Teknolojinin imkânlarını ve devlet kurumlarını reddediyorlar

‘Amishler kim?’ diyerek yola çıktığım New York’tan yaklaşık 3 saat sonra bölgenin en meşhur Amish köyü Kitchen Kettle'a ulaştım. Ay’a bundan 50 yıl önce insan gönderen Amerika’nın orta yerinde teknolojinin tüm nimetlerini reddederek yaşayan Amish'lerin hikâyesini öğrenmeye çalıştım.

DENİZ İSTANBULLU 27 Haziran 2021 FOTOĞRAF

Geçtiğimiz hafta taze sebze-meyve almak isteyen onlarca aşçının sabahın erken vakitlerinde yüzlerce tezgâh arasında sadece birinin önünde kuyruğa girmesini hayretler içinde seyrettiğimde, bu işte bir gariplik olduğunu düşünmüştüm. Yakından incelediğim domates, biber, kavun ve karpuzun görünüşte diğer tezgâhlarda satılan ürünlerden farkı yoktu.

Kalabalığın dağılmasının ardından herkesten önce tezgâhını toplamaya başlayan tezgah sahibine, neden bu kadar popüler olduğunu sorarak başlayan hikâyenin 300 yıllık bir mazisinin olduğunu hayal edemezdim. Tezgâh sahibinin tek cümlelik, “Benim sattığım ürünleri Amish’ler yetiştiriyor” cevabı, hikâyemin New York’la sınırlı kalmayacağının deliliydi.

‘Amish’ler kim?’ diyerek yola çıktığım New York’tan yaklaşık 3 saat sonra bölgenin en meşhur Amish köyü Kitchen Kettle’a ulaştım. Yol boyunca birbiri ardına gördüğüm atlı arabalar ve uçsuz bucaksız ekilmiş topraklar, köy havasını iyice içime doldurdu. Anayol kenarına kurulu birkaç turistik mekan ve at arabalarıyla yapılan turistik turu bir kenara bırakarak ara yollara daldım.

Küçük çiftliklerde, haziran sıcağının kavuruculuğuna aldırmadan çalışan köylülerin sıradışı bir havası vardı. Yol kenarında merhaba diyerek başladığım sohbetle Amish’lerin sıradışı dünyasına daldım. Ay’a bundan 50 yıl önce insan gönderen Amerika’nın orta yerinde teknolojinin tüm nimetlerini reddederek yaşayan Amishl’erin hikâyesinin detaylarına ulaşmaya çalıştım. Yol boyunca gördüğüm hasır şapkalı, çıplak ayaklı çocuklarıyla inancından dolayı fotoğraf çektirmek istemeyen Amish’leri anlamaya çabaladım.

Teknolojinin tüm nimetlerini reddediyorlar

Hıristiyanlığın bir tarikatı olan Amish’lerin en belirgin özelliği, teknolojinin tüm nimetlerini ve modern devletin kurumlarını reddediyor olmaları. Bu öyle sadece lafta kalan bir reddediş değil; devasa çiftlik evlerinde ne klima var ne de telefon, çünkü Amish’ler elektrik kullanmıyor. Amish’ler, devlet hizmetinde çalışmayı reddediyor, oy kullanmıyor, askerlik yapmıyor, hatta vergi vermiyorlar.

Zorunlu eğitimin hayat tarzlarını tehdit ettiğini düşünen bu sıradışı tarikat, Amerikan eğitim sistemine de karşı. Onlara göre lise eğitimi çocuklarının Amish geleneğini devam ettirmelerine engel olabilir. 1972 yılında ABD yüksek mahkemesine bu konuda açılan davada, Amish’lerin dinlerini özgürce yaşama hakları bulunduğuna, Amish’ler için zorunlu eğitimin gerekli olmadığına karar verilmiş.

Evli erkeklerin bıyıksız sakal, kadınların başörtüsü taktığı Amish’leri kalabalık içinde ayırt etmek hiç de zor değil. Tarım ve marangozlukta uzman olan Amishler ‘buggie’ denilen atlı arabalarla seyahat ediyorlar. Kitchen Kettle’ın içlerine doğru gittikçe hangi evlerde Amish’lerin yaşadığını bile kolayca anlıyorsunuz. İplere asılı yeni yıkanmış çamaşırlar ya da yeşil renkli perdeler evde bir Amish ailesinin yaşadığını gösteriyor.

Amish’ler yaşamlarını ‘Ordung’ adı verilen ve yazılı olmayan bir kurallar silsilesi çerçevesinde şekillendiriyor. Erkekler sade, uzun kollu yakasız gömlekler giyerken kışın siyah fötr şapka, yazın ise hasır şapka kullanıyor. Kadınların giyimleri de erkelerinki kadar sade, tek parça uzun kollu etekler hiç kesilmeyen saçlar en belirgin özellikler. Evlenene kadar başlarını siyah bir örtü ile örten Amish kadınlarının mücevher takmaları ve makyaj yapmaları da yasak. Kadınların süs olarak kullandığı en önemli aksesuar ise bazı bayramlarda başlarına taktıkları çiçekler. Aile yaşamının çok önemli olduğu Amish’ler de ortalama her ailenin 7 çocuğu bulunuyor.

Alçakgönüllülük ve yardımseverliği kendilerine rehber eden Amish’lerde imece son derece gelişmiş durumda. Hasat mevsiminde maddi zorluklar yaşayan ya da ürününü tarladan kaldıracak gücü olmayan Amish’lere imece usulü ile yardım ediliyor. Amish’ler uzun zamandır Amerika’da yaşamalarına rağmen İngilizcelerinde bir Alman aksağanı var. Bunun en temel nedeni kendi aralarında Almanca’nın bir lehçesi ile konuşmaları. Pazar ayinleri dışında tüm ibadetlerini evlerinde yapan Amish’ler, kiliselerinde kadınlar ve erkekler olarak ayrı bölümlerde oturuyorlar.

Tanrı’nın insanı sade bir yaşam için yarattığına inan Amish’ler, Tanrı’nın kendilerini özel olarak dış dünyadan koruduğuna da inanıyorlar.

Vergi vermiyor, askere gitmiyorlar

ABD’de ‘vergi borcu’ ciddi bir suç olarak kabul edilse de Amish’ler vergi ödemiyor. Bugüne kadar Amish’ler’,den vergi almak için yapılan girişimlerden herhangi bir sonuç alınamamış. Kendi halinde sakin bir hayat yaşayan Amish’lerin ne banka hesabı var ne de sosyal güvenlik numarası. Sadece ürettikleri mallar, eğer satılırsa belediyelere gelir vergisi ödüyorlar. Amish’lerin sağlık sigortası ya da emeklilik gibi bir dertleri de yok.

Amish’lerin tarafından üretilen her ürün, büyük şehirlerde inanılmaz ilgi görüyor. El yapımı ağaç işleri çok büyük paralara satılsa dahi; Amish’ler, bir ürünün değerinden fazlaya satılmasının günah olduğuna inanıyor. Tabi bu arada kazananlar toptancılar oluyor.

Amish’lerin bir diğer ilginç özelliği ise tüm düğünlerin kasım ayında yapılması. Normal hayatta olduğu gibi düğünlerin de gösterişten uzak duran Amish’lerin düğünlerinin kasım ayında yapılmasının en büyük gerekçesi hasat mevsimi. 18 yaşına giren Amish kızları ile 20 yaşına dolduran Amish erkekleri eşlerini kendileri seçiyor ve ailelerin izinlerini alarak evleniyorlar.

Yabancı evliliklerin yasak olduğu Amish’lerin, dinlerini yaymak gibi bir amacı da yok. Kendilerine katılmak isteyenlere hayır demeyen fakat bu durumu birazda garip karşılayan Amish’ler, fotoğraflarının çekilmesini istemiyorlar. Fotoğraf çekenlere seslerini çıkartmamakla birlikte tepki olarak sadece sırtlarını dönüyorlar. Amish’lerin teknoloji kullandıkları tek yer mazotla çalıştırılan süt sağma makineleri ve köylerde 10 eve bir düşen ve sadece acil durumlarda kullanılan sokakta bulunan bir telefon.

Köy meydanında hediyelik eşya satan bir iş yerinin sahibi ile ayaküstü sohbet ederken Amish’ler hakkında neler düşündüğünü sordum. İş yeri sahibi, bu sıradışı topluluk hakkında o kadar çok pozitif şey söyledi ki, birdenbire çocuklarını okullara göndermediklerini hatırlattım. Cevabı ilginç bir şekilde, ‘yaşayışlarıyla çocuklarına en büyük dersi veriyorlar’ oldu. Yaklaşık iki gün boyunca dolaştığım Amish köylerinde tek bir polis memuru görmedim. Güvenlik görevlileri bir yana yüksek sesle konuşan tek bir kişiye bile rastlamadım.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram