Aliyev’in nefret parkı

Aliyev artık devlet düzeyinde teşvik edilen savaş suçlarını saklamayı değil, müzesini yapmayı uygun görüyor. Hükümetinin pompaladığı ırkçılığı, Ermeni nefreti ve militarizmi saklamayı değil, dünyaya göstermeyi seçiyor.

ALİN OZİNİAN 14 Nisan 2021 YAZARLAR

Bu hafta başında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bakü’de “Savaş Ganimetleri Müzesi’nin” açılışını gerçekleştirdi. Park-müzenin isminden de anlaşılacağı gibi Karabağ’da yaşanan son savaştan sonra Ermenistan ordusuna ait tanklar, zırhlı araçlar, top ve füze sistemleri, personel taşıyıcıları ve diğer araçlar sergileniyor burada.

Fakat hepsi bu kadar değil, fazlası da var. “Müzede”, Ermenistan’ın kurduğu iddia edilen 10 aşamalı savunma hatları ile mevzilerinin birebir aynısı yapılmış, önüne mayınların döşendiği mevzilerde, Ermenistan askerlerinin manken/maketleri de yer alıyor.

Azerbaycan hükümeti tarafından sipariş edilen mankenler “Ermeni olduklarından dolayı”, çok çirkinler, çok korkunçlar, hatta bazıları insana değil yaratığa benziyor. Bu “Ermenilerin” bazıları ellerinden araçlara ya da tutuldukları hücrelere zincirlenmiş. Üzerlerine kurşun yağdırılan, yaralanmış mankenler de var.

Bazı manken askerlerin kafaları gökyüzüne doğru bakıyor. Bununla, Azerbaycan ordusunun savaşta kullandığı Türkiye yapımı insansız hava araçlarının Ermenistan askerleri üzerinde bıraktığı korkuya atıfta bulunuyormuş.

Müzede, 2 binden fazla Ermenistan askeri araç plakasının yan yana dizildiği levhada, “Karabağ Azerbaycan’dır” sözleri yazıyor. Müzedeki bankların yapımında Ermenistan ordusunun ahşap mermi kutuları kullanılmış. Yürüme parkurlarının kenarlarındaki ışıklandırmalar da tank mermilerinden.

Hazar Denizi kıyısında 5 hektar alana kurulu park, gerçek bir savaş alanını anımsatıyor. Azerbaycan’ın zafer kazandığı bu savaşı ölümsüzleştirmek için yapılan park, bazı Azerbaycanlılara göre “Çocukların milliyetçi olarak eğitilmelerine, gençlerin orduları ile gurur duymasına, düşmana ise göz dağı verilmesine” yarayacak.

Kısaca bu korkunç yere, insanların çocuklarını götürülmesi öneriliyor.

Açılış ile ilgili Youtube’da çok video var. Büyük bir mutlulukla açılışın haberini veren ve parkın içinde gezinen gazeteciler “Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da elde ettiği zaferi tüm ihtişamıyla yansıtan müzenin ülkenin en fazla ziyaret edilen yerlerinden biri olacağı” belirtiyor ve ekliyor: “Gelen Batılı turistler bu parka hayran olacak, Azerbaycan’ın gücünü görecek!”

Anlaşılan o ki, Park ile ilgili ilk izlenimler Azerbaycan’ın beklediği gibi olmadı. Dünya Azerbaycan’ın zaferini değil, devlet düzeyinde bir propagandaya dönüşen barbarlığını konuşmaya başladı. Rusya parkın tüm detaylarına eleştirel şekilde basında yer veren ülkelerin başında geldi.

Savaşta Azerbaycan’a her alanda destek sağlayan ve tabir yerinde ise profesyonel desteği olmasa Azerbaycan’ın zafere ulaşamayacağı, Türkiye’de bile, özellikle Aliyev’in ölen Ermeni askerlerinin miğferlerinden yapılan enstelasyonun yanında verdiği fotoğraf çok eleştirildi. Savaş ve savaş sonrası durumun farklı olduğu, ateşkesten sonra bu tavrın kabul edilemeyeceği dillendirildi.

Hatta birçokları “düşmana muamele” konusunda Atatürk’ü hatırlayıp, karşı tarafın manevi duygularını incitmek yakışık almaz dediler.

ABD’li emekli diplomat Alberto Miguel Fernandez müzeden gelen fotoğraflardan sonra, Saddam Hüseyin’in Bağdat’ta, İranlı askerlerin miğferlerinden yaptırdığı anıtı hatırlayanlardan biri oldu. Bu ikisi arasında aynı barbarlığı gördü.

Savaş iki taraf için de oldukça yıkıcı oldu. Binlerce genç hayatını kaybetti, insanlar evlerin terk etmek zorunda kaldı, sivil yerleşim yerleri bombalandı. Ateşkes yapıldığı halde, Azerbaycan’ın Ermenistan’a iade edilmesi gereken ama hala edilmeyen esirler var…

Herkesin acısı bu denli tazeyken, opu biten henüz sindirmeden bu “askeri korku parkı” şüphesiz Aliyev’in yeni bir iç siyaset aracı olacak.

Aliyev artık devlet düzeyinde teşvik edilen savaş suçlarını saklamayı değil, müzesini yapmayı uygun görüyor. Hükümetinin pompaladığı ırkçılığı, Ermeni nefreti ve militarizmi saklamayı değil, dünyaya göstermeyi seçiyor.

Tüm bunları yaparken kendinden çok emin, bu yapılan ile Azerbaycan’ın galibiyetinin değil, Ermeni nefretini dünyaya duyurduğundan haberi yok, ya da umrunda değil.

Savaş sırasında dünyanın sessizliğinden güç alarak yapıyor bunu. Bu açıdan haklı da. Batı ve Rus basını son birkaç gün boyunca Park’ı eleştiren makalelere yer verseler bile, Batı’nın tavrında büyük bir değiş,klik ya da diplomatik bir tepki olmayacağını düşünebiliriz.

Park-müze ile ilgili tepkiler son günlerde sosyal medyada oldukça yankı buldu. Sanırım konuya sadece park açısından bakmak yeterli değil. Bu park olsa da olmasa da Aliyev’in Ermenistan’a olan dengesiz ve bir devlet adamına yakışmayan nefreti ve söylemi uzun zamandır kendini belli ediyor.

Söylemlerindeki başkasına yaşam hakkı tanımayan “soykırımcı” ton yenilik olmasa bile, savaştan bu yana belirli “vesileler” ile kendisinin ve eşinin giyindiği ve poz verdiği kamuflaj askeri forması artık Azerbaycan’da hüküm süren psikolojinin ve siyasetin önemli bir dışa vurumu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanının “ganimet parkının” kurulmasını emreden vizyonu, Azerbaycan içinde buna muhalefet edilmemesi ya da edilememesi Azerbaycan’ın sorunu. Bu müze ile ilgili olup biten konusunda Batı’nın dikkatini çekmek, ülke içindeki diplomatlarına Azerbaycan’da hüküm süren psikolojik iklim hakkında farkındalık oluşturmak ise Ermenistan’ın.

Demokrasiden gittikçe uzaklaşan, NATO’nun batılı ordusu ve taktikleri ile zafer elde eden ama cihatçı bir ruh ile zaferini kutlayan Azerbaycan, başta en büyük kötülüğü kendine ediyor.

Tüm bunlar olup biterken Aliyev’in “Karabağ’da Ermenilerle barış içinde yaşayabileceğimizi göstereceğiz.” ve Erdoğan’ın “Kafkaslarda barış istiyoruz, Ermenistan’la sınır bile açabiliriz” sözlerinin ne kadar temelsiz olduğunu kavrıyoruz.

Bu yaşananlar doğal olarak bölgede uzun yıllardır ulaşılamayan “birlikte yaşayabilme” idealine halkları yaklaştırmıyor, üstelik bunların ötesinde savaşın aslında Azerbaycan’da iç siyasetin “oyuncağı” ve Aliyev’ın hüküm süresini uzatmak için bel bağladığı temek argüman olduğunu gösteriyor.

Bir yandan da insan sormadan edemiyor; “Böyle bir barbarlık müzesini Rusya açsa Batı nasıl tepki verirdi? Yer yerinden oynamaz mıydı?” diye…