm olmasını arzuladığı bir sonuç çıkarmaktadır ve devlet böylesi bir netice arzuluyorsa artık sıradan bir ölümden söz edilemez, artık ortada devletinde iştirakçisi olduğu tasarlı bir cinayet söz konusudur.

Ohannes Kılıçdağı, Agos: Trevor Noah, Trump’ın karşısına diğer aday olarak çıkacak olan Joe Biden’la bir söyleşi yaptı. Orada beni çok şaşırtan ama Biden’ı o kadar şaşırtmayan bir soru sordu: “Trump seçimi kaybeder de Beyaz Saray’ı terk etmezse ne yaparsınız?”