Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ardından İran’da yeniden alevlenen protesto gösterileri ülkenin iç siyasetini ve Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerine yansımalarını yazar Müfid Yüksel’le konuştuk. 

Yüksel’e göre AKP içerisinde ciddi oranda bir “Kürt lobisi var” ve Suriye başta olmak üzere Süleymani suikastıyla birlikte İran ve Irak’a bakışı doğrudan etkiliyorlar.  

İran’da rejime olan tepkilerin bir ürünü olan protestolar kaos veya rejim değişikliyle sonuçlanabilir diyen Müfid Yüksel, benzer bir sorunun Türkiye’nin önünde de olduğunu belirtiyor. Alternatifsizlik ise bunun en başat nedeni Yüksel’e göre. 

Söz Müfid Yüksel’de… 

Kasım Süleymani’nin öldürülmesi İran’ın iç siyasetini nasıl etkiler? 

İran’da bu tür olayları tetiklemeye yönelik olduğu ortada. İran’da tansiyonun yükselmesi, benzine zam yapılmasına yönelik olaylar, kendi içindeki, başka kanatlardaki rekabet… İran dışarıdan dindar gözüken ama son derece  seküler olan bir nüfusu da var ve onlar artık çok fazla. Bu suikastte içeriden bir istihbarat yardımı yapılmış olabilir. 

İran yönetimi içinde güçlüler mi?

Evet, Hamaney’e bağlı görünen gruplar içerisinde de çok fazlalar. Seküler olanlar da var. 

Peki, Süleymani suikastının siyasetteki etkisine dönecek olursak…

Süleymani, İran’ın değişik İslam ülkelerindeki can damarıdır. Bunları geliştiren, canlandıran, güçlendiren bir şahsiyetti. Bu açıdan son derece kritik bir notadaydı. İran’da rejimden bir hoşnutsuzluk var ve bu hoşnutsuzluğun faturası Müslümanlığa çıkarılıyor. Ana problem buradadır. Muhafazakârlar ve reformcular arasında bir rekabettir bu. Reformcular dediğimiz Humeyni’nin kendi kadrolarıdır. Devrim kadroları arasında bu çatlak var. Hatta İmamın Yolundaki Öğrenciler gibi bir grup var. Burada Ahmedinejad’ı saymazsak geri kalan grupların tamamı reformcudur.  

Süleymani suikastı reformcu grupların tepkisini arttırıcı bir etkiye mi neden oldu yani? 

Cesaret verici oldu. Cenazesi, devrim kadrolarının bir gösterisi gibi oldu ama uçak olayıyla bu tersine dönebildi. 

Süleymani suikastında İran içinden istihbarat yardımı alınmış  olabileceğini söylediniz. Uçak düşürülmesini nasıl yorumlarsınız? 

Kadrolar içerisinde Batılı, seküler yaşamı isteyen gruplar var. Hem suikast hem de uçak düşürülmesi de o grupların işi olabilir.  

Kimler bunlar? 

Bunlar Devrim Muhafızları’nın içinde de olabilir. Müslüman gözüküp ateist olan kesimler var orada. Bunlar din karşıtı gruplar. İran yeni bir döneme girmiş olabilir. Ama bu konudaki rekabet devam eder. Çatışmaya dönüşebilir. Rejim mi değişecek, kaos mu çıkacak? İki seçenek var. Kaosa dönüşürse paramparça olur. Suriye’den de daha fazla kanlı olur. Rejim değişirse de Enver Hoca Arnavutluğu tarzında bir yönetim gelir. Yani gelecek yeni kadrolar bütün dini yapıları yasaklayan, bir tane cami bırakmayan, din adamlarını idam eden bir zihniyette olur.  

Peki, Türkiye’ye etkisi nedir? 

Birkaç yönden etkisi olabilir. Şunu söyleyeyim, uçak olayı Roboski’ye benziyor. 

Nasıl yani? 

Roboski olayında istihbarat içerisinde bir grup hükümeti zor durumda bırakmak için sivillerin bombalanmasını sağladı. Bahoz Erdal’ın militanları olarak istihbarat verdiler. Öyle olmadıklarını bilmelerine rağmen, kasıtlı olarak yaptılar. 

Kim hükümete bunu yaptırmış olabilir? 

İstihbarat içerisindeki bir ekip. Yanlış enforme ederek hükümeti tuzağa düşürdü.  

Kim olduklarını düşünüyorsunuz? 

Çoklu odaklar var Türkiye içerisinde. Bazı şeyleri söyleyemiyorum ama böyle bir grup tarafından yapılıp, verildiğini biliyoruz.  

Roboski’nin failleri hala ortaya çıkarılmadığı için hükümetin bunu bir hata olarak gördüğünü söyleyemeyiz.  

Hayır. Panik içerisinde ne yapacağını bilemedi. 

Hâlâ, 8 yıldır ne yapacağını bilemiyor mu? 

Başka durumlar da var. Bu konuda sıkıntı var. İran’da da böyle bir ekip kasıtlı olarak uçağı düşürmüş durumda. 

Peki, amaç hâsıl oldu diye bilir miyiz? 

Evet. Protesto gösterileri yeniden başladı, artış oldu. 

Bunun üzerine bir rejim değişikliğinin olabileceğini öngörüyor musunuz? 

Ya rejim değişecek ya kaos olacak. Kaos olursa çok büyük etnik savaşlar yaşanır. Olaya Kürtler ve Beluşlar bazında baktığımızda hem etnik hem mezhep savaşı yaşanır. Bir de Azeriler var. AzerilerleFarslar, Farslarla Beluşlar, Kürtlerle Azeriler arasında bir çatışma yaşanabilir. Burada böyle bir sıkıntı var. 

Türkiye’ye etkisi ne olur? 

Kürt meselesini tetikler. Burada Kürt sorunu buzdolabına konulmaya çalışılıyor. Hükümet ya da devlet içerisinde bir kanat bunun çözümünü bir şekilde istemiyor. Ama devlet içinde başka bir kanat da bunu engelleme çalıştı. İnsiyatif derin devletin elinde biraz.  

Şu an ülkeyi AKP hükümeti değil “derin devlet” mi yönetiyor? 

Kısmen böyle bir problem var. Tayyip Erdoğan dışında parti hükümeti yok. Onun şahsıyla bütünleşmiş bir yapı var. O aradan çekilirse AK Parti diye bir şey olmaz artık. 

Cumhurbaşkanı değil “derin devlet yönetiyor” mu diyorsunuz? 

Evet. Orada bir sıkıntı var. Bu Amerika içinde geçerli. ABD’de de bir tane güç yok. Birbirlerini zaman zaman akamete uğratan güçler vardır. 

Somut durum üzerinden somut bir yorum alabilir miyim? 

Avrasyacı dediğimiz Türkiye’yi Çin ve Rusya hattına çekmeye çalışan gruplar. 

Onlar mı yönetiyor? 

Onların etkisi var. Bir de Evanjelist dediğimiz neoconcuların etkisi var. Küreselciler şu an out olmuş durumda. Küreselciler şu an ABD’de de Trump’a karşı hareket ediyor. Küreselcilerin ABD’deki çatışması Türkiye’ye de yansıyor. Ayrıca ABD-İngiltere arasındaki mücadele de buraya yansıyor. 

İran, AKP içinde bir ayrışmaya sebep olmuş olabilir mi? 

Suriye üzerinden oldu. İran’a olan bakış açısını Suriye belirledi. 

Şöyle sorayım; Süleymani suikastı sonrası Sayın Cumhurbaşkanı’nın İranlı mevkidaşı Rujani ile yaptığı görüşmede Süleymani için şehit ifadesi kullandığı iddia edildi. Ama Cumhurbaşkanlığı kaynaklarınca yalanlandı. Bir ayrışma olabileceğini düşünüyor musunuz? 

İran’a yakın milislerin veya Suriye’de Esed’e yakın milislerin savaşından dolayı ve işte bölgedeki harekatlardan Süleymani sorumludur Türkiye’de. Bir de Kürtler onlara karşı yapılan harekâtlardan Süleymani’yi sorumlu tutuyor. Kürtler, Süleymani’nin İran Kürdistanı’ndaki faaliyetlerinden dolayı Kürtler Süleymani’yi sorumlu tutuyor, Irak’taki olaylardan da. 

Kürtleri değil AKP’nin içinde bir ayrışmanın olup olmadığını soruyorum. 

Bu AKP’ye de yansıyor. 

Nasıl yansıyor? 

Hala AK Parti içerisinde bir hayli Kürt var ve bunların AKP’ye etkileri var. 

Cumhurbaşkanı partisinde 50 milletvekili olduğunu acıkmıştı. 

Bu AK Parti’nin idari kadrosu içerisinde vesair kadrosu içindedir. Sağlık Bakanı bir Kürt. 

Bakan Kürt de toplam sayı 50 denildi. 

Tamam. Teşkilatlar içerisinde de var filan. Suriye meselesinde Esed’e karşı tavır almış olanlar AK Parti içinde de var. Bunu diyorum. Bu İran’a, Süleymani’ye bakış açısını belirleyendir. Kürtler Süleymani’ye çok tepkili. Orada çelişki de var. Çelişki de şu Süleymani aslında Kürttür. 

AKP iktidarı Suriye’deki Kürt hareketine yönelik birçok hareket düzenledi. Kürtlerin Süleymani’ye bakış açısı hükümeti çok ilgilendirecek görünmüyor. Siz nasıl Kürtlerle açıklıyorsunuz? 

AK Parti içindeki Kürt lobisine yansıyor. Bu kadar açık söyleyeyim. AK Parti içinde hala şöyle ya da böyle bir Kürt lobisi var. 

Yani Barış Pınarı Harekâtına bu “lobi” yani Kürtler mi onay verdi? 

Kısmen onay verdiler veya sustular. Kürtler de kendi içlerinde homojen değil.  

AKP içinde bir ayrışma görüyor musunuz? 

AK Parti içinde Süleymani suikastı tartışması daha da ilerler. 

Bu tartışma ne ve ne yönde ilerler? 

Kasım Süleymani’ye AK Parti içerisinde Kürt meselesinden, Suriye meselesinden dolayı karşı olanlar var. Diğer taraftan Türkiye’nin İran’la çok iyi ilişkiler içerisinde olmasını isteyenler var. Bu çevrele arasında Kasım Süleymani olayı üzerinden tartışma daha da ilerler. Türiye’nin Libya’da alacağı tavır da bunu etkiler, tetikler. 

Babacan ve Davutoğlu’nun ayrılmalarını ve yeni partileri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Davutoğlu üzerinden AK Parti bir hayli hırpalanacak. Ama ileriki aşamada Babacan daha güçlü bir şekilde siyasi arenaya çıkacaktır. 

Babacan’ın kadro vurgusu var. Buna ilişkin bir bilginiz var mı? 

Henüz belirlenmedi açıklandı. Sadece görüşmeleri devam ediyor. Şu anki konjonktürde Babacan’ı daha şanslı görüyorum.  

Davutoğlu’nu neden şanslı görmüyorsunuz? 

Onun dönemindeki Suriye, Mısır, Orta Doğu politikası onlara bir rezerv getirdi. Belli bir oranda şanslı olabilir ama proje sanki o yönde; Davutoğlu’nun piyasaya arz edilmesi ama karşısında asıl olarak Babacan’ın siyasi arenaya çıkarılması var.  

Birleşirler mi? Tabanda nasıl bir etki yaratır? 

Olabilir de olmayabilir de. Bir alternatifsizlik var. Muhafazakâr tabanda şöyle bir şey var; bunlar giderse CHP gelir çekincesi var. Bu çekinceden hareket ediyorlar. 

O yüzden Babacan ve Davutoğlu’nun çıkmasının etkisini soruyorum. 

Muhafazakâr bir alternatif bekleniyor. 

Babacan ve Davutoğlu muhafazakâr değil mi? 

Halkın bakış açısı değişebiliyor. Biraz gençlik belirleyecek. Onlar çok daha farklı artık. Babacan’a da farklı şeylere de yönelebilirler. AK Parti kendi varlığını Cumhur İttifakı içerisinde sürdüremez. 

Neden? 

Çünkü tabanda en önemli faktörlerden biri Kürtler. Karadeniz’le Orta Anadolu arasında sıkışıp kalır. Milliyetçi oylar yükseliyor. Bir taraftan MHP’nin bir taraftan İyi Parti’nin oyları yükseliyor. Bunlar eninde sonunda bir araya gelir. Asıl oyu şu an alan MHP. MHP, AK Parti’nin tabanını dönüştürüyor. Onları milliyetçileştiriyor. Tayyip Erdoğan dışında AK Parti bırakılmadı. Buna itiraz edenlerin çoğu da büyük oranda zaten tasfiye edildi. AK Parti sonrası ne olacak önemli olan bu. Koasa, iç savaşa gider mi ülke? Burada bir sıkıntı var. Ortada bir alternatif sağlanmadan ne olacak. CHP’de de bir yenilenme olmadı. Çünkü şu an tek bir kişinin varlığına bağlı her şey. Bu bakımdan da sıkıntı var.