Alman basını sordu: AB, otoriter bir Türkiye ile ne yapmalı?

Die Zeit: AB devlet ve hükümet başkanları, otoriter Türkiye ile ne yapmalı, sorusuna net bir cevap vermekten kaçındı. AB, Haziran ayına kadar Türkiye’ye yakınlaşmak veya kendini ona kapatmak konusunda nihai bir karar vermek istemiyor.

NİHAL KAYA 28 Mart 2021 YORUM

Avrupa Birliği (AB) devlet ve hükümet başkanlarının perşembe günü gerçekleştirilen sanal zirvenin ardından, Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da yorumlar yapılıyor.

Spiegel dergisinde yayımlanan yazıda, “Zirvede, AB devlet ve hükümet başkanları Türkiye’yi insan haklarını ihlal ettiği için eleştirdiler, ancak aynı zamanda ülkeye geniş kapsamlı tavizlerin sinyallerini verdiler. Anlaşılan bu Ankara için yeterli değil” denildi. Yazıda, “AB ülkeleri, Türkiye’ye gümrük birliğinin yanı sıra üst düzey müzakereleri genişletme ve Türk vatandaşları için seyahati kolaylaştırma imkânı sundu. Devlet ve hükümet başkanları tüm teklifleri ‘kademeli, orantılı ve geri dönülebilir bir şekilde’ yürütmek istiyor ve somut kararları Haziran ayında almak istiyorlar. Şansölye Angela Merkel, ‘AB’nin Doğu Akdeniz’deki yumuşamanın nasıl geliştiğine de bakacağını’ vurguladı” bilgisi verildi.

En dikkat çekici yorumu ise Die Zeit gazetesinde yayımlanan makalesinde Michael Thumann yaptı. Eleştirel bir dille yazdığı makalede Thumann, “AB devlet ve hükümet başkanları, otoriter Türkiye ile ne yapmalı, sorusuna net bir cevap vermekten kaçındı. AB, Haziran ayına kadar Türkiye’ye yakınlaşmak veya kendini ona kapatmak konusunda nihai bir karar vermek istemiyor” ifadelerini kullandı.

Yazıda da belirtildiği üzere AB zirvesinden Ankara hükümetine karşı herhangi bir yaptırım çıkmadı. Toplantı bildirisinin Türkiye ile ilgili kısımı zirve devam ederken yayımlandı. Kısaca bildiride, ‘AB’nin Türkiye ile kademeli, orantılı ve geri dönülebilir şekilde işbirliğini geliştirmeye hazır olduğu’ kaydedildi. AB liderleri, ‘Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleştirme arzularını’ dile getirdi ve Türkiye’ye ‘mülteciler çerçevesinde mali yardımı devam ettirme taahhüdünde’ bulunuldu.

BİR PARTNERİNİ DİĞERİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTEDİĞİ EVLİLİK GİBİ

Zirveden çıkan sonucu yorumlayan Thumann, “AB’nin Türkiye politikasının sorunu, tamamen farklı bir Türkiye arzu etmesi. Aynı bir partnerin diğer partneri tamamen değiştirmek istediği bir evlilikte olduğu gibi… Zirve bildirisinde, geçici bir program oluşturula ‘Arzulanan- Türkiye’, bir de AB’nin hiçbir cevabının olmadığı bir Gerçekler-Türkiyesi var. İlişkilere dair yapılan açıklamaya bakılırsa AB ‘Arzulanan-Türkiye’ ile ‘olumlu bir gündem’ peşinde koşmak istiyor” yorumunu yaptı. Thumann’ın yazısı söyle devam ediyor:

“AB de Türkiye’den bir şeyler istiyor: Doğal gaz ve karasuları konusundaki anlaşmazlıkta Doğu Akdeniz’de rahatlama, 2016 mülteci anlaşmasının yenilenmesi, Türkiye’nin Suriye, Irak ve Libya’daki saldırılarına son verilmesi. Ancak, Ankara hükümeti yavaş hareket ediyor.

Türkiye, yılın başından beri en azından Yunanistan ile yeniden görüşmelere başladı. Ankara da para ve ‘o da olmazsa göçte artış tehditleri’nden dolayı mülteci anlaşmasıyla yakından ilgileniyor. Sadece Türkiye, Avrupalıların anlaşmaya kendilerinden daha fazla ihtiyacı olduğu yanlış izlenimini vermeye çalışıyor.

Ancak Beyaz Saray’daki iktidar değişikliğinden bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ile ilişkilerin sürdürülmesi konusunda endişeli. ABD Başkanı Joe Biden onu henüz aramadı bile. Bu yüzden Erdoğan, Avrupa’yı arıyor ve normal bir ülkenin normal başkanı gibi davranıyor.

Bununla birlikte artık Ankara’da hiçbir şey normal değil ve işte tam burada Gerçekleri-Türkiyesi’ne geliyoruz. Nasıl olduğuna gelince: Mart ayı ortasında Erdoğan, kadınları ev içi dahil şiddetten koruması beklenen uluslararası İstanbul Sözleşmesi’ni feshetti. Tutuklama dalgaları hiç bitmiyor, son zamanlarda “hain” arayışıyla insan hakları aktivistleri, siyasetçiler ve askerlerler yine tutuklandı. Yıllardır onbinlerce Türk, usulsüz ve adil olmayan yargılamalarla hapse atılıyor. Türk yetkililer, Türk parlamentosunun üçüncü büyük partisi olan sol-laik ve Kürt yanlısı HDP’ye karşı kapatma davası açtı. Tüm bunlar, ülkedeki ekonomik krizin, liranın çöküşünün ve Erdoğan’ın AKP’sine azalan desteğin zemininde gerçekleşiyor.

Bunların nedenleri, AKP’nin aşırı milliyetçi MHP ile koalisyonunda yatıyor. Erdoğan’ın siyasi olarak hayatta kalması (anketlere göre), Türklerin çoğunluğuna ve komşu ülkelere yönelik olan bu milliyetçi anlaşmaya bağlı. AKP-MHP koalisyonu ve propagandacıları, yirmi dört saat boyunca nativist nefret, Batı karşıtı komplo teorileri ve uçsuz bucaksız büyük güç hayalleri üretiyor. Mükemmel siyasi laboratuvar koşullarında, hem Türkiye’yi yutan hem de Türkiye içinde ve dışında kalıcı askeri operasyonlara yol açan milliyetçi bir saldırganlığı besliyorlar. Tüm bunlar Haziran ayına kadar kadar son bulmayacak.

Dolayısıyla AB, Arzulanan-Türkiye’nin Gerçekler-Türkiyesi’nden epey uzak olduğunu anlamak zorunda kalacak. Daha iyi ilişkiler kurmak için verdikleri teşvikler, partnerlerini değiştirmeyecek.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram