Arınç: Cemaat ile Baykal hariç herkes en az bir kez görüşmüştür

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Üyesi Arınç, Gülen cemaati ile ilgili sözlerine açıklık getirdi ve "Her toplantıya 5 - 6 bakan gidiyordu. Herkes bir kez içinde bulundu" dedi.

KRONOS 29 Haziran 2020 GÜNDEM

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Üyesi Bülent Arınç, Gülen cemaati konusunda söylediği “Masum değiliz hiçbirimiz” sözlerine açıklık getirirken, “Kendilerini bu kadar gizleyen, takiye üstüne takiye yapanlara biz hüsnüzan göstererek bunların güzel yüzlerine aldanmışsak buna ne denecekse denecek, ama bilin ki herkes bunun içerisinde bir kere kendini buldu” ifadelerini kullandı. Arınç, “Bütün siyasetçiler belki Deniz Baykal hariç bunlarla bir araya gelmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Arınç’ın açıklamaları ve programdaki diyaloglar:

BÜLENT ARINÇ: 1995 seçimlerinde parlamentoya girdim. 5 dönem hiç ayrılmadan yaptım. İlk tanıdığım arkadaşlardan bir tanesi Metin Özkan’dı. Bana hiç saygısızlık yapmadı. Ama bu programda ve öncesinde konuştuklarına bakarak söylüyorum ki, Metin Özkan benim eski dostum Metin Özkan değil. Metin Bey yıllar içerisinde dönüşüm yaşamış. Benim söylediklerimi ilkokul çocuğu bile anlar, üniversite mezunu anlar, hele hele siyasetçiler çok iyi anlar. Metin Özkan’a rica edeceğim, benimle ilgili konuşurken saygıyı elden bırakmasın.

“BİZE DÜŞEN ADİL YARGILAMA YAPMAK VE HESABINI GÖRMEK”

Bu söz bir şarkı sözü, bir deyim olsa bile güzeldir; masum değiliz hiçbirimiz. Bu “FETÖ” meselesi 15 Temmuz hain, alçak bir darbe girişimidir. Bunu yaşadık, sonuçlarını görüyoruz. Sadece 250 şehidimiz, 2 binden fazla yaralımız, Meclisimizin, evimizin yanındaki jandarmanın bombalanmasının yanında çok daha büyük felaketlere yol açtı. Çok insan büyük kayıplara uğradı. Elinde makinalarla masum insanları katledenler için konuşmuyorum. Ben diyorum ki, bize düşen adil yargılama yapmak ve hesabını görmek. Zaten yargı da bunu yapıyor.

“BAYKAL HARİÇ BÜTÜN SİYASİ LİDERLER FETÖ İLE GÖRÜŞTÜ”

O konuşmam 1,5 saat kadar sürmüştür. Julide Hanım dedi ki, ‘siyasi ayağı araştırılmalı’, yüzde 100 araştırmalı. Bu “FETÖ” ejderhası, Frankeştayn haline gelmiş bir örgüt zaman içerisinde silah kullanacak, devlete zarar verecek, masum insanlarımızı katledecek bir noktaya geldi. Diyanet 15 Temmuz’dan sonra manevi ve dinsel açıdan irdeleyen bir rapor yayınladı. Bunlara sempati duyanların ortak noktalarını az çok biliyirum. Bütün siyasetçiler, bunun içerisinden belki sayın Deniz Baykal’ı çıkarmak lazım. Ama bütün siyasetçiler bunlarla biraraya gelmişlerdir. Demirel de yanyana gelmiştir.

“YERİ ZAMANI GELDİĞİNDE HER ŞEYİ KONUŞAN BİR İNSANIM”

Beni Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olarak takdim etmelerini doğru bulmuyorum. Konuşmalarım şahsi görüşlerim. YİK üyeliği benim için onurdur ve şereftir. Ama bu konuşmaları YİK üyesi sıfatıyla konuşmuyorum ki. Ben her şeyi konuşuyorum. Yeri, zamanı geldiğinde, gündemde olduğunda herşeyi konuşan bir insanım. Bunu sayın Erdoğan nasıl karşılıyor, nasıl cevap veriyor, bu özel konuları burada konuşmam doğru değil.

“2011 SEÇİMLERİNDEN SONRA KENDİLERİNİ BELLİ ETTİLER”

1977’de Milli Selamat Partisi’nde Manisa İl Başkanı’yım. Erbakan Hoca genel başkanımız. Turgut Özal’ın arkasındaki insan bugün en büyük “FETÖ” destekçesi olarak gözüküyor. Bu kişi Manisa’ya vaiz olarak geldi. Arkasında cemaat buldu. Sonra İzmir’e gitti. Öğretmenlerle ilişki kurdu, vakıflar kurdu, okullar açtı. Bizim masum halkımız onu dindar bir vaiz, iyi bir insan olarak gördü. 2011 seçimlerinden sonra bunlar bir şekilde kendilerini belli etmeye başladılar. En basiti dersaneler konusu, MİT Müsteşarı’nın çağrılması, 17-25 ve Gezi olaylarıdır.

“BUNU ZİYARETE GİDEN MİLLETVEKİLLERİNİN HEPSİ FETÖ’CÜ MÜ?”

Sayın Cumhurbaşkanımız bunların niyetlerini sezdi. Ama eminim 15 Temmuz’u yapacaklarını bilmiyordu bizim gibi. Şimdi Ecevit, Demirel’in desteklediği bir tek hiçbir zaman rahmetli Erbakan bunları yanına bile yaklaştırmadı. İslami konularda eleştirirdi, siyasi olarak değil. Bunu ziyarete giden milletvekilleri var, “FETÖ”cü mü, ben biliyorum hiçbir şekilde değil. Buna plaket takdim eden milletvekileri var, “FETÖ”cü mü? Peki kim derseniz? 15 Temmuz’da büyük darbe girişimini kanlı şekile sokan adamlardır. 15 Temmuz’da öğrendik ki KPSS sınavında soru çalışmışlar.

“DERSANELER KAPATILINCA BUNLAR HAVAYA FIRLADILAR”

15 Temmuz akşamına kadar bunların darbe yapacak niyette olup olmadıklarını hiçbir zaman bir gelişme görmedik. Bunlar askerde terfiler almışlar etmişler. Bütün bunların sonuçlarının böyle olacağını kimse söylemedi. Dersanelerin kapatılması karşısında bunlar havaya fırladılar. MİT Müsteşarı’nı çağırdılar, kanun değişikliği yaptık. Bu adım adım giden noktaydı. Her siyasinin yolu bir şekilde bu örgütle kesilmiştir. Ne zaman silahlı terör örgütü olduğu ortaya çıktı? 15 Temmuz’dan 15 gün önce.

“FETÖ’NÜN DEVLET İÇİNDE YAPILANDIĞINI ÖNCEDEN BİLİYORDUM”

METİN ÖZKAN: Defalarca söyledim, bir kez daha söylüyorum sözümü uzaktan gözümü budaktan esirgemem. Bülent Bey’i eski tanırım. Eski tanırım. Rahmetli Demirel’i, rahmetli Erbakan’ı da tanırım. dün söylediklerimle bugün arasında fark olmaz. Ben o yıllarda Tercüman’da köşe yazıları yazarken “FETÖ” ile ilgili çok eleştirel yazılar yazdım. Balyoz, Ergenekon, Sarıkız’ın “FETÖ” kumpası olduğunu o günlerde yazdım. “FETÖ”nün devlet içinde paralel yapılanma içinde olduğunu biliyordum, ben gördüm. Görmeyenleri suçlayamam. O günlerde beni linç etmeye kalktıklarında o eski dostların hiçbirini göremedim yanımda. Benim serzenişim bu.

“RAHMETLİ KAMER GENÇ’İN KONUŞMALARINI GÖRMEDİNİZ Mİ?”

GÜRSEL EROL (CHP ELAZIĞ MİLLETVEKİLİ): Konuşmanızın içinde ‘Biz “FETÖ”nün buraya geleceğini bilemedik’ diyorsunuz. MGK’nın kararı var. Yalçın Akdoğan’ın ‘yok hükmündedir’ açıklaması var. CHP’nin araştırma önergesi reddedildi. Allah rahmet eylesin Kamer Genç’in FETÖ ile ilgili yaptığı konuşmalar var. Bunları hiç görmediniz mi?

“BENİM O SÖZÜM ‘HERKES SUÇLUDUR’ ANLAMINA GELMEMEKTEDİR”

ARINÇ: Metin Bey’e teşekkür ediyorum. Kendisini 2 seneden beri tanıyorum. 2004 yılında Meclis Başkanıydım. MGK toplantılarına katılmıyorum. 28 Şubat’ta rahmetli Erbakan’ın imzalamak zorunda kaldığı irticayla mücadele kararlarına benzettim. Bizim karşımıza “FETÖ” irtica tehlikesi var’ diye çıkılmadı. Hükümet kendisine gönderilen bu kararları doğru kabul etmedi, uygulamadı. 28 Şubat’ta Erbakan’ın başını yiyenler Tayyip Erdoğan’ın başını yiyemedi. Kamer Genç’in konuşmaları, önergenin reddedilmedi. Ben Kamer Genç’le hep kavga etmiş adamım. Kişisel değil, değerlerime, sevdiğim insanlara karşı hakaretamiz sözler kullanıyordu. CHP’nin önergeler sade suya tirittir. Bunların hiçbirisinin 15 Temmuz’la ilgisi yok. Keşke zamanında bizi uyarabilselerdi. Benim ‘Hiçbirimizin masum değiliz’ sözüm herkes suçludur anlamında değildir. 15 Temmuz’a gelinceye kadar hukuk içinde ne yapılacaksa onu yaptık. 11 tane kurumdan sorumluydum. Şüphelendiğimiz insanların kimisinin yerini değiştirerek, kimisini açığa alarak. Ama 15 Temmuz olacağını bilseydik, kafalarını ezerdik, böyle bir bilgi ve belge elimizde yoktu.

“BUNLARIN TEVESSÜL EDEBİLECEKLERİNİ NASIL GÖRMEZDEN GELDİNİZ?”

MUSAVVAT DERVİŞOĞLU (İYİ PARTİ MİLLETVEKİLİ): Zat-ı alinize son derece itibar eden, saygı gösteren biriyim. En güçlü olduğunuz dönemlerde bizden iltifatı esirgemediniz. Ama bu değildir ki üstünde konuşulan konuları ıskalamamız gerekiyor. Sayın Bülent Arınç konuştuysa bu mutlaka dayanağı olan bir şeydir. Tabirimi mazur görünüz, Bülent Arınç gibi tecrübeli siyasetçiler boş yere konuşmazlar dedim. Amaçları sadece okul yapmak olmayan olunun iş hayatında etkili olması, KPSS sınavına müdahil olması, polis okuluna, harp akademilerine kendilerinden adam devşirip sızmaya kalkışmaları, muhalefetin bütün uyarılarına rağmen iktidar tarafından görülmemesi bağışlanacak bir durum değildir. 2010 referandumuyla adalet müessesesinin bunlara teslim edilmesi görmezden gelinebilecek durumda değildir. Siz diyorsunuz ki herkes bu işe bulaşmış olabilir. Önceki dönemlerde Süleyman Demirel, Bülent Ecevit’le iyi ilişkiler kurduğunu ama Necmettin Erbakan’a yanaşamadığını söylediniz. Erbakan’ın talebelerinin çoğunlukta olduğu siyasi yapıya bu denli yanaşmasının izahı nasıl edilebilir? 80 ihtilalinden sonra sanki düzen onun için kurgulanmıştır. Hakkında bir sürü tahkikat, soruşturma vardır. Bunlardan bir tanesi MGK’ya gelmiş hasır altı edilmiştir. Siz çok tecrübeli birisisiniz. Çok büyük çilelerden geçmişsiniz. Bu kadar şey gözünüzün önünde cereyan ederken bunu nasıl ciddiye alıp, tedbir almaya yönelmediniz? Bunların örgüt olduğu aşikardı, ama efendim bunlar silahsızdılar. Silahsızdılar ama silahlı kuvvetlere sızdılar. Bunlar ABD’nin güdümünde, hatta avucunun içindeyken böyle bir şeye tevessül edebileceklerini nasıl görmezden geldiniz?

“ALLAHAISMARLADIK DEDİK VE HOCAMIZIN ELİNİ ÖPTÜK”

ARINÇ: Ben sağ siyasetçilerin pek çoğunun bu olaya hem kişisel bazda hem de STK’da yapılarına sıcak baktıklarını biliyorum. Abant toplantıları vs. vs. Yarın öldüğümüzde karşımıza amel defteri çıkacak. Bugünün sosyal medyası da aynı, bir şey yazdığınızda neler dökülüyor. İsmail Hakkı Karadayı bunların okullarını kazanan öğrencilere övgü dolu sözler söylüyorlar. Bazı paşalar bunları övdüler. Erbakan’ın canına okuyan 28 Şubat’taki kişiler bile bunları takdir edecek bir şey bulabiliyordu. Biz kucaklarımızı açarak Türkiye’nin partisini olmak, milletimize hizmet etmek için bir yol çizdik. 2001’den sonra bunların üniversitelerine, STK’larına destek olmak fikir ve inanç hürriyeti olarak düşündük. Toplumsal barışı koruması gereken konularda faydalı olacağımızı düşündük. Yanlış yaptınız derse kabul edebilirim. Biz Erbakan’ın yetiştirdiği insanları sonuna kadar ilkeler bazında siyasetin ne olacağını bize gösterdi. Ama onun yolunu takip ettiğimiz zaman her partimiz kapatılacaktı. Refah’ta, Fazilet’te, Saadet’te. Türkiye’nin şartlarına uygun siyaset yapacağız dedik, Allahaısmarladık dedik elini öptük, ayrıldık. Sayın Cumhurbaşkanımız 2012’den sonra bir kötüye gidişi, bunların bir halt işleyebileceğini sezdi ki, dersanelerle işe başladı. Bizi tehdit ettiler. Halbuki ondan önce 28 Şubat’a gidip ‘okullarımız feda olsun’ diye anahtarlarını verdiler. Ben ne bilirim askeriye yerleştirdiklerini, KPSS sınavını çaldıklarını. O zaman bize söyleniyordu ki, namaz kılan, gümüş yüzük takan, eşi başörtüsü olan askerler ihraç ediliyordu. Biz vatandaşa gittik ‘bunları çözeceğiz’ dedik. 17-25 Aralık’tan sonra zannediyorum Mart sonuydu, mahalli seçimler yapıldı. O zaman hükümetteyken araştırma yapmıştım. Bir şeyler gördük, ama gördüğümüz 15 Temmuz değildi. Bunlar paralel devlet yapılanmasıydı dedik. Çaresi neydi? MGK’da aldığımız kararları uyguladık. Sayın Erdoğan hükümetini siz bir şey yapmadınız diye suçlanamaz.

“SAYIN DEVLET BAHÇELİ BUNLAR İÇİN ‘OKYANUS ÖTESİ’ DEMİŞTİ”

METİN ÖZKAN: Tanıdığım Metin Özkan dönüşüm, değişim içindedir dedi sayın Arınç. Ben ülkücü, milliyetçi ve Atatürkçü bir insanım. Bülent Bey beni tanır. “FETÖ”cüler gerçekten din adamı olsaydı. 15 Temmuz’da hamile gencecik kıza kurşun sıkmasaydı oturur konuşurduk. MHP’nin içindeki “FETÖ”cüler ya temizlendi ya kendiliğinden gitti. Sayın Bahçeli’nin ‘okyanus ötesi’ diyerek yaptığı kavgayı en iyi bilenlerden biridir Musavvat Bey. Bugün söylediği sözler çok da MHP’yi seven görüş içinde değil. Birçok yazar “FETÖ” ile ilgili 10-15 yıl öncesinden kitaplar yazdı. Savcı Nuh Mete Yüksel’in ‘silahlı terör örgütü’ diye davayı biliyoruz. Necip Hablemitoğlu’nu yazılarında nasıl bir kirli yapı olduğunu biliyoruz “FETÖ”nün. Çözüm denilen süreçte Diyarbakır garnizonundan o PKK’lı terörist çıkıp da o direkten bayrağı indirdiği gün ben dedim ki, KKTC’nın sınırına tecavüz eden o Rum nasıl tırmanmaya kalktığında alnının ortasından vurulup indirildiyse Diyarbakır’da yapılmalıydı. Ama oradaki albay “FETÖ”den yargılandı ve cezaevinde. Bende bir değişim yok, değişim olan kendine bakacak. Beni dostlarım bilir. Zaman zaman sesimizi yükseltebiliriz ama ben dünyanın en nezaketli insanlarından biriyim, çok vicdanlı bir insanım. Helalleşmeden programda kırdığım insanlar olursa ayrılmam.

“DÜŞÜNCELERİMİ İSLAMİ VE İNSANİ BİR HAK OLARAK GÖRÜYORUM”

ARINÇ: Ben Metin Bey’i başkalarına baktığım zaman melek gibi görmeye başladım. Metin hem eski dost ve hem de hakikaten kibar bir insandır. Milliyetçiliğinden tereddütüm yok ama Atatürkçü olduğunu ilk defa duydum. Herhalde her milliyetçi Atatürkçü anlamında onu kastetti. Islahatçı Demokrat Partisi ile MHP ittifak yaparak Meclis’e girmişti. Ben ittifakın lehinde oldum. O zaman sadece yüzde 10’luk barajlar değil seçim bölgesi barajları vardı. Hocam bunu aşmamız için birlikte seçime gitmek demişti. Bu ittifakın iki partinin de menfaatine olduğu için yapılabileceğini söyledim. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla sayın Cumhurbaşkanımız, AK Partimizin genel başkanı Cumhur İttifakı’nı olmazsa olmaz kabul ediyor, kabul ediyorum. Ben hem Cumhurbaşkanımıza karşı hem 45 yıllık siyasi hayatımda eleştiri hakkımı yeri ve zamanında kullanmış bir insanım. Bunun İslami ve insani bir hak olduğunu düşünüyorum. Düşüncelerimi şimdi ben Cumhurbaşkanına ifade etmek zorundayım. Niyet okuyucular var, kalbimi yarıp bakmadınız. Ben genel anlamda saf, inanmış, yanılmış insanlar için söylüyorum.