Aşıda 2,1 milyar TL kimin cebine girdi?

İnsan sağlığı üzerinde bile rant hesabı yapılır mı? Koronavirüs salgını ile mücadelede şeffaf olmayan ihaleler bir kere daha gösterdi ki artık Türkiye’de “rant” hesabının yapılmadığı tek kalem iş yok. İşte halkın vergileri üzerinde dönen dolaplar ve aşıda rantın ayrıntıları...

TURHAN BOZKURT 18 Ağustos 2021 YAZARLAR

Dünya yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında şimdi de “delta varyantı” ile boğuşuyor. Aşılamanın yüzde 90 oranında tamamlandığı İsrail’de bile günlük vaka sayıları 5 bini geçti. Can kayıpları artarken, hükûmetler sonbaharda 4’üncü dalgaya hazırlanıyor.

Türkiye’de ise iki doz Sinovac (Çin aşısı) vurduranların 3’üncü, hatta 4’üncü doz aşı olması gerektiği, aksi hâlde özellikle Çin aşısının etkinliğini kaybedeceğine dair açıklamalar yeni bir tartışma başlattı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve uzmanlar 4’üncü doz aşı kararını aşı tedarikinde sıkışmaya yol açabileceği ve belirlenen 21 günlük sürenin herhangi bir bilimsel veriye dayanmadığı gerekçesiyle eleştiriyor.

“Madem iki doz etkili değildi, niye bu aşılama yapıldı?” sorusu kadar “Çin aşısı üzerinden birilerinin milyarlarca liralık haksız kazanç elde etti” iddiası tartışmanın odak noktasını teşkil ediyor.

BAKANLIK CEVAP VERME ZAHMETİNE BİLE KATLANMADI

Sağlık Bakanlığı, ocak ayında Covid-19 aşılarının elleçlenmesi (yükleme- taşıma-boşaltma), paketlerinin değiştirilmesi ve karekodlaması için iki defa ihale düzenlemişti. Ancak iki ihaleyi kimin kazandığı ve ihale bedelinin kaç TL olduğuna dair tek satır resmi açıklamada bulunulmadı.

Muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yöneltilen sorular da cevapsız bırakıldı.

İhale ile 50 milyon Covid-19 aşısının tamamına karekodlama yapılacağı belirtildi. 47 milyon aşının 10 milyonunun paketlendiği ve sadece karekodlama yapılacağı, geriye kalan 40 milyon doz aşının ise hem paketleneceği hem karekodlama yapılacağı ifade edilmişti.

Bakan Koca’ya “Aşıları kim, kaç paraya paketliyor?” diye soran Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Murat Emir, şu değerlendirmede bulunmuştu: “Sağlık Bakanlığı ihale süreçlerini tamamen kapalı yürütüyor ve kamuoyuyla bir bilgi paylaşmıyor. Gelen aşıların paketlenmesi ayrıca bir maliyet ve zaman kaybı.”

AŞIDA DÖNEN RANTIN TUTARI EN AZ 2,1 MİLYAR TL

Sağlık Bakanlığı aşıyı doğrudan ya da Devlet Malzeme Ofisi (DMO) vasıtasıyla Çin’den ithal etmek yerine aracı firma olarak Keymen İlaç AŞ ile anlaştığından sosyal medya sayesinde haberdar olabildik.

Havalimanında kargo bölümünde çalışanlardan bazılarının sosyal medya hesaplarında paylaştığı fotoğraflarda aşı paletlerinin üzerinde alıcı kısmında isim ve adres bilgileri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yakın bir ismi işaret ediyordu. Sağlık Bakanlığı, 50 milyon doz Sinovac ithalatını Cantürk Alagöz’e ait Keymen İlaç AŞ’ye ihale etmişti.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Alagöz rant iddialarının doğru olmadığını ve 12 milyon doların üzerinde masrafı olduğunu belirtse de iki dozu 60 Amerikan Doları bedelle ithal edilen aşıların Sağlık Bakanlığı’na doz başına 5 dolar daha fazla bedelle fatura edildiği iddiası hâlâ ortada duruyor.

50 milyon doz aşı için (60×50.000.000) 3 milyar dolar ödendiğini varsayalım. Varsayalım diyorum, zira halkın vergileri ile alınan aşıların tam olarak kaç dolardan ithal edildiği halktan şu ana kadar gizlendi. 3 milyar dolar, 18 Ağustos 2021 tarihli güncel dolar/TL kuru üzerinden 25,5 milyar TL ödenmiş olmalı.

ÇIKIŞ FİYATI İLE GİRİŞ FİYATI ARASINDA 5 DOLAR FARK VAR

Gazeteci Serdar Akinan, 2 Mayıs 2021’de KRT TV’de, “Aşının Çin’den çıkış fiyatıyla Türkiye’ye giriş fiyatı arasında 5 dolar fark var. Kimin cebine gitti bu.” demişti.

O gün bugündür Sağlık Bakanlığı da Keymen İlaç da Akinan’ın çarpıcı iddiasına mukabil sessiz kalmayı tercih etti. “Sükut ikrardan gelir” derler. Sessiz kalındığına göre 5 dolarlık fark yüzünden 250 milyon doların (2,1 milyar TL) halkın cebinden alınıp, birilerinin cebine konulduğunu kabul etmiş oluyor.

İhalede yan yolların nasıl otoyola çevrildiğini Alagöz, 5 Mart’ta Sözcü’ye verdiği mülakatta itiraf etmişti: “Bakın, anlaşma yapılırken koşul, siparişin yüzde 50’sinin peşin ödenmesiydi. Ancak İhale Kanunu cevaz vermiyor. Devlet avans teminat mektubu almadan ödeme yapamaz. Çin de bu şartı kabul etmedi. Çin’in peşinattan vazgeçmesi benim risk almamla kalktı. DMO’ya teminat mektubunu ben verdim.” Başka bir ifadeyle İhale Kanunu’na rağmen aşılar Türkiye’ye getirilmiş.

İhale üzerindeki şaibe yetmezmiş gibi 3’üncü ve 4’üncü doz aşının elzem hâle geldi. Zira Çin aşısı Sinovac’ın diğer aşılar kadar etkili olmadığı anlaşıldı.

AŞIYA RAĞMEN DELTA VARYANTI DAHA FAZLA GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

Virolog Semih Tareen gelinen noktayı şu sözlerle özetliyor: “Sinovac gibi inaktif koronavirüs aşılarında etkililiği mRNA aşılarındaki gibi olmadığını görüyoruz. Bu halkımızın korkması anlamına gelmiyor. Aşıların amacı, ciddi hastalığı önlemek. Ancak inaktif aşıların, mRNA aşıları kadar etkili olmaması sebebiyle, Delta varyantını Sinovac aşısına rağmen daha fazla görmeye başladık.”

Bu yüzden Türkiye’de 2 doz Sinovac vurduranlara üçüncü doz hakkı tanındı: Ya BioNTech ya da Sinovac.

Türkiye’de koronavirüse karşı 14 Ocak’ta başlayan yaygın aşılamada bugüne kadar, Pfizer-BioNTech ortaklığıyla üretilen mRNA aşısı ile Çin şirketi Sinovac’ın ürettiği inaktif aşı kullanıldı.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin 24 Haziran’da yayımlanan ve 1.053 sağlık çalışanının takip edildiği “Sinovac Aşısının Bağışıklık Yanıtı 3’üncü Ay İzleme Sonuçları” isimli araştırmaya göre, 2’nci aşıdan 28 gün sonra sağlık çalışanlarının yüzde 97’sinde antikor tespit edildi. Söz konusu oran, 3. ayın sonunda yüzde 77’ye geriledi.

3’ÜNCÜ DOZ YOKSA SINOVAC’TA ETKİ AZALIYOR

Araştırmada sağlık personelinin yüzde 95’inde antikorların azaldığı görüldü. “Tüm bu veriler, Ağustos 2021’de yapacağımız ‘Aşılama sonrası altıncı ay antikor düzeyleri ve etkinliği’ izlem sonuçları ile netleşecek olmakla birlikte, aşının etkinliğinin uzun süreli olabilmesi için sağlık çalışanlarında ‘üçüncü doz hatırlatma aşısının’ gerekebileceğini düşündürmektedir.” sonucuna varıldı.

Üniversite henüz 6’ncı ay sonuçlarını açıklamadı.

İngiltere de kıştan önce 50 yaş ve üzeri vatandaşları için üçüncü doz aşı yapmayı planlıyor. Üçüncü doz planları Almanya ve Fransa için de geçerli.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol şahsi Twitter hesabında 2 doz Sinovac aşısından sonra, 2 doz BioNTech aşısı ve BioNTech aşısı dozlarının da 21 gün ara ile olma önerisi konusunda bugüne kadar herhangi bir doğrudan veri ya da güçlü bir delil olmadığını vurguladı.

Covid-19 aşını geliştiren Alman BioNTech firmasının Genel Müdürü Prof. Dr. Uğur Şahin, Türkiye’ye maliyetine satabileceğini belirtmişti.

Türkiye’de 1’inci, 2’nci ve 3’üncü doz olmak üzere toplam 84 milyon 547 bin 410 doz Covid-19 aşısı tatbik edildi.

Aşılamaların 44 milyonununu 1’inci doz, 33 milyonunu 2’nci doz, 6 milyonunu ise 3’üncü doz teşkil etti.

Ancak kaç kişiye hangi aşının uygulandığı ve aşılara göre aşılanmış kişilerde tespit edilen vaka sayısı gibi veriler ise bilinmiyor.

“RÜŞVET HAVUZUNA PARA AKTARILMAYACAK DİYE BIONTECH ALINMADI”

Ege Üniversitesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl, Habertürk TV’de katıldığı bir program şu tespiti yapmıştı: “4’üncü dozun 21 gün sonra yapılmasından bahsediliyor, buna gerek yok. Bu kadar kısa sürede yapıldığında daha iyi antikor elde etmezsiniz, aksine yan etki riskiniz artar. Böyle bir uygulamanın herkese yapılması doğru değil. Yapılacaksa da riskli gruplarda 9 hafta sonra yapılması gerekiyor.”

BionTech’in Genel Müdürü Prof. Dr. Uğur Şahin, “Ben iki ülkeye bu aşıyı kâr etmeden vermek istiyorum. Biri yetiştiğim vatandaşı olduğum Almanya, diğeri anavatanım Türkiye.” diyerek Sinovac’tan daha etkili olana aşıyı daha ucuza teslim edebileceklerini söylemişti.

Ancak hükûmet, Şahin’in 9 dolarlık teklifini kabul etmek yerine Sinovac’ı Keymen’e ithal ettirmeye karar verdi. Zira gazeteci Akinan’a göre, “AKP iktidarı havuza para gitmeyeceği için teklifi kabul etmedi. Bir gün bu iddialar ortaya çıkacak.”

İnsan sağlığı üzerinde bile rant hesabı yapılır mı?

Koronavirüs salgını ile mücadelede şeffaf olmayan ihaleler bir kere daha gösterdi ki artık Türkiye’de “rant” hesabının yapılmadığı tek kalem iş yok.

İletişim için:
[email protected]

Twitter: @turhanbozkurTV

YouTube: https://www.youtube.com/turhanbozkurt

Facebook: https://www.facebook.com/TurhanBozkurt/