Keskin: İnsan hakları mücadelesini ölülerimize karşı bir borç görüyorum

İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin: AKP kendisini kapatmak isteyen 90’lı yılların aktörleriyle ittifak içindr insan haklarını ihlal ediyor. Biz vazgeçmedikçe değişmek zorunda kalan bu devlet aklı olacak. Bu nedenle ben direnmeye devam çağrısı yapıyorum.

TUBA DEMİR 06 Mart 2021 SÖYLEŞİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı’nı “gereksiz” bulan hukukçu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Bunlar zaten devletin görevi. Ben hiçbir dönem kendimi bu kadar öngörüsüz, bu kadar çaresiz, bilgiye erişimsiz ve yalnız hissetmedim” dedi.

Türkiye insan hakları mücadelesinin önemli simalarından Avukat Eren Keskin, açıklanan eylem planı ile ilgili Kronos Haber’e değerlendirmelerde bulundu. Böyle bir plana gerek olmadığını söyleyen Keskin, Türkiye’nin devlet olarak altına imza attığı birçok sözleşme olduğunu ve bunlara uyulması halinde eylem planlarına da gerek kalmayacağını vurguladı. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi gibi sözleşmelerin altında Türkiye’nin imzasının olduğunu söyleyen Keskin’e göre Cumhurbaşkanın böyle bir açıklama yapmak yerine uygulamaya geçse daha iyi olacak.

“TÜRKİYE DEVLETİ BİR HUKUK DEVLETİ DEĞİL”

Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığı için hem altında imzası bulunan uluslar arası hukuk hem de kendi hukukunu ihlal ettiğini savunan Eren Keskin, “Siz zaten bunları yapacağınıza dair imzaları atmışsınız. Bu sözleşmeleri kendi anayasamızın 90. maddesi ile iç hukukun üzerinde kabul etmişsiniz. Zaten devlet yapmak üzere imza attığı şeyleri bir kez daha eylem planı olarak açıklıyor. Bu neden oluyor? Çünkü Türkiye devleti bir hukuk devleti değil. İç hukukta da düzenlemeler var, İşkenceye karşı düzenlemeler var, kadına yönelik şiddet alanında düzenlemeler var, ifade özgürlüğü alanında düzenlemeler var, her şeyden önemlisi uluslararası hukukta düzenlemeler var, ama Türkiye bunlara uyumuyor. Hem uluslararası hukuku ihlal ediyor hem kendini ihlal ediyor. Bu nedenle bunların anlatılması önemli değil, önemli olan bunları uygulamaktır” şeklinde konuştu.

“EYLEM PLANI AÇIKLANDIĞI GÜN AKP’NİN BAŞKA BİR İSMİ PARTİ KAPACAKLARINI SÖYLÜYOR”

Türkiye’de hukukun uygulanmasına ihtiyaç olduğunu kaydeden Eren Keskin, şöyle konuştu: “Bu plan açıklandığı gün AKP’nin başka bir ismi siyaset yapan bir partiyi kapatacaklarını söylüyor. Yine bu planı açıkladıkları gün bir kadın ölüyor, sadece düşünceleri nedeniyle binlerce insan cezaevinde. Türkiye’nin yeni bir insan hakları eylem planına ihtiyacı yok. Türkiye’nin hukukun uygulanmasına ihtiyacı var. Bu plana uyulacağından ümitli değilim. ‘Canı çıkasıca İnsan Hakları Derneği’ diyen bir devletin bu plana uyacağına ben inanmıyorum.”

“AKP, ONU KAPATMAK İSTEYEN ZİHNİYETLE İTTİFAK YAPTI”

AKP’nin 90’lı yılların ‘devlet aklı’ ve aktörleriyle ittifak yaptığını belirten Keskin, “Çok kötü bir dönem yaşıyoruz ancak daha önce de kötü dönemler yaşadık. AKP iktidara geldiğinde 90’lar devlet aklına karşı olduğunu söylüyordu. O dönem ilk iktidara geldiğinde Avrupa Birliği siyaseti uygulayacağını söyledi. Avrupa Birliği ile ilişkileri düzeltti, bir takım atılımlar yaptı. Geriye baktığımızda şu anda ittifak yaptığı güçler ile daha önce kavga ediyordu. Onu kapatmak isteyen zihniyetle ittifak yaparak herkesin insan haklarını ihlal ediyor. Burada düşünmesi gereken devletin kendisi” yorumunda bulundu.

“ŞU ANDA AKP’NİN MÜTTEFİKLİK YAPTIĞI DEVLET AKLI 90’LARDA DA YÖNETİMDEYDİ”

Eren Keskin’in Kronos’a açıklamaları şöyle devam etti:

“Ben 30 yıldır insan hakları hareketi içerisindeyim. Bu kadar öngörüsüz, bu kadar çaresiz, bu kadar yalnız, bilgiye erişimsiz hiç bir dönem yaşamadım. 90’larda da yine aynı devlet aklı iktidardaydı. Şu anda AKP’nin müttefiklik yaptığı devlet aklı 90’larda da yönetimdeydi. O dönem tabii ki devlet suçları farklıydı, yöntemler farklıydı. İnsanlar öldürülüyordu, gözaltında kayıplar yaşanıyordu, şu anda da yaşanıyor ama o kadar kolay can alınamıyor. Çünkü sosyal medya sayesinde her haber anında yayılıyor. Ancak şimdi de ifade özgürlüğü önünde çok büyük engeller var. Bugün 90’larda olmayan başka bir şey daha var. KHK’lar meselesi. 90’lı yıllarda insanlar düşünceleri nedeniyle işlerinden atılmıyordu. Şu anda ekmeğe muhtaç hale getirilen binlerce aile var bu coğrafyada. Çok korkunç bir durum. Bu sizi korkutmak için yapılıyor. Daha doğrusu intikamcı bir zihniyetle yaklaşılıyor, düşman hukuku uygulanıyor. Bütün bunların, içinde bulunduğumuz çağda yaşanıyor olması çok korkunç.”

“90’LARDAKİ YÖNTEMLER UYGULAMAYA GEÇMEYE BAŞLADI”

“Bakın bir genç kız iki aydır babasını arıyor. İnsanlar gözaltında kaybediliyor. Geçtiğimiz haftalarda Gökhan Güneş isimli bir genç kaçırılıp işkence edilerek bırakıldı. 90’lardaki yöntemler uygulamaya geçmeye başladı. Dün Boğaziçi eylemlerinde tutuklanan Şilan Delibalta ile görüştüm. Bir üniversite öğrencisi 27 gündür kayyum rektör istemediği için tecritte tutuluyor. Fakat kadına şiddet uygulayan bir erkek adli kontrolle serbest bırakılıyor. Cumhurbaşkanı bu planları açıklasa da bu uygulamaların tam tersi yapılıyor.”

“İNSAN HAKLARI EYLEM PLANI’NIN AMACI AB İLE İLİŞKİLERİ DÜZELTMEK”

“Madem bu plan uygulanmayacak neden böyle bir şey yaptılar? Plan sunmaları zaten saçma şu anda bu planı sunmalarının nedeni sanıyorum Avrupa Birliği ile ilişkileri düzeltmek. Yani bu plan içeride kamuoyuna karşı açıklanmadı. Şu anda Amerika ve Avrupa Birliği ile ilişkiler kötü, bence dışarıya karşı yapılmış bir plan oldu. Açıklamış olduğu maddeler zaten onların görevi. Bu aynı zamanda bir itiraf. Biz bugüne kadar görevimizi yerine getirmedik, ama bundan sonra yapacağız demek.”

“EYLEM PLANINDA KHK’LAR VE LGBTİ+ TOPLULUĞUNA YER VERİLMEDİ, İKİSİ DE YUMUŞAK KARIN”

“Eylem planında KHK’lar ve LGBTi+ topluluğuna yer verilmedi. Çünkü ikisi de yumuşak karın oluşturuyor. Bu coğrafyada yerleşik, son derece feodal, erkek egemen ve militer bir bakış açısı var. Toplumsal cinsiyet, sözde namus anlayışını temel alan bir bakış açısı var. Kutsal bir aile var, ailenin kutsallığını sürekli dile getiren bir devlet aklı var. Bu nedenle bu konuya hiç değinmediler. Hem KHK hem de LGBTi+ topluluğu konusunda adım atmaya hiç niyetleri yok. Bu aslında hem çifte standartlarını ortaya çıkarıyor, hem de altına imza attıkları uluslararası sözleşmeleri hiçbir şekilde uygulamadıklarını gösteriyor.”

“SOYLU GİBİ İÇİŞLERİ BAKANI, MHP İLE İTTİFAK YAPILDIĞI YERDE İNSAN HAKLARI ALANINDA ADIM ATILACAĞINA İNANMIYORUM”

“Cumhurbaşkanı yargı bağımsızlığından, suçun şahsiliğinden, adil yargılanmadan bahsediyor. Ancak KHK’lılar haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan işten atılan insanlar. Uygulamaya bakıldığı zaman çok büyük bir haksızlık yapıyorlar. Biz artık o kadar iyi tanıyoruz ki karşımızdaki devlet yapısını, ne nedir, ne değildir, bunu anlıyoruz. Umarım dediklerini yaparlar, bugüne kadar öyle bir şey görmedik ama umarım yaparlar. Ben Süleyman Soylu gibi İçişleri Bakanının olduğu, MHP gibi bir parti ile ittifak yapıldığı yerde insan hakları alanında adım atabileceğini maalesef inanmıyorum.”

“KONSOLOSLUKLARDA ‘NASIL DAYANIYORSUNUZ’ DİYE SORUYORLAR”

“Dört yıldır süren yurt dışı yasağım olduğu için yüz yüze görüşemiyorum. Yurt dışına çıkamıyorum ancak sosyal medya üzerinden yazışma yoluyla bazen konsolosluklarla görüşmeler yapıyoruz, ama onlar inanamıyorlar ve bize nasıl katlanıyorsunuz, nasıl yaşıyorsunuz diye soruyorlar. Bu soruları 90’larda da sorarlardı. Ölümden korkmuyor musunuz, cezaevine girmekten korkmuyor musunuz gibi sorular şimdi daha çok soruluyor. Türkiye uluslararası düzeyde güvenilir olma halini tamamen yitirmiş durumda. Korku çok insani bir duygu, tabii ki endişeleniyorsunuz. Mesela ben 26 yıl 2 ay yazmadığını yazılardan ceza aldım. Bir yerde sadece genel yayın yönetmeni olduğum için 26 yıl ceza alıyorum ancak bir kadın cinayeti işleyen şahsa daha az ceza veriliyor. Akıl almaz bir durum.”


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dEdirne Cumhuriyet Başsavcılığı Meriç’te can veren 9 yaşındaki Nurefşan’a ilişkin açıklama yaptı

dEren Keskin: 30 yıldır insan hakları mücadelesi içindeyim böyle süreç hatırlamıyorum

dİHD Başkanı Türkdoğan: Polis, MİT, paramiliter güç; işkence yapanların hepsi yar-gı-la-na-cak-lar

 

“İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNİ ÖLÜLERİMİZE KARŞI BORCUMUZ OLARAK GÖRÜYORUM”

“Ben şuna çok inanıyorum dünyayı her zaman direnenler değiştirir. Ben de kendime bu yolu seçtim. Eminim gitmemi çok istiyorlar ama ben gitmeyeceğim. Ben bugün istesem bir devletin konsolosluğuna iltica için başvurabilirim, hatta bu yönde teklifler de aldım. Hiçbir zaman böyle bir şey yapmayı düşünmüyorum, çünkü bu coğrafya sadece onların değil. Bu coğrafyada bizim de anılarımız var, biz de seviyoruz buraları. Benim bu yolda birçok arkadaşım öldü, öldürüldü. Ben insan hakları mücadelesini ölülerimize karşı borcumuz olarak görüyorum, o yüzden hiçbir yere gitmeyi düşünmüyorum.”

“CEZAEVİNE GİREBİLİRİM, ONUN İÇİN TABİİ Kİ, KORKULARIM VAR”

“Cezaevine girebilirim, onun için tabii ki, korkularım var, çünkü evim kira üç tane kedim var, onlara kim bakacak endişesi var, bunlar herkesin düşündüğü şeyler ama mücadeleye devam edeceğim. Şu anda cezaevinde birçok insan var mücadeleye devam eden. O kadar çok çareler var ki, insan akıllı bir varlık. Bugün KHK’lar ile işten attıkları insanlar bir televizyon kurdu haklarını arıyorlar. Biz vazgeçmedikçe değişmek zorunda kalan bu devlet aklı olacak. Bu nedenle ben direnmeye devam çağrısı yapıyorum.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram