Unutulan Mübadil Romanlar: ‘Toprağın kovduğu insanlar’

Yönetmen Sevde Tunç, “Mübadil Romanlar” adlı belgeselde Lozan Antlaşması sonrası mübadele edilen Romanları araştırdı. İşte Lozan’ın 98. yılında “toprağın kovduğu insanlar” olarak nitelenen ‘Mübadil Romanlar’ın hikâyesi…

DENİZ İSTANBULLU 07 Şubat 2021 SÖYLEŞİ

Nazike Neyiş

2004 yılındaki Yunanistan yerel seçimlerini takip etmek için Batı Trakya’da şehir şehir gezerken yolum Nea Kalvari (Yeni Güzelyurt) şehrine düşmüştü. Yol üstü bir bakkal dükkânından bir şeyler almak için durduğum küçük büfe, bana unutulmaz bir hikâyenin kapısını aralamıştı. İşyerinin sahibi Artin bey, Türkiye’den geldiğimi öğrenince hayatını büyük bir samimiyetle paylaşmıştı. Artin bey, Yunanistan’da doğmuş olsa da “memleket neresi” diye soran herkese güzel Türkçesiyle “Güzelyurtluyum” diye cevap veriyordu.

Bir mübadil olan babasının Yunanistan’a geldiği ilk günden ölümüne kadar sürekli olarak annesine “Memlekete ne zaman döneriz?” diye sorduğunu anlatan Artin Bey, babasının memleketi bir daha göremeden bu dünyadan göçtüğünü ve yıllar sonra Güzelyurt’tan bir avuç toprak getirerek mezarına döktüğünü anlatmıştı.

SELANİK’TEN GÖÇE ZORLANAN MÜSLÜMAN ROMANLAR

Ege’nin karşı tarafında yaşanan bu dramın Türkiye tarafındaki öyküleri de bir o kadar yaralayıcı. Yönetmen Sevde Tunç ve yazar Hemra Nida’nın Lozan antlaşmasının yıl dönümünde sıra dışı bir belgeselle çoğumuzun unutmaya yüz tuttuğu bu tarihi acıya farklı bir perspektiften bakarak Mübadil Romanlar belgeseli ve interaktif web sayfasını konuyu merak edenlerin beğenisine sundu.

Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandıran Lozan Antlaşması’nın koşullarından belki en iç acıtıcı maddesi Türkiye ile Yunanistan arasındaki ‘Nüfus Mübadelesi’ydi. 30 Ocak 1923’te yapılan anlaşma çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan yurttaşları din esası üzerine zorunlu göçe tabi tutmuştu.

Yaklaşık 500 bin Müslüman Türk Yunanistan’a, Türkiye’den ise 1 milyon 200 bin Türkiyeli Rum Ortodoks Yunanistan’a göç etmeye zorlandı. Yunanistan’dan gelen mübadiller arasında Selanik’ten göçe zorlanan Müslüman Romanlar da vardı.
Mübadil Romanlar doğdukları topraklardan zorla Türkiye’ye gönderilen 500 bin kişilik Müslüman toplum içindeki “en renkli” gurup. Zorlu bir yolculukla Selanik’ten Fethiye’ye gelen Romanlar yeni memleketlerinde uzun bir süre huzur bulmamışlar. Ayrımcılığın en ağırını yaşan Mübadil Romanlar, uzun yıllar boyunca Fethiye’nin kenar mahallerinde hayatta kalma mücadelesi vermişler. “Gavur”, “Çingene” denilerek horlanmışlar.

Sabahat Sekmen

Birsen Gültekin

Türkiye’de Roman toplumunun medyada yer alma şekline bakıldığında önyargı, ayrımcılık ve nefret söylemlerine maruz kaldıklarını açıkça görüldüğünü anlatan Yönetmen Sevde Tunç, “Project Zoom sayesinde Romanların, Lozan antlaşması ile birlikte Selanik’ten Anadolu’ya göç etme hikayelerini, o yolculukta neler yaşadıklarını, Fethiye’de nasıl düzen kurduklarını anlatmaya çalıştık” diyerek, Romanlara başka bir pencereden bakmak ve hikayelerini anlatacakları bir platform oluşturmak istediklerini belirtiyor.

MÜBADİL ROMANLAR’A DAİR KAYNAK ÇOK AZ

Belgesel konuklarının büyük çoğunluğu Mübadil Romanların torunları. Mübadele sırasında kimisinin babaannesi ailesiyle kaçarken gemilere sığınmış kimisinin annesi yolculuk sırasında doğmuş ve un çuvalına sarılı Türkiye’ye gelmiş. Bir kısmı yerleştikleri bu topraklarda istenmemiş kendilerine yeni yerler aramak için tekrardan yola çıkmışlar.

30 Ocak gerçekleştirdikleri bir Zoom toplantısı ile projelerini katılımcılarla paylaşan yönetmen Sevde Tunç projelerini şu sözlerle anlattı:

“Belgesele mübadil Romanların tarihsel arka planını araştırarak ve kaynak tarayarak başladık. Edindiğimiz kaynaklardan özellikle, ‘1923 Nüfus Mübadelesi ve Mübadil Romanlara Yönelik İskân ve Denetim Politikaları’ ile ‘Türk Yunan Nüfus Mübadelesi ve Devletin Mübadil Romanlara İlişkin Söylem ve Politikaları’ başlıklı iki makaleyi inceledik. Bunun dışında bir akademik çalışma bulmak mümkün değil. Yazar Işık Taban’ın Romanları konu edindiği ‘İnce Sazdan Buselik Makamında’ kitabı ile Kemal Yalçın’ın mübadele insanlarını kaleme aldığı ‘Emanet Çeyiz’ kitabını okuduk. Bu ve benzeri araştırma sürecini tamamladıktan sonra mübadil Romanlarla ilgili, destek alabileceğimiz kurum ve kişilerle irtibata geçtik.

Lozan Mübadilleri Vakfı, Sıfır Ayrımcılık Derneği ve Muhacirler Sosyal Dayanışma Derneği baştan beri desteğini esirgemeyen üç STK idi. Alanda otorite olan bu STK’lardan danışmanlık alarak ilerledik.

ÇEKİLEN HER GÖRÜNTÜ HİKAYENİN BİR PARÇASI

Çekimlerimizin hepsini Fethiye’de yaptık aslında. Sadece Doç. Dr. Nurşen Gürboğa ile olan röportajımız İstanbul’da gerçekleşti. Fethiye’ye vardığımızda ilk olarak telefonla irtibat kurduğumuz Salih Kocatepe ile buluştuk. Ne yapmak istediğimiz anlattık ve konuşacağımız kişileri belirledikten sonra yola koyulduk. Her günümüz yeni bir hikayenin çekimi ile geçti. Bir süre sonra mahalleli de bize alıştı. Çekimlerimizi yaparken onlar da bize destek oldular. Her biri birbirinden özel insanlarla bir aradaydık. Onların konukseverliği ve açık yürekliliği ile hikayelerini daha iyi anlattığımızı düşünüyoruz. Bizi evlerinde ağırladılar, ikramlarda bulundular, kendi kızları gibi görüp hikayelerini öyle anlattılar. Tabi bu da kameraya yansıdı. Çektiğimiz her bir görüntünün ayrı sorumluluğu vardı. Hepsi hikayenin parçasını oluşturuyor. Seyirciyle Mübadil Romanları buluşturduğumuzda onların anlattığı hikayeleri hissedebilmeleri için çok özenli davrandık.”

“Toplum tarihi ile alakalı önemli bir arşiv niteliğinde ki bu çalışma da; anne babalarından mübadele öykülerini bizzat dinleyen, bu hatıraları dün gibi hatırlayan insanları kayıt altına alındı” diyen Sevde Tunç; “Öyle ki araştırma sırasında henüz hiçbir yerde yayınlanmamış olan ilk mübadil Romanların fotoğraflarına ulaştık, bu kareleri Roman toplumuyla paylaşmak bile tarihsel bağlamda Roman toplumuna hizmet. Belgesel, toplumun tarihiyle ilgili bir arşiv oluşturmak, sonraki nesillere bilinç kazandırmak açısından bizim için önemliydi” şeklinde konuşuyor.

Nural Karakaya

Türkiye’de etnisite temelli nüfus sayımı yapılmadığı için Romanların nüfusu konusunda kesin bir veri şu anda bulunmamakta. Avrupa Konseyi Romanlar ve Gezginler Birimi’nin yaptığı çalışmalar, Türkiye’deki Roman nüfusunun 2 milyon 750 bin olduğunu belirtilmekte. Türkiye’deki Roman Sivil Toplum Kuruluşları ise ülkede yaklaşık 5 milyon Roman’ın varlığından söz ediyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dHangisi: Mülteci, göçmen, sığınmacı kimdir?

d‘Sermayenin el değiştirme’ hikâyesi: Kimlerin malvarlıklarına el konuldu?

 

Türkiye’nin dört bir tarafında mübadil Roman bulmak mümkün. Fethiye’de, Başkanı ve yönetim kurulu Romanlardan oluşan Fethiye Muhacirler Derneği adında bir dernek var. 4. kuşak ve sonrakilere mübadil Romanları anlatmak üzere çeşitli faaliyetler planlasalar da ekonomik yetersizlik ve insan kaynağındaki eksiklikten dolayı bu konudaki hedeflerine ulaşamamışlar.

Salih Kocatepe

Impact Hub Istanbul ve ABD’nin Türkiye Misyonu tarafından desteklenen Project Zoom kapsamında hazırlanan projeye https://www.mubadilromanlar.com/ sayfası üzerinden ulaşılabilir.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram