8 Mart’ta hapishanelerdeki bebekli, çocuklu kadınları unutma!

‘Bugün yine Biz’iz… Ama ya yarın, sonraki gün? Kendimize özgü direniş alanları kurmak, eril dilden arınmış söz dağarcığını genişletmek, ittifak

KRONOS 08 Mart 2020 Genel

‘Bugün yine Biz’iz… Ama ya yarın, sonraki gün? Kendimize özgü direniş alanları kurmak, eril dilden arınmış söz dağarcığını genişletmek, ittifak zincirini koparmadan birlikte yol almak mümkün… Kadın olmanın sınavını her gün veriyoruz.’ diyor Pınar Doğu T24’te.

Moskova’da varılan mutabakatı ve genel Suriye politikasını eleştirmenin maliyetinden söz eden Aydın Selcen Gazete Duvar’da; ‘Ya sonuç? Rus bizi ayağına çağırıp şunları kayda geçirtti ve “oku bakayım” dedi: “Rejim” dediğinin adı “Suriye Arap Cumhuriyeti.” Sen askeri güçle ilerleyemezsin, ama ben terörle mücadeleye devam edeceğim. Senin direnişçin, benim teröristimdir. Onca şehit verip, şunca mühimmat yakarak fethettiğin Serakıp’ı ben devraldım. Halep-Şam karayolu açık ve denetimi Esat’ta kalacak.’ ifadelerini kullanıyor.

Hüsnü Mahalli, Korkusuz’da, Moskova’daki zirveden çıkan sonucun nihai gidişatı değiştirmeyeceğinden bahsediyor; ‘AKP Suriye sorununu çözmek istemiyor. Çözmek isteseydi zaten başından beri müdahale etmezdi. Müdahale etti çünkü Esad’ın devrileceğini ve Müslüman Kardeşlerin Şam’da iktidar olacağını hesaplıyordu. Oysa bu coğrafyayı biraz olsun tanıyanlar bunun imkansız olduğunu bilirler. 2011 sonunda yazdığım Ortadoğu’da Kanlı Bahar kitabımda Esad’ın asla devrilmeyeceğini söyledim ve bunun nesnel nedenlerini anlattım. Dinleyen olmadı. Şimdi de öyle. Son iki ayda yaptığı büyük hatalara rağmen AKP değişecek gibi görünmüyor.’.

Birgün’de güncel gazeteci göz altı ve tutuklamalarını rakip doğru kavramı üzerinden ele alıyor Ümit Alan; ‘Macdonald bahsini ettiğim Hangi Doğru kitabında “Bilginin demokratikleşmesi güç kadar sorumluluk gerektirir” diyor ve ekliyor: “Duyduğumuz doğruların zihniyetlerimizi nasıl şekillendirdiğinin ve partizan bölünmelere yol açabileceklerinin daha fazla farkında olmalıyız. Kendi fikirlerimizin yankısından ve kendi yarattığımız filtre baloncuğundan kurtulabilmemiz için fikirlerimizi içinde yaşadığımız kabilenin inançlarını sorgulayacak rakip doğruları aramalıyız.” Bu köşede uzunca bir süredir yapmaya çalıştığım şeyin de bir özeti aslında bu. “Şimdi sırası değil” en sevmediğim cümle. Çünkü şimdi tam sırası. Zor günlerde daha da önemli.’.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde demir parmaklıklar ardındaki kadın ve çıcuk dramına dikkat çekiyor Cumhuriyet yazarı Emre Kongar;
‘Yazılı Medyaya, İnternet Medyasına ve Sosyal Medya’ya yansıyarak alenileşmiş haberlerden biliyoruz ki, “mahpus kadınlar” özellikle de “mahpus anneler”, erkeklerden çok daha zor durumda.Bazı kadınların doğum yapar yapmaz, bebekleriyle birlikte, hapishaneye götürüldüğünü duy yoruz:
Elbette bu zulmün sorumlusu, onları götüren değil, yasaları yapan ve uygulatan siyasal iktidardır! Bir ülkenin uygarlık düzeyi hiç kuşkusuz, başta kadın hakları olmak üzere, insan hakları ile ölçülür… Ama bence gerçek uygarlık düzeyi, adalet sisteminin bağımsızlığı ve hapishanelerindeki koşullar ile belirlenir!’.

Günün öne çıkan yorumları Kronos Podcast yayınında:
https://soundcloud.com/user-436877268/080320-kp

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram